Kıbrıs için kritik görüşmeler

Kıbrıs, Aralık'ta ABD ve AB temaslarının ortak konusu ve bugün Ankara'da masaya yatırılıyor

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat’ın dün akşam ve bugün Ankara’daki temasları, yalnız Kıbrıs sorununun geleceği değil, Türkiye’nin Avrupa Birliği ile ilişkilerinin geleceği açısından da önem taşıyor.
Dün akşam Ankara’ya gelen ve Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu ile uzunca bir toplantı yapan Talat, bu sabah Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ve Başbakan Tayyip Erdoğan ile ayrı ayrı görüşecek. Öğleden sonra da Kıbrıs Rum Cumhurbaşkanı Dimitris Hristofyas ile buluşmak üzere Ada’ya uçacak.
Bir anlamda Ankara, Bayram sonrası mesaiye Kıbrıs sorunuyla başlamış oluyor.
Bunun nedeni Hristofyas’ın geçen hafta yaptığı çıkışla, Türkiye’nin limanlarını Kıbrıs Rum bayraklı gemilere açmaması halinde 10-11 Aralık’ta yapılacak Avrupa Konseyi toplantılarında Türkiye’ye yeni yaptırım talep edebileceğini söylemiş olması değil.
Doğrusunu söylemek gerekirse Ankara’da yönetim kademelerinde bu sözleri bir tehdit olarak ciddiye alan pek kimse yok. Belki de Kıbrıs Rum Cumhurbaşkanı’nın böyle bir adım atmasının aslında Türkiye’den ve Kıbrıs Türklerinden çok kendisini zor durumda bırakacağı hesap ediliyor.
Ankara’nın Kıbrıs sorununu gündeminde öne almasının başka önemli nedenleri var.
Şöyle sıralamak mümkün:
* Kıbrıs sorunu, Başbakan Tayyip Erdoğan’ın 7 Aralık’ta Vaşington’da ABD Başkanı Barack Obama ile yapacağı görüşmede gündeme getireceği az sayıda konu arasında yer alıyor. Erdoğan’ın Obama’ya ‘Türkiye’nin Mart sonuna dek Kıbrıs sorununun çözüm yoluna girmesi gerektiğine inandığını’ söylemesi ve çözüm için destek talep etmesi bekleniyor.
* Erdoğan’ın Obama’ya ‘Aksi takdirde iki devlet çözümü tartışmaya açılabilir’ demesi, ya da bu imada bulunması bugün itibarıyla üzerinde durulan bir seçenek değil. Ancak bu seçeneği zaten 13 Temmuz’da Ankara’da Talat ile görüştükten sonra, ortak basın toplantısında Cumhurbaşkanı Gül zaten dile getirmişti. Aslında bu, 30 Haziran’daki Milli Güvenlik Kurulu (MGK) toplantısında tartışılan ve mutabakat sağlanan bir konu olmuştu.
* Gül’ün sözleri, 17 Temmuz’da devlet kanalı TRT’deki bir programda Dışişleri Bakanı Davutoğlu tarafından ‘Uluslararası aktörlerin soruna ağırlık koymaları’ çağrısıyla bir adım ileri taşınmıştı. Başbakan Erdoğan, Gül ve Davutoğlu tarafından dile getirilen ‘2009 sonuna dek’ tarihini, daha sonra bahar ayları olarak tadil etmişti.
* Erdoğan’ın Obama’ya söylemesi beklenen bahar ayları, ya da mart sonu tarihinin bir anlamı var. Nisan ayında KKTC’de cumhurbaşkanlığı seçimleri yapılacak.
Kıbrıs’ta Türk seçmeni tatmin edecek bir çözüm elde edilemezse, Talat’ın bir daha seçilmesi zor görünüyor. Yerine Başbakan Derviş Eroğlu, ya da onun işaret edeceği bir adayın gelmesi ihtimali var.
* Talat’ın gidip Eroğlu, ya da milliyetçi çizgide bir başka adayın gelmesi halinde, Hristofyas’ın karşısında daha uzlaşmaz bir Türk heyeti bulacağı kesin. Tabii, Birleşmiş Milletler görüşmelerin devamında bir yarar görürse...
* Erdoğan’ın Obama ile görüşmesinden birkaç gün sonra 10-11 Aralık’ta Avrupa Konseyi toplantısında da Türkiye’nin limanlarını Kıbrıs Rum gemilerine açması konusu gündeme gelebilir. Kıbrıs konusu, Türkiye’nin AB ile mevcut sorunlarından yalnızca bir tanesi. Ancak sırf bu yüzden Türkiye’nin önündeki engellerin yükseltilmesini destekleyecek ülke yalnızca Kıbrıs Rum Cumhuriyeti olmayabilir.
* AB Baş Müzakerecisi Egemen Bağış’ın bu hafta başında AB Dönem Başkanlığı’nı yürüten İsveç’te yapacağı temaslar, Avrupa Konseyi toplantıları öncesi Ankara’ya bir işaret verecek. Erdoğan ve Davutoğlu’nun Vaşington ve Brüksel temaslarında Stockholm’den alınan nabız rol oynayacak. Ancak bu süre içinde Türk hükümetinin Kıbrıs görüşmelerinde gerçekten neler olup bittiğine ilişkin Talat’tan yüz yüze bilgi alması için dün akşam ve bugün Ankara’daki temasların önemi var.
Kürt açılımı ve Ermenistan protokolünün yanısıra, Kıbrıs sorununun, önümüzdeki hafta ve aylarda gündemde yükselmesi şaşırtıcı olmamalı.