DSP'de yaşananlar bazı isimlerin değil birleşmeye güç birliği fikrine bile karşı olduğunu gösteriyor. Böyle düşünen isimler CHP'de de var. 'Küçük olsun benim olsun' mantığı öne çıkıyor." /> DSP'de yaşananlar bazı isimlerin değil birleşmeye güç birliği fikrine bile karşı olduğunu gösteriyor. Böyle düşünen isimler CHP'de de var. 'Küçük olsun benim olsun' mantığı öne çıkıyor." /> Küçük olsun, benim olsun - MURAT YETKİN - Radikal

Küçük olsun, benim olsun

<b><font color="#800000">DSP'de</font></b> yaşananlar bazı isimlerin değil birleşmeye güç birliği fikrine bile karşı olduğunu gösteriyor. Böyle düşünen isimler CHP'de de var. 'Küçük olsun benim olsun' mantığı öne çıkıyor.

'Bülent Ecevit bir mitoloji kahramanıydı. DSP Genel Başkanı ise mahallenin yakışıklı ağabeyi gibi; onlardan biri. Ecevit'in parti otobüsünü durdurup aralarına karıştığını hiç görmemiş partili, Sezer'e sarılıyor, dokunuyor, tokalaşıyorlar.'
Bu değerlendirmeyi geçen eylül ayında fındık politikalarını protesto için Sezer'i izlediğim Giresun programındaki gözlemlerimin ardından yapmıştım. Sezer dün Milliyet'te Devrim Sevimay'a "O kadar çok insandan duyuyorum ki, 'Ah şimdi Ecevit olsaydı' diye" sözleriyle içinde bulunduğu durumu tarif ediyor.
O zaman Genelkurmay İkinci Başkanı olan Orgeneral Yaşar Büyükanıt, Ocak 2003 başında yaklaşan Irak savaşında hükümetin tutumuna işaret ederek, "Biz bunu okullarda okutuyoruz, en kötü karar bile kararsızlıktan iyidir" demişti. Ecevit, iyi ya da kötü karar alan ve uygulamaya çalışan bir liderdi, Türkçesiyle önderdi. Kıbrıs çıkarması kararını alan da, Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer ile yaşadığı tartışmayı 'Devlet krizi çıktı' diye halka duyuran da aynı kişidir.
Mitoloji kahramanları da, siyasi liderler de hata yaparlar; Ecevit de yaptı. Kemal Atatürk'ün Nutuk'ta da belirttiği hataları olmuştur. Winston Churchill de yapmıştı, Dwight Eisenhower da, Mahatma Gandi de. Ama lider, hatasını görüp ondan ders çıkaran ve yeniden kendisi ve önderlik ettikleri için başarıyı yakalayan kişidir de. Bu anlamda hata yapmamanın bir tek garantili yolu vardır: Hiçbir şey yapmamak.
O zaman da size lider demezler. Bir siyasi parti başında olsanız da, adınız lider olmayabilir, en fazla genel başkan olur.
CHP lideri Deniz Baykal, toplumda uzun süre tartışılan 'Solda birlik' tartışmaları üzerine uzun süre hiç yorum yapmadı. Soranlara 'Geçelim bunları, başka sorunlarımız var' dedi. Ama sonra Cumhuriyet ve laikliğe sahip çıkma adına düzenlenen mitinglerde, kitleler 'Birleşin' çağrısında bulunmaya başladı. Bu çağrıya merkez sağda DYP ve Anavatan karşılık verince, İstanbul'daki mitingin hemen ardından o tutumunu terk etti. DSP'ye teklif götürdü ve 'Birleşelim' dedi. Zaten 'Kapatın gelin' sözünü duymak ve reddetmek üzere alesta bekleyen DSP'liler üzerinde bu iyi bir etki yapmayınca da, 'Peki o zaman seçime birlikte girelim' dedi. Acaba iki hafta önce yaptığı teklifi daha önce yapsaydı, tartışma zamana yayılsaydı, DSP'liler kendilerini bu kadar baskı altında hissetmeseydi daha iyi olmaz mıydı?
Belki olurdu, belki de olmazdı. Çünkü son iki haftada özellikle DSP kanadında yaşananlar, bazı isimlerin her ne şart olursa olsun birleşme, hatta güçbirliği fikrine karşı olduklarını ortaya çıkardı. Böyle düşünenler CHP'de de, CHP'deki parti bürokrasisi içinde de var. Ama orada tek bir ses çıkıyor. Baykal'ın Parti Meclisi'nde 'Hepinizden fedakârlık bekliyorum' demesi bunu gösteriyor.
Diğer tarafta, örneğin Genel Başkan Yardımcısı Masum Türker tarafından yürütülen bir 'İstemeyiz' hareketi var. (Bir onların adayı, bir bizim adayımız olsun teklifinin mevcut koşullarda anlamı budur.) Onlar için DSP'lilerin CHP listesinden seçildikten sonra DSP Meclis grubunu kurmaları da (tek başına baraj şansı düşük olmasına karşın) yeterli değil. Küçük olsun, benim olsun mantığı öne çıkıyor. Rahşan Ecevit'in Milliyet'te Fikret Bila'ya verdiği zoraki destek demecine rağmen, onun adını kullanarak il ve ilçe başkanlarını 'Parti elden gidiyor' diye dolduranlar var örneğin. CHP'nin Baykal muarızı eski tüfekleri tarafından yürütülen ve en açık ifadesini 'CHP daha önce SHP'nin kanıyla beslendi, şimdi DSP'nin kanıyla beslenecek' diyen Onur Kumbaracıbaşı'nın ifadesinde bulan Mustafa Sarıgül destekli kampanya var.
DSP'deki iç tartışma o noktada ki, 'Birleşme' tartışmasının merkez ve merkezin solundaki kararsız seçmeni, hatta bir ölçüde DSP seçmenini CHP'ye ittiğini, bu tartışmadan birleşme olmasa da CHP'nin galip çıkmakta olduğunu göremiyorlar.
Sezer, liderlik vasıflarını sergileme konusunda, örneğin milletvekilli adayı olmayacağını söyleyerek bir adım attı. Ama örneğin Amasya mitinginde (birleşme görüşmeleri yürüttüğü muhatabı) Baykal'a 'İstifa' sloganları atan partililerine müdahale etmeyerek, tereddüde yol açtı. Şimdi partisini öne alıp 'azcık aşım, dertsiz başım' diye mesut yaşamak ile (ki buna sonuna kadar hakkı var, kimse kimseyle işbirliğine zorunlu değil), Türkiye'nin önemli bir siyasi dönemecinde zor olanı yapmak arasında tercih yapma aşamasında.