Kürt açılımı ve CHP cephesi

CHP bünyesi aktif tutum bekliyor: Dümen suyuna girmeyelim ama, katkıdan geri kalmayalım

Son CHP Kurultayı’nda Genel Başkanlığa talip olan, ama yeterli desteği bulamayan Umut Oran, hafta başında CHP Genel Başkanı Deniz Baykal’ın yanı sıra bütün üst yönetim, milletvekilleri ve il başkanlarına bir mektup yazmış.
Dün bu mektubun bir kopyasını bana gönderdi. Daha sonra da bir telefon görüşmesi yaptık. Telefon görüşmesinde böyle bir mektubu yazmaya neden gerek duyduğu, ne amaçladığı, nasıl karşılık bulduğu gibi sorular sordum. Ama bu sorulara aldığım yanıtlardan önce mektuptan bölümleri paylaşmak isterim.
Umut Oran şunları yazmış:
“Sayın Genel Başkanım,
Türkiye Cumhuriyeti, tarihinin en önemli sorunlarından biri olan adına ‘Kürt açılımı’ denilen önemli bir tartışma süreci yaşamaktadır. 
İçeriği kamuoyu ile paylaşılmamasına rağmen Cumhurbaşkanlığı ve Başbakanlığın inisiyatifinde bir çözüm sürecinin geliştirilmeye çalışıldığını izliyoruz.
Ancak anlaşılan o ki; süreç bu kurumlar tarafından değil; uluslararası siyasi konjonktürün zorlamasıyla başlamıştır. Süreç siyasi iktidarın kendi inisiyatifinde gelişmediği için, hükümet çözüme dönük somut bir yol haritası ortaya koyamamaktadır.
Hükümet son yedi yıllık iktidar dönemi boyunca bu konuda en ufak bir ilerleme kaydedemedi ve bu süreç içerisinde Sn.Başbakan’ın sivil toplum örgütleri ile yaptığı görüşmeler; 2008 yılında açıklanan ‘GAP Eylem Planı’ yine 2004 ve 2009 yıllarında açıklanan ‘Teşvik Programı’ bölgenin sosyo-ekonomik gelişmesine ve terörün azalmasına en ufak bir katkı sağlamamıştır. Bugün Sn.Başbakan’ın bu konuya aşırı ilgisi şüphe çekmekte ve son yedi yılda uyguladığı politikalarla ilgili tutarsızlık ve samimiyetsizlik göstermektedir.
Bu samimiyetsiz yaklaşım ile başta partimiz
olmak üzere muhalefet ve sivil toplum örgütlerinin aktif katılımı dışlanmaktadır. Bu
nedenle iktidarda bulunduğu süre boyunca konuya dair somut bir ilerleme sağlayamayan hükümetin aceleciliği, muhalefeti dikkate almayan ve dışlayan tavrı son derece yanlıştır.
Ancak bütün bu olgulara rağmen Cumhuriyet Halk Partisi, sorunun çözümüne dair bütün
çabalara aktif bir şekilde katılmalıdır. Bu, CHP’nin Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucu partisi ve bir sosyal demokrat kitle partisi olmasından kaynaklanan tarihi sorumluluğudur. Eğer parti olarak yeniden iktidar olmayı hedefliyorsak, tüm Kürt vatandaşlarımızın sorunlarını kucaklamamız gerekir. Kürt vatandaşlarımızın temsilcisi sadece DTP olmadığı gibi Kürt sorununun da muhatabı sadece AKP ve DTP değildir.
CHP olarak bu konuyla ilgili geçmiş yıllarda yapmış olduğumuz çok önemli çalışmalar ve raporlar mevcuttur. Bu raporların değişen koşullara göre güncellenmesi gerekmektedir. Bu güncellemeyi Doğu ve Güneydoğu Bölgesi’nde siyaset yapan, partimizin çok değerli örgütü yapmalıdır. Bölgede siyaset yapan örgütümüzün il, ilçe başkan ve yöneticilerinin katıldığı, genel merkezin de katkıları ile bölgedeki tüm sivil toplum örgütlerinin, kanaat önderlerinin görüşlerinin alınacağı bir ortak akıl toplantısı yapılmalıdır. Bu konuda genel merkezimiz örgütümüze yetki ve sorumluluk vermeli ve göreve davet etmelidir.  Böylece CHP olarak bölgedeki tabanımızın taleplerini sürece dâhil edebiliriz.
Partimizin pro-aktif olarak yapacağı bu çalışma hem Türkiye’nin üzerindeki karanlık bulutların yarattığı gergin havayı dağıtacak hem de partimize yeniden iktidarı yolunda önemli bir ivme kazandıracaktır.
Bu konudaki görüşlerimi sizinle ve çok değerli parti yöneticilerimizle paylaşmayı bir CHP üyesi olarak sorumluluk ve zorunluluk olarak görmekteyim.”
Gelelim aldığım yanıtlara... Umut Oran diyor ki, “Son iki gündür, parti yönetiminden, milletvekillerine, il başkanlarından benim gibi sıradan CHP üyelerine dek çok sayıda telefon aldım. Tıpkı İstanbul İl Başkanı Gürsel Tekin’in geçen haftaki sözleri gibi, mektubum da parti içindeki canlı tartışmaya katkıda bulunursa memnuniyet duyarım.”
Değişik kademedeki CHP’lilerle ben de görüşüyorum. Aldığım izlenim, Oran’ın yazdıklarıyla benzeşiyor. CHP tabanı, Baykal’ın deyişiyle ‘hükümetin dümen suyuna girilmesini’ istemiyor. Ama Kürt sorununa çözüm umudu varsa, bundan 20 yıl önce CHP’nin öncülük ettiği bu girişimin itibarını, şerefini AK Parti’ye bırakmak istemiyor. Tersine, bu konuda CHP’nin sözünün geçmesini istiyor. Sözün geçmesinden ise nelerin olmayacağını sıralamanın ötesinde, nelerin olması gerektiğini topluma anlatmasını bekliyor.