Koalisyon için perşembenin gelişi...

Hâlâ seçim ihtimali ağır basıyor, ama bir koalisyon hükümeti kurulması için ihtimaller henüz tükenmiş değil. Perşembenin gelişi için yine de çarşambayı dikkatle izleyelim biz.

Perşembe karar günü olacak.

Pazartesi günü yapılan 4 saat 20 dakika yapılan toplantıda Başbakan Ahmet Davutoğlu ve CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun vardığı sonuç bu oldu.

İki lider ya buraya kadar, olmuyormuş diyecekler ve Türkiye hızla yeni bir seçime gidecek, ya da oldurmaya çalışıyoruz diyecekler ve ayrıntılara geçecekler, mesela bakanlık pazarlıklarına.


***

Görüşmelere CHP heyetinin başı olarak katılan Haluk Koç dün parti yönetiminin Kılıçdaroğlu’na verdiği yetkinin çerçevesini “en az dört yıllık ufku olan, reform odaklı, yüksek profilli, geniş tabana dayanan” bir koalisyon hükümeti olarak duyurdu.

Böyle bir hükümetin dışişleri, ekonomi ve eğitim politikaları, yeni anayasa ve toplumsal barış gibi 5 “temel” sorun alanında “çözüm odaklı olması gerektiğini söyledi.

Böylece aslında Kılıçdaroğlu’nun perşembe günü saat 14’deki toplantıda Davutoğlu’na “açılış pozisyonunun” ana hatlarını da çizmiş oldu.


***

Bu beş alanı beş bakanlık olarak yorumlamak da mümkün elbette, ama sanırım iş oraya gelmeden asıl kararı “tamam mı, devam mı?” kararını vermeleri gerekecek.

Davutoğlu da parti yönetimine danışacak. Ayrıca hâlâ AK Parti’nin doğal lideri konumundaki Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ile görüşecek.

Davutoğlu bir AK Parti-CHP koalisyonunu denemek istediğini söylerse Erdoğan’ın bunu engellemesi, bu noktada zor olacaktır, ama Davutoğlu’nun da “devam” kararını Erdoğan’ın görüşüne başvurmadan alması zordur.


***

Bu noktada, görüşmelerde AK parti heyetine başkanlık eden Kültür ve Turizm Bakanı Ömer Çelik’in görüşmeler ardından vurguladığı noktaya dikkat çekmekte yarar var.

Aslında Haluk Koç da söyledi, ama sanki Çelik daha kuvvetli vurguladı: Türkiye’nin iki ayrı toplumsal tabanını temsil eden, iki siyasi kutbunun 7 Haziran seçimleri ardından bu kadar süre bir araya gelip konuşmaları dahi başarı sayılmalıydı.

Bu “başarı” bir sonuca ulaşırsa halka başarı olarak anlatılabilir, yoksa “Bir bu seçimden hükümet çıkarmayı beceremedik, haydi yenisine gidiyoruz” demeyi başarı olarak anlatmak zor olur.


***

Dün CHP “dört yıl ufku” olan hükümetten söz edince AK parti saflarından homurtular duyuldu. Belli ki AK Partililerin aklında daha kısa süre var.

Bu kısa süre belki de CHP’ye koalisyon ortağı olarak ihtiyaç duyulmayacak, seçim odaklı bir azınlık hükümeti. AK parti belki de bu konuda MHP’nin destek verebileceğine güveniyor; kulislerde Devlet Bahçeli’nin verdiği 15 Kasım tarihinin G-20 zirvesine denk gelmesi nedeniyle 22 Kasım tarihi kulaklara fısıldanmaya başladı bile dün.

Bu Erdoğan’ın da en sevdiği çözüm olacaktır.


***

Çünkü Erdoğan kısa süreyle de olsa herhangi bir partiyle girilecek koalisyonun kendisi açısından gücü tek parça halinde kullanmasının sonu anlamına geleceğini biliyor.

Bazı bakanlıkların başka ellere gitmesinin devlet yönetimi üzerinde inşa etmesinin 13 yılı bulduğu kontrolü kıracak olması da cabası.

Öte yandan önünde bir de AK Parti kongresi olan Davutoğlu için 7 Haziran’da ortaya çıkan milli iradeye göre bir hükümeti kurabilmiş olmanın getireceği liderlik itibarı söz konusu.


***

Zorluklar var, ama zaten liderlik zor günlerde ortaya çıkan bir vasıftır genellikle.

Dolayısıyla, evet, hâlâ seçim ihtimali ağır basıyor, ama bir koalisyon hükümeti kurulması için ihtimaller henüz tükenmiş değil.

Perşembenin gelişi için yine de çarşambayı dikkatle izleyelim biz.