Kürt açılımı: Tamam mı, devam mı?

Açılımın siyasi polemiğe ve 'operasyonlar dursun, af çıksın' söylemine indirgenmesi kamuoyunda-ki havayı tersine çevirebilir

Kürt açılımı konusunda kamuoyunda ilk başlarda oluşan ilgi ve dikkatin dağılmaya başlamasının birkaç sebebi var.

* Birincisi, hükümetin bu büyük çaplı siyasi projede temas önceliğini muhalefet partileri yerine kamuoyu oluşturmaya vermesi oldu.
Kamuoyu desteği, ona gidecek yolda kanaat önderlerinin desteği önemliydi elbette. Ama neticede bu iş Meclis’te çözülecekti.
Yani hem siyasi ilkeler açısından, hem de parlamenter politikanın gerçekleri (anayasa, yasa değişiklikleri için gereken çoğunluk, Anayasa Mahkemesi’ne itiraz yapılmaması gibi) açısından muhalefetle temas önemliydi.
Buradaki kırılma, Başbakan Tayyip Erdoğan’ın doğru bir adım atarak DTP Genel Başkanı Ahmet Türk ile görüşmesi sonrası yaptığı yanlış bir açıklamaydı. AK Partililer, Erdoğan’ın o görüşmede CHP ve MHP’yi kastederek ‘Bakanımı göndereceğim demesini ‘DTP’nin randevu talebi vardı, diğerinden İçişleri Bakanı sorumludur’ açıklamaları nafile oldu. Çünkü kamuoyu bu açıklamayı;

1- Hükümetin CHP ve MHP’nin desteğini almaya o kadar önem vermediği,

2-
Süreci DTP ile götürmek istediği şeklinde okudu. Aynı zamanda İçişleri Bakanı Beşir Atalay’ın süreçteki önemi de bizzat Başbakan tarafından indirgenmiş sayıldı.
Hükümet, özellikle CHP’nin süreçteki rolünün önemini Deniz Baykal’ın sert çıkışları ve MHP lideri Devlet Bahçeli’nin kapıların tamamını kapatması ardından, yani geç kavradı. Bu aşamadan sonra, Başbakan Yardımcıları Bülent Arınç ve Cemil Çiçek’in ağzından ‘Gerekirse elini öperiz’ yaklaşımı da ‘Hatanın düzeltilmeye çalışılması’ şeklinde yorumlanıyor.

* İkincisi, DTP’nin işi kısa sürede PKK’nın meşrulaştırılması odaklı bir sürece doğru çekmesi oldu. Bu durum, Başbakan Erdoğan’ın etkili danışmanlarından Yalçın Akdoğan tarafından Star ve (müstear isimle) Yeni Şafak’ta yazdığı makalelerde açıkça eleştirildi. ‘PKK ile konuşulsun’, ‘Mutlaka af çıksın’, ‘Asker operasyonları durdursun’ gibi söylemler;

1- PKK’nın gereksiz bir özgüven kazanarak koşul ilan etmeye başlamasına,

2- PKK lideri Abdullah Öcalan’ın siyasi bir taraf tutumuyla öne çıkmasına,

3- Muhalefetin bu duruma tepkisini, açılıma tepkisine eklemesine,

4- Askerin tutumunu yeniden vurgulama ihtiyacı duymasına ve

5- Başta açılıma sıcak bakan kitlelerin önemli kısmının açılıma mesafeyle bakmaya başlaması neden oldu.

* Üçüncüsü, hükümetin açılımın bir devlet projesi olduğu yolunda kamuoyunu ikna çabasının, ancak muhalefetin bu işi bir AK Parti projesi olarak suçlaması ardından başlamasıydı. Bunda hükümetin askerle çizdiği işbirliği tablosunun ‘AK Parti’yi ve Fethullah Gülen’i tasfiye planı’ temasıyla başlayan yayınlarla hasar alması büyük rol oynadı. Hükümetle asker arasında o yayın ve sonrasındaki gelişmelerle başlayan gerilim, hem halk içinde, hem ABD ve Avrupa yönetimleri nezdine, hem de PKK yönetimi ve etki alanında yeniden ‘kendi içinde kavgalı Ankara’ algısının canlanmasına neden oldu.
Bu tabloya, 20 Ağustos Milli Güvenlik Kurulu (MGK) toplantısı ardından yapılan ‘devam’ açıklamasına CHP ve MHP’den gelen tepkiler karşısında Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ’un kendisini açıklama yapmak zorunda hissetmesinin de payı oldu.
Bulunduğumuz aşamada, hükümetin bu üç taktik hatayı düzelterek yoluna devam etme zorunluluğu bulunuyor.
Kolay bir iş olmadığı gibi, Başbakan yıl sonuna kadar takvim belirlediğine göre fazla zaman da yok.
Üstelik önümüzdeki haftalar, Başbakan Erdoğan’ın başka faaliyetine şimdiden ayrılmış durumda.
Başbakan, bayramın ikinci gününden itibaren bir hafta ABD’de olacak. Önce Nev York’taki BM Genel Kurul çalışmalarına, sonra da Pitsburg’da G20 toplantılarına katılacak. Orada ABD Başkanı Barack Obama ile bir görüşmesi var; ki bu görüşmede hem Kürt, hem Ermenistan ile normalleşme, hem de enerji projeleri gündeme gelebilir.
Dönüşte, 1 Ekim’deki Meclis açılışı var. Orada Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün konuşması öne çıkacak gibi duruyor.
Muhtemelen ekimin ilk hafta sonu AK Parti kongresi ardından süreç hızlanabilir yeniden.
Ama Başbakan Ankara’da değilken işler duracak değil. Özellikle de bayrama kadar olan süreyi, önümüzdeki haftayı iyi değerlendirmek gerekiyor.