Krizle mücadele kabinesi

Geçenlerde bir bakanın yakın çalışma arkadaşlarını toplayıp, 'Hakkımda söylentiler var, inanmayın, ben gitmiyorum' dediğini aktarmıştım. O bakan artık koltuğunda oturmuyor.

Geçenlerde bir bakanın yakın çalışma arkadaşlarını toplayıp, ‘Hakkımda söylentiler var, inanmayın, ben gitmiyorum’ dediğini aktarmıştım. O bakan artık koltuğunda oturmuyor.
Başbakan Tayyip Erdoğan 29 Mart yerel seçimleri üzerinden bir ay geçtikten sonra yaptığı kabine değişiklikleriyle pek çok kişinin tahminlerinin ötesine geçti.
Gerek sayı, gerekse içerik yönünden değişiklikler köklü.
Kabinedeki en önemli değişiklik Bülent Arınç’ın Başbakan Yardımcısı olarak Bakanlar Kurulu’na dahil olması. Bunda Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün telkini olmuş mudur? Şu anda bilemiyoruz. Ancak Bakanlar Kurulu, artık 22 Temmmuz 2007 seçimleri ardından kurulduğu şekliyle ‘dikensiz gül bahçesi’ değil. Arınç doğru bildiğini söylemekten sakınmayan bir siyasetçi. Bu yönüyle yalnızca Bakanlar Kurulu toplantıları değil, Milli Güvenlik Kurulu toplantıları da daha renkli, tartışmalı geçebilir. Arınç’ın Meclis Başkanlığı sırasında askerlerle gerilimli ilişkileri hafızlarda. Saadet’in yükselişe geçişi karşısında bir parti içi ağırlık olduğu da unutulmamalı.
İkinci önemli değişiklik Ali Babacan’ın ekonominin patronu olarak Dışişleri’nden Başbakan Yardımcılığı’na kaydırılması. Hazine Bakanı olarak eleştirilere maruz kalan Mehmet Şimşek’in sağlık durumu ve üzerindeki tartışmalar nedeniyle dışarı alınan Kemal Unakıtan yerine Maliye Bakanı yapılmasında yine Babacan’ın (ya da dolayımıyla Gül’ün) telkinini var saymak yanlış olmaz.
Üçüncü değişiklik Dışişlerine Meclis dışından Ahmet Davutoğlu’nun getirilmesi. Erdoğan’ın Meclis dışından atadığı ilk bakan Davutoğlu. Ama atanmasını herhalde AK Parti’de bu makamı kenidisine layık gören birkaç kişi dışında kimse yadırgamış değil. Davutoğlu’nun fiilen AK parti dış politikasının mimarı olduğunu yalnız yurtiçinde değil, yurtdışında da sağır sultan duymuştu. Çocuk zaten doğmuştu, adı koyulmuş oldu.
Dördüncü büyük değişiklik, Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik’in kabine dışı kalması oldu. Askerleri Çelik’in görevden alınması mı daha memnun etmiştir, yoksa ‘Haydi Kızlar Okula’ kampanyası açarcasına Devlet Bakanı Nimet Çubukçu’nun kız öğrencilere rol model gibi onun yerine getirilmesi mi? Şu anda kestirmek güç. Çubukçu’nun yerine Selma Aliye Kavaf’ı getirerek kabinedeki kadın sayısını artırması bakımından Erdoğan’ı takdir etmek gerekiyor; yetmez ama bir artması da iyidir.
Mehmet Ali Şahin’in dışarıda kalmasını yalnızca Deniz Feneri davası ve Antalya’da seçim kaybına bağlamak yanlış olabilir. Şahin, Erdoğan’a en yakın isimlerden biri ve siyasi ve ekonomik yasa ve belki Anayasa değişikliklerinin gündeme geleceği önümüzdeki dönemde Meclis’te önemli bir işlev üstlenebilir.
Aslında Erdoğan’ın neredeyse baştan kurduğu bu kabineyi bir krizle mücadele kabinesi olarak adlandırmak yanlış olmaz. Çiçek, Arınç ve Babacan, siyaset/güvenlik, hukuk/yasal değişimler ve ekonomi konularında iddialı adımlar atabilecek güçlü bir kurmay heyeti oluşturuyor. Hem Erdoğan, hem Gül için...