Koza-İpek olayı ne anlama geliyor?

Koza-İpek soruşturması ve 22 şirket yönetimine el koyulması yalnızca yargı bağımsızlığı ve basın özgürlüğüyle ilgili bir durum değil. Aynı zamanda mülkiyet hakkı ve yatırım özgürlüğüyle de ilgili bir durum.

Mahkeme, savcılık tarafından hazırlanan belgelere damgayı basıp onaylamış.

Karar, Koza-İpek grubu yönetimine el konulması; 1 Eylül’de bir polis baskınıyla başlayan soruşturmanın sonucu 27 Ekim’de gruba ait şirketlerin yönetimine kayyum atanıyor.

Raporlarda şirketlerin hesaplarında hata bulunmamasının özellikle belirtilmesine rağmen, terör örgütüne yardım şüphesi üzerine alınmış bu karar.

***

Terör örgütü dedikleri Fethullah Gülen cemaati.

Yani yakın zamana dek Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ve AK Parti’nin iktidar yollarında beraber yürüyüp, yağan bereketle beraber ıslandığı kişiler.

Mahkemenin atadığı kayyumların bağımsız olması gerekirken AK Parti’ye yakın, hatta AK Partili isimler olduğu dün ayrıntılarıyla ortaya atıldı.

***

Grubun kurucusu ve başkanı Akın İpek, mahkeme yanlış harcanmış bir kuruş bulursa bütün mal varlığını hükümet nereye isterse oraya hibe edeceğinde iddialı.

Mal varlığı altın madeni işletmeciliğinden finansa, oradan medyaya kadar geniz bir yelpazedeki yatırımlara uzanıyor.

Grubun yayınları arasında Bugün ve Millet gazeteleri ile Bugün TV ve Kanaltürk bulunuyor.

Zaten 1 Kasım seçimlerine beş gün kala bu yönetime el koyma işleminin grubun medya organlarını susturma amaçlı olduğu öne sürüldü dün muhalif siyasetçiler tarafından.

***

Akın İpek, Fethullah Gülen’e bağlılığını hiçbir zaman gizlememiş bir isim.

Erdoğan ile Gülen’in arası iyiyken, Gülenci polisler, savcılar, yargıçlar asker, yargı, üniversiteler içinde Erdoğan’ın yolunu temizlerken, her yıl biraz daha büyüyen Koza-İpek grubu da gazete ve televizyonlarıyla bu sürece destek veriyordu.

Yollar 2012’de Hakan Fidan’ın sorgulanmak istemesinden başlayıp 17-25 Aralık 2013’te Erdoğan’ın bakanlarını, partililerini hatta aile üyelerini suçlayan bir yolsuzluk soruşturmasıyla sonuçlanan bir süreçte değişti.

***

O zamandan bu yana Gülenciler, devlet içinde “paralel devlet” kurmak isteyen, bunu Erdoğan ve AK Parti’yi devirmek için yapmak isteyen, bu darbecilik sayıldığına ve darbecilik de işin içinde silah olmamasına karşın terörizm sayıldığına göre, terörist sayılmaya başladılar.

Yollar fena ayrıldı.

Akın İpek ve grubunun terörizme yardımla suçlanması bu yüzden.

***

Koza-İpek soruşturması yargının hükümetten bağımsızlığı ve basın özgürlüğüne dair mevcut tartışmaları alevlendirecek bir örnek sunuyor bize.

Ama Koza-İpek soruşturması ve 22 şirket yönetimine el koyulması yalnızca yargı bağımsızlığı ve basın özgürlüğüyle ilgili bir durum değil.

Aynı zamanda mülkiyet hakkı ve yatırım özgürlüğüyle de ilgili bir durum.

***

Liberal yönetimlerin üç ilkesinin “din ve vicdan hürriyeti, ifade hürriyeti ve teşebbüs hürriyeti” olduğu kavramını Türk siyasetinin gündemine ekleyen, Türkiye’nin 12 Eylül 1980 darbesini geride bırakma sürecinde liberal ekonomiyi takdim ederken Sekizinci Cumhurbaşkanı Turgut Özal olmuştur.

Şimdi, otuz yıl sonra “Olmadı, bir daha” seçimine giderken ve şimdiden “Yine olmazsa, yine gideriz” uyarıları altında Türkiye mülkiyet hakkı ve yatırım, girişim özgürlüğünü tartışmanın eşiğinde.

Türkiye’de dün itibarıyla şirketlerin de bizden ve bize karşı olarak ayrıldığı ve bizden olmayanların yönetimlerine el konulup girişimlerinin parti-devlet denetimine alınabileceği bir sürece adım attı.

***

Bu kapı bir kez açılırsa yarın benzer –tek hâkimle alınmış- mahkeme kararları başka şirketler için de geçerli olabilir.

Avrupa Birliği (AB) kapısında üyelik ve dünyanın en büyük 20 ekonomisi (G20) içinde yabancı sermaye bekleyen hükümet acaba hangi mahkemelerde bağımsız yargılama, hangi basın ile ifade özgürlüğü ve ne koşullarda korunabilen mülkiyet haklarıyla yatırım özgürlüğü sözü vermeyi düşünüyor.

CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu dün NTV’de, eğer bu duruma tepki gösterilmezse, sıranın başka yerlere de gelebileceği uyarısında bulundu.

***

Ama dün bir başka vaat ve uyarı da geldi, bu kez iktidar saflarından.

Yakın zamana dek Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın metin yazarları arasında yer alan AK Parti milletvekili Aydın Ünal, aHaber canlı yayınında, 1 Kasım’da iktidar olmaları halinde Hürriyet, Cumhuriyet ve Sözcü gazetelerinden de “hesap soracaklarını” söyledi.

İktidar oyunu Türkiye’de hiç bu kadar keskin oynanmamıştı; yazık oluyor doğrusu.