Köşk ve AKP dengeleri

Başkentteki trafik, mükemmel komplo teorisi malzemesi veriyordu. Tüm </br>işaretler, AKP'de Erdoğan-Gül-Arınç dengesinin bozulduğunu ortaya koyuyor...

Dün Ankara baş döndürücü bir trafiğe sahne oldu. Yalnızca bu trafiği gözleyerek anlam vermeye çalışanlar için ortada mükemmel komplo teorisi malzemesi vardı.
Bu gözle bakıldığında sırasıyla şunları görebiliriz: Dünkü Milli Güvenlik Kurulu'ndan önce Genelkurmay ABD'de bir düşünce kuruluşundaki senaryo çalışmaları üzerine bir açıklama yapmıştı. Kurul'da PKK-Irak-ABD konuşulmuş, Kurul ardından Başbakan Tayyip Erdoğan'ın (bugün) Genelkurmay'a giderek (Dışişleri Bakanı Abdullah Gül ile birlikte) Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt'a gideceği açıklanmıştı. Dün öğleden önce iki saat süren toplantıdan çıkan Başbakan, vakit geçirmeden Milli İstihbarat Teşkilatı Müsteşarı Emre Taner'i çağırmış, bu görüşmeden hemen sonra ABD Büyükelçisi Ross Wilson Başbakanlık binasına girmişti. Wilson'ın Başbakan Yardımcısı Abdüllatif Şener'in danışmanı tarafından yolcu edilmesinden hemen sonra da Şener, Çankaya'ya çıkarak Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer ile programda olmayan bir görüşme yapmıştı. Sezer, Şener'i, aslında Erdoğan haftalık görüşmesine gelmiş olsaydı vermiş olacağı randevu aralığında, Büyükanıt ile görüşmesinden hemen sonra kabul etmişti.
Bu trafiğin altını biraz araştırınca, olayların birbirine fazla bağlı olmadığı ortaya çıkıyordu gerçi. Örneğin Erdoğan'ın Genelkurmay'a gidişi daha önce planlanıp ertelenmişti, önceki günkü MGK'da bilgisi verilmişti. Örneğin Wilson, Şener'den (daha Şener milletvekili olmayacağını ilan etmemişken) iki ay önceden, olağan görüşmeler için randevu istemiş, bugün için verilmişti. Wilson, Şener ile görüşmek için Başbakanlığa gitmişti.
Evet, Erdoğan ve Gül, Büyükanıt ile ne konuştu ise, hâlâ ayrıntılı bilmiyoruz. Irak sınırındaki birlik yığılması ile 1- PKK'ya durması için, 2- Barzani'ye PKK'yı durdurması için, 3- ABD'ye bu doğrultuda çabasını artırması için verilen sinyallerin yeterince ciddiye alınmaması halinde, daha güçlü bir sinyal verilmesi, sınırın ötesine adım atılması konuşulmuş mudur? Muhtemelen konuşulmuştur. Başka ne konuşulmuştur? Örneğin, Hudson Enstitüsü'ndeki senaryo konuşulmuş mudur?
Yanıtı henüz netleşmemiş soruları bırakıp olgulara dönersek, Şener'in dün sabah hangi düşünceyle Sezer'den randevu istediği, ne konuşulduğu hâlâ tam anlaşılmış değil.
Şener'in kendisini aktif siyasetin kenarına çekmesinin olup bitenler arasında özel bir yeri var.
Kimilerine göre Şener, Erdoğan'ın önümüzdeki Meclis döneminde kendisine daha fazla manevra alanı açmak istediğini, daha güçlü ele sahip olmak istediğini zekice görerek usta bir manevra yaptı.
Şener kendisini geri çekmeseydi, acaba AK Parti'nin diğer bazı ağır topları gibi etrafı temizlenerek yalnızlaştırılacak mıydı?
AK Parti'nin kuruluşundan bu yana lokomotifi Erdoğan, Gül ve Bülent Arınç olmuştu ama, Şener'i de o ekipte saymak mümkündü.
Erdoğan'ın 23 Nisan gecesi patlayan ve merkezinde bu dörtlünün (evet, Şener'in de) bulunduğu trafik sonucu, Erdoğan ertesi gün Gül'ü cumhurbaşkanı adayı göstermişti. Erdoğan o gün illerin bu kadar hızlı gelişeceğini, referandum kartının boşa çıkacağını ve 23 Temmuz'da Meclis'te 367 sandalye desteği bulamaması halinde (ki mevcut 3-3.5 parti tahminleriyle hemen hemen imkânsız görünüyor) Gül'ün on birinci cumhurbaşkanı olması defterinin kapanacağını hesap edebilmiş miydi?
Bu arada 4 Haziran'da belli olan milletvekili aday listelerinde ortaya çıkan manzara Gül için iç açıcı olmamıştı. Gül'ün desteklediği, hatta Gül'ün teklifiyle aday adayı olan bazı önemli isimler, Erdoğan tarafından listelere konulmamıştı.
Benzeri durum, Arınç için de geçerliydi. Arınç'a yakın olarak bilinen isimlerin büyük çoğunluğu tırpanı yemiş görünüyordu. 22 Temmuz seçimleri ardından Arınç'ı AK Parti içinde daha da yalnızlaşmış bulmak sürpriz olmamalı.
Erdoğan'ın son krizden parti içinde gücünü artırarak çıktığı söylenebilir.
22 Temmuz'da sandıktan AK Parti çıkıp Erdoğan yeniden hükümet kurarsa, Gül muhtemelen Başbakan Yardımcısı, Dışişleri Bakanı olarak göreve devam eder. Ancak aynı şeyi 'En değerli koltuğu kardeşine bıraktığını' söyledikten sonra gözleri nemlenen Arınç için söylemek zor görünüyor.
AK Parti'nin üst kademesindeki dengenin bu şekilde bozulması, siyaseti nasıl etkileyecek. Buna da bakmamız gerekiyor.