Koalisyon kurulamazsa Erdoğan mı bozmuş olacak?

Hep söylenir ya, siyasetin yaşanan gerçeklikle pek az ilgisi vardır; siyaset daha çok algılanan gerçekliktir. Bugün Davutoğlu ve Kılıçdaroğlu çıkıp "Anlaşamadık" derlerse, bu doğru olsun olmasın Erdoğan'dan bilinecek. Peki, anlaşamazlarsa bunun tek sorumlusu gerçekten Erdoğan mı olacak?

Daha bir gün önce, Genelkurmay Başkanlığından ayrılmakta olan Necdet Özel’e madalya töreninde konuşmuştu.

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, hükümet tarafından son birkaç gündür yayılan “45 gün uzayabilir” yorumlarına bir cümlede son vermişti.

Orada da kalmamış, Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun sadece CHP ile değil MHP ile de konuşmasının mümkün olduğunu hatırlatmıştı.


***


Erdoğan, Davutoğlu’nu CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu ile koalisyona filan kalkışmayıp MHP’nin desteğinde azınlık hükümetiyle seçime doğru mu itiyordu?

Gazeteciler önünde bu sözleri sarf edip mesajını verdikten sonra Davutoğlu ile ayrı bir görüşme yapmak istedi, yaptılar.

Dün, yani Davutoğlu ve Kılıçdaroğlu arasındaki “Tamam mı, devam mı?” görüşmesinden bir gün önce o sert çıkışını, işte o dünkü sözleri ve Davutoğlu’yla görüşmesi ardından yaptı; demek ki yetmediğine inanıyordu.


***


Önce, artık zorunlu hareketlerden sayılacağı üzere HDP’ye yüklendi Cumhurbaşkanı.

Bir gün önce süreci anlayamadıklarından bu nedenle sürecin artık buzdolabına kalktığından söz etmişti.

Tamam, MHP “Beyan yetmez” diyor, buzdolabına kaldırmak yiyeceği korumaya almaktır diyor ama Kürt diyalog sürecinin sone erdirilmesi MHP’nin AK parti ile konuşmak için ön koşuluydu.


***

Sonra sadede geldi.

İşte 'ana muhalefetle iktidar birlikte koalisyon hükümeti kursunlar' diyenler vardı. 'Ondan sonra görüşelim' diyenler vardı. (Herhalde bununla Bahçeli’yi kast ediyordu.)

Cumhurbaşkanı “Bütün bunların hepsini görüyordu”.

 

***

Evet, Başbakan 45 gün içerisinde, kendisinin de partisinin de inandıklarıyla “mütenasip olabilecek” bir ortak bulabilirse, “ama bir tekrar seçim, ama farklı bir anlayışla bir ortaklık için” adım atabilirdi.

Ama o tabii kendi ilkeleri, kendi düşünceleriyle karşı düşüncenin (herhalde CHP kastediliyor) örtüşmesi lazımdı.

Herhalde örtüşmüyorsa, “intihar edecek” hali de yoktu.


***


Cumhurbaşkanı, adını vermeden Başbakan’a, CHP’ye AK Parti ilkelerini kabul ettirmeden ortaklık kurarsan intihar etmiş olursun mu diyordu?


Bu sert imânın bir ucu hükümet kuruluş sürecine, diğer ucu önümüzdeki AK Parti Kongresi’ne değiyordu.

Erdoğan’a göre Davutoğlu’nun tutacağı en iyi yol, hemen seçime gitmek üzere bir ortak bulması mıydı?

Erdoğan’ın aklındaki ortak yoksa MHP miydi?

 

***

MHP lideri Bahçeli, akşamüzeri sert bir çıkış yaptı: Erdoğan’ın Davutoğlu-Kılıçdaroğlu görüşmesinden bir gün önceki sözlerini hükümet sürecine müdahale ve demokrasiye kasıt olmakla suçladı.


Ondan bir kaç saat önce CHP’li Özgür Özel, Erdoğan’ı aklında Davutoğlu’dan başka bir oyun planı bulunmakla suçlamıştı.


Davutoğlu her ne kadar o kadar önemli olmadığını anlatmaya çalışsa da, Erdoğan’ın çıkışı siyaset dünyasında Davutoğlu’nun koalisyon kurup kuramayacağını anlama çabalarına müdahale olarak algılanmıştı.


***


Hep söylenir ya, siyasetin yaşanan gerçeklikle pek az ilgisi vardır; siyaset daha çok algılanan gerçekliktir.


Bugün Davutoğlu ve Kılıçdaroğlu çıkıp “Anlaşamadık” derlerse, bu doğru olsun olmasın Erdoğan’dan bilinecek.


Peki, anlaşamazlarsa bunun tek sorumlusu gerçekten Erdoğan mı olacak?

 

***

 

Muhtemelen tek sorumlusu Erdoğan olmayacak.


İki nedenden dolayı:

 

1-      Hem AK Parti hem CHP tabanının çoğunluğu, bir diğeriyle koalisyon fikrine şiddetle karşı. Her iki partide de “Biz bunun için mi size oy verdik” tepkisi hâkim. Dolayısıyla onları ortaklığa zorlayan bir taban yok, tam tersine.

2-      Öte yandan tabanı ikna etmek liderliklerin işi. Koalisyon olmazsa, bunda uzlaşmacı bir hükümetin bugünün Türkiye’si için neden gerektiğini tabanlarına yeterince anlatmayan Davutoğlu ve Kılıçdaroğlu’nun da sorumluluğu olacak. Ama bu sorumlulukta, seçim ihtimalini onların başı üzerinde Demokles’in Kılıcı gibi sallandıran Erdoğan’ın da payı var.
 

***

Dolayısıyla bugün iki lider “Anlaşamadık derlerse bunun tek sorumlusu Erdoğan olmayacak, ama en büyük sorumlusu Erdoğan olacak.

Peki, ola ki MHP’nin desteklemesi, ya da HDP ile aynı yönde oy kullanmamış olmak için oturuma girmemesi, ya da boş oy atması gibi usullere başvurması sonucu diyelim seçim kararı alındı ve Davutoğlu azınlık hükümeti oluştu.

Bütün anketlerin tabloyu değiştirmediğini göstermesine rağmen Erdoğan istediği sonucu alacak mı?

 

***

Ya da başka türlü soralım.

Erdoğan’ın 7 Haziran öncesi oyun planının bozulmasından HDP’nin yüzde 10 barajını aşmasını sorumlu tuttuğu malum.

 

Dün “vatandaşın özgürce oy kullanımı” konusundaki vurgusu, acaba yeniden saldırılarına başlayan PKK’nın da elverdiği zeminle, AK Parti seçmenini koruma hedefinin HDP seçmenini caydırma yöntemine dönüşebileceğinin mi işareti?

Yüksek Seçim Kurulu’nun (YSK) daha önce reddetmiş olduğu “Taşımalı oy” sistemini şimdi kabul etme ihtimali, bu tartışmada kilit önem taşır.

 

***

Ve bir de belki erken bir soru soralım: Diyelim koalisyon kurulmadı, seçime gidildi ve yine benzer tablo çıktı.


O zaman ne olacak?

Beni seçene kadar seçime devam mı diyeceğiz? Bu mudur?