Kıbrıs'ta boşanmaya doğru mu gidiliyor?

Ankara, Talat ile uzlaşma hamlesine hazırlanıyor; Rumlar yanaşmazsa 'Günah bizden gitti' deme hakkı için

Kıbrıs harekâtının 35’inci yılına birkaç gün kala gelişmeler ya birleşme, ya boşanma noktasına doğru hızlanmaya başladı.
KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat’ın önceki gün Ankara’da Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ile görüşmesi ardından yaptıkları ortak açıklama gelişmelerin ivme kazanmasında rol oynadı.
Bu açıklamadaki kritik bölüm Ada’da birleşme görüşmelerinin 2009 sonuna dek Türk ve Rum tarafında referanduma, halk oylamasına sunulması talebiydi.
Özetle Türk tarafı, 2004 yılında Annan Planı’nın referanduma sunulup Rum tarafının ret oyuyla gerçekleşemeyen yeni Birleşik Kıbrıs’ı kurma fırsatının bu yıl sonuna dek kullanılmasını istiyordu.
O günlerde herkesin dikkati askeri yargı usulleri yasası geriliminde olduğu için fark edilmemişti ama, 30 Haziran’da yapılan Milli Güvenlik Kurulu toplantısı ardından yayımlanan bildiride, içeride ağırlıkla tartışılan konunun Kıbrıs olduğu anlaşılıyordu. MGK’nın Kıbrıs konusundaki açıklaması öncekilere göre birtakım yeni unsurlar içeriyordu. Örneğin, birleşmenin artık Ada’daki iki bölgenin aritmetik toplamı değil, ‘siyasi eşitlik, iki kesimlilik ve eşit statüde iki kurucu devleti haiz yeni bir ortaklık’ şeklinde olması öngörülüyordu. Aynı şekilde, ‘hukuki güvenlik ve kesinliğin’ teminat altına alınması gerektiği söyleniyordu. Bu da yeni bir unsurdu ve aslında Rum tarafının ‘iki kurucu devlet’ ifadesini daha kolay kabullenmesi için kapı açacağı düşünülen bir unsurdu. Türkiye, garanti kelimesini kullanmıyor, ancak AB sistemine girmekle Kıbrıs Türklerinin haklarının ‘temin edilmiş’ sayılmayacağının altını çiziyordu. 
Talat’ın Ankara görüşmeleri, MGK’nın bu yeni yaklaşımının tartışılmasına da sahne oldu. Gül ve Talat’ın basın toplantıları 1.5 saat geç başladı. Hilal Köylü’nün haberinden okuyabileceğiniz gibi, önceki gece Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu ile 4 saat mesaileri oldu. Dün sabah da Başbakan Tayyip Erdoğan ve Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek ile bir araya geldiler.
Talat bu çalışmaları sürdürürken, rakibi Dimitri Hristofyas ne AB üyeliği dışında bir garantiyi kabul edeceği, ne de 2009 sonuna dek referanduma hazır olunacağını sandığını söyleyiverdi.
İşte bu noktada, Bakanlar Kurulu ardından Çiçek’in Hükümet Sözcüsü sıfatıyla söyledikleri önem taşıyor. Çiçek, KIbrıs’ta birleşme yolunda kısa sürede adım atılmazsa, bunun sorumlusunun artık ne Türkiye, ne de KKTC olacağını söyledi.
Bu ifade aslında yalnızca Ankara’da olmayan, giderek Avrupa ülkeleri arasında da yayıldığını diplomatik çevrelerle görüşmelerden de gözlediğimiz bir bıkkınlığa işaret ediyor. Kıbrıs görüşmelerinin sırtını AB’ye yaslayan Rum Cumhuriyeti’nin tutumunu milim
değiştirmemesinden kaynaklanan şekilde sonsuza dek sürmesine izin mi vereceği sorusu
sorulmaya başlandı. Hristofyas’ın önünde giderek iki seçenek belirmeye başlıyor: Ya uzlaşma yoluyla birleşme, ya da sulh yoluyla boşanma.
Yataklar 35 senedir ayrı nasıl olsa.

Nabucco’da Rus gazı mı?
Başbakan Tayyip Erdoğan ve Enerji Bakanı Taner Yıldız, tarihi Nabucco anlaşmasının imza töreni sırasında ve sonrasında yaptıkları açıklamalarda Rus gazının da sisteme dahil olması isteklerini dile getirdiler.
Bu açıklamalar, eğer 6 Ağustos’ta Türkiye’ye gelmesi beklenen Rusya Başbakanı (ki ona artık Rus medyası ‘Milli lider’ demeye başladı) Vladimir Putin’i etkilemek amacıyla ise bunun diplomaside yeri vardır. Ama Rus diplomasisi bu taktikten etkilenmeyecek kadar derindir, bu sözler Putin’i etkilemez.
Putin, Nabucco’yla toprakta çürüyecek boş çelik borular’ diye alaya alıyor, çünkü işin ciddiyetinin farkında: Proje tutarsa, Rusya’nın Avrupa gaz hegemonyası kırılabilir.
Yok, Başbakan ve Enerji Bakanı bu sözleri inanarak söylüyorlarsa, esas o zaman sorun var demektir. Çünkü Nabucco projesinin tek amacı, Avrupa’nın doğalgaz tüketiminde Rusya’ya göbekten bağımlılığını bir nebze olsun (tam kapasiteye ulaştığında yüzde 15) kırmaktır.
İran’da durum yarın değişir, ABD ambargosu kalkarsa, Nabucco’ya İran gazı gelebilir. Buna Avrupalılar herkesten çok sevinir. Ama Nabucco projesinin stratejik amacı Avrupa’nın Rus gazına bağımlılığı kırmak iken Rus gazı demeçleri sıralamak Ankara’nın projeya yaklaşımını sorgulatıyor.