Kılıçdaroğlu: Dış politikaya yeni bir başlangıç lazım

Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi üyeleri ile İran arasındaki nükleer anlaşmasının bölgede dengeleri değiştirdiğini söyleyen Kılıçdaroğlu, "Anlaşmasının getirdiği zemini fırsat bilerek Türk dış politikasına taze bir başlangıç yapmak gerek" diyor.

“Türkiye birkaç yıl öncesine dek İran ile nükleer görüşmelerde arabulucu rolündeydi, şimdi ise tamamen dışında kaldı; bu da Türk dış politikasının son birkaç yılda yaşadığı gerilemeyi göstermesi açısından dikkat çekicidir.

Bu sözler CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’na ait. Kılıçdaroğlu ile İran ile dünya güçleri (Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi üyeleri, Almanya ve AB’den oluşan toplama bu isim takılmış bulunuyor) arasında varılan nükleer silah mutabakatının ilanının ardından dün bir telefon görüşmesi yaptık.

Görüşmeyi yaptığımız sırada henüz ne Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, ne de Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun anlaşmayı “olumlu bir aşama” olarak değerlendiren açıklamaları yapılmıştı.

Kılıçdaroğlu, nükleer anlaşmanın İsrail’in tehditlerine karşın tamamına erip uygulanması durumunda bölgede barış ve istikrara hizmet edeceğini, ancak siyasi dengeleri İran lehine ciddi şekilde değiştireceği kanısında.

Son yıllarda Türk dış politikasının gerileme içinde olduğunu, bu haliyle Türkiye ve halkın çıkarlarına zarar verdiğini öne süren Kılıçdaroğlu, İran anlaşmasının getirdiği zemini fırsat bilerek Türk dış politikasına taze bir başlangıç yapmak gerektiğini söylüyor.

Türkiye’nin AB hedeflerinden uzaklaştıkça demokrasi çıtasının gerilediğini, demokrasi geriledikçe dış politikada Avrupa’dan uzaklaşıldığına dikkat çeken Kılıçdaroğlu’na göre, Türkiye AB, ABD ve Ortadoğu hedeflerini başta komşular olmak üzere uluslararası camia ile ilişkileri yeniden dostluk ve işbirliği temeline oturturken, milli çıkarlara öncelik veren bir hattı benimsemeli.

Ama Kılıçdaroğlu bunu Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ve AK Parti iktidarlarının değil, ancak bu önceliklere sahip CHP’nin yapabileceği inancında.

Kılıçdaroğlu ile yaptığımız telefon mülakatı şöyle:

İran dünya güçleriyle nükleer anlaşmaya vardı bunu nasıl karşılıyorsunuz?

Olumlu karşılıyorum. Bölgemizde nükleer silahlanma yarışına yol açabilecek, barış ve istikrarı daha da çok tehdit edebilecek gelişmelerin diyalog yoluyla çözüme ulaşması sevindirici. İran’ın nükleer silah yapmaktan vaz geçmesi önemli bir adım. Tabii İsrail’in sert tepkisi var, bazı ayrıntılar hâlâ açıklanmadı, ama bizce barışçı siyaset yönünde atılan adımlar olumludur.

Sizce bu gelişme bölgemizdeki dengeleri nasıl etkiler?

Bence ciddi değişiklikler beklemek gerekiyor. Bölgedeki güç dengelerini değiştirebilecek bir gelişme. Sözler tutulur, anlaşma uygulanırsa İran’ın bölge siyasetindeki, dünya siyasetindeki önemi artacaktır. Sadece İsrail ve Türkiye hükümetlerinin değil, Suudi Arabistan ve Mısır’ın da bu gelişmeden etkilenmesi beklenmeli. Tabii İran’ın Yemen’de pozisyon değiştirmesi Suudi Arabistan ve Mısır’ı rahatlatabilir.

Türk dış politikasının bu gelişmelere göre mutlaka gözden geçirilmesi gerekiyor. Türkiye bundan birkaç yıl öncesine dek İran ile nükleer görüşmelerde arabulucu rolündeydi, şimdi ise tamamen dışında kaldı; bu da Türk dış politikasının son birkaç yılda yaşadığı gerilemeyi göstermesi açısından dikkat çekicidir.

Neden? Sizce ne yapılmalı?

Bir süredir izlenen dış politikanın Türkiye’ye, Türkiye’nin çıkarlarına zarar verdiği zaten belliydi. Erdoğan bir süredir zaten Birleşmiş Milletler siyasetine yön veren ülke yönetimlerince asli aktör olarak görülmüyordu, gözden çıkarılmış, ihtiyaç halinde aranır hale gelmişti. Obama İsrail ziyareti sırasında Netenyahu ile telefonda görüştürerek oyunda tutmaya çalıştı, ama ikisi de yanaşmayınca üstelemedi.

Bakın Murat Bey, devlet ve halkın çıkarları AKP iktidarı altında sadece içeride değil, dış politikada da hasar gördü. Bir yandan terör canlanıyor, insanlar yeniden can korkusuna itiliyor, diğer yandan sokağa izinsiz çıkanı etkisiz hale getirmek, vurmak yetkisi veriliyor. İç Güvenlik Yasası ile sıkıyönetim ilanına gerek kalmadan sıkıyönetim koşulları yasallaştırılmak isteniyor. Demokrasi çıtasını kaybediyoruz.

Demokrasi çıtasını kaybettikçe de dış politikada giderek AB ölçülerinden uzaklaşıyor, savruluyoruz. Mevcut dış işleri bakanı Türk dış politikasını yürütme kapasitesine sahip değil. Erdoğan ise bildiği yolda inatla gidiyor. Oysa dış politikada da değişim gerekiyor.

Siz olsanız ne yaparsınız?

Öncelikleri değiştirmemiz gerekiyor. Türkiye’nin çıkarlarını gözeten, komşularıyla dostluk ve barışçı ilişkilere önem veren bir dış politikaya ihtiyaç var. Bakın, güneye giden bütün ticaret yolları bu dış politika nedeniyle kapanıyor, bunun da Türk halkına bir maliyeti var, işsizlik, pahalılık, enflasyon olarak bize yansıyor.

CHP olarak yapılması gerekenleri üç temel başlıkta değerlendiriyoruz:

1- AB ile ilişkilere hangi faslın açılıp açılmadığına bakılmadan öncelik ve ağırlık verilmeli. Bu Türkiye’deki demokrasi standardını korumamıza katkısı bakımından da önemli... AB ile ilişkilerde yeni bir başlangıç yapmamız gerekiyor.

2- ABD ile ilişkilerde yeni bir başlangıç yapmamız gerekiyor. ABD bizim müttefikimiz, ama aynı zamanda milli çıkarlarımızı da korumamız gerekiyor. İlişkileri kapalı kapılar ardından, çıkarıp iki eşit demokrasi arasındaki ilişkiye yükseltmemiz gerekiyor. Bu bizim hem AB, hem Orta Doğu ile ilişkilerimiz bakımından önemli.

3- Ortadoğu ülkeleri, özellikle de komşularımızla yeni bir başlangıç yapmamız gerekiyor. Mısır, İsrail, Suriye ve Irak ile yeni başlangıçlar yapmamız, mezhep ayrılıklarına Sünni-Şii karşıtlığı eksenindeki politikayı bir yana bırakmamız, İran’ın bu nükleer anlaşma ile değişeceği anlaşılan rolünü hesaba katarak yeni işbirliği alanları açmamız gerekiyor.