Kürt açılımında kritik hafta

10 Kasım'a dek yaşanacak bir dizi gelişme Kürt açılımının geleceğini etkileyecek

İçişleri Bakanı Beşir Atalay, hükümetin Kürt açılımının Meclis’te genel görüşme konusu yapılması için dün Meclis Başkanlığı’na başvurdu.
Böylelikle 10 Kasım’da Genel Görüşme açılıp açılmaması tartışmaları ve oylaması ve
kabul edilmesi halinde 12 Kasım’da görüşmenin yapılması süreci başladı.
Gerek CHP lideri Deniz Baykal, gerekse MHP lideri Devlet Bahçeli dün Meclis gruplarına hitaplarında 10 Kasım’ın Mustafa Kemal Atatürk’ün vefat yıldönümü tarihi olmasına dikkat çekerek bu tarih üzerine eleştiri çeşitlemeleri yaptılar. Doğrusu, hangi muhalefet sözcüsü olsa böyle bir imkânı görmezden gelemez, fırsata çevirirdi. Bunu doğal karşılamak lazım.
Doğal olmayan, Başbakan Tayyip Erdoğan başta olmak üzere AK Parti kurmaylarının 10 Kasım tarihinin bu türden bir siyasi işlemeye açık olduğunu düşünmemeleri olurdu. Ya da örneğin başta düşünmemiş olsalar bile, eleştirilerin başlaması üzerine Atalay başvurusunu bu tarihi değiştirerek yapabilirdi. Yapmadı.
Bir başka konu daha var: Hükümet, Kürt açılımını ‘bilgi vermek’ şeklinde de Meclis’e getirebilirdi. Böylelikle, muhalefet sözcülerine 10’ar dakika süre tanınarak salvoları bir defada savuşturabilirdi. Oysa seçilen yol genel görüşme oldu. Genel görüşme, genellikle muhalefet tarafından başvurulan bir yoldur. Çok daha geniş sürelerle konuşulur. Görüşme önergesi muhalefet tarafından verilmişse, iktidar partileri, ‘görüşmeye gerek yoktur’ diyerek ikinci tura izin vermezler. 

Muhalefete meydan okuma
Ancak bu kez AK Parti’nin konuyu iki gün arayla, iki kez ve süre sınırlaması olmadan görüşmek istediği anlaşılıyor. Bunun anlamı, muhalefetin eleştiri oklarına kendisini iki defa, üstelik televizyonların canlı yayınında maruz bırakacağıdır.
Hükümet bunu neden istesin?
Dün görüştüğümüz önemli bir hükümet kaynağı; “Kim ne söyleyecekse, ‘Süre yetmedi’ demeden, eteğindeki bütün taşları döksün istedik” dedi ve şöyle devam etti: “Zaten iki önemli muhalefet lideri koordinatör bakanımızla görüşmek istememişti. Böylelikle muhalefet partileri ne diyorsa, bir değil, iki defa diyebilirler. Hem biz, hem de millet, muhalefetin bizi neden eleştirdiği kadar, kendilerinin ne yapmak istediğini de öğrenme şansı bulur böylece.”
İlk görüşme tarihi olarak 10 Kasım’ın seçilmiş olmasını ise; 1- Meclis’in denetim günü olması, 2- Meclis tartışmasının yeterince gecikmesi, 3- Böyle ‘tarihi bir konuda, önemli bir sürecin’ bu tarihte görüşülmüş olmasının da Atatürk’ün ‘Yurtta sulh, cihanda sulh’ ilkesine uygun düşeceğini, amaçlarının iç barış ve kardeşliğin pekiştirilmesi olmasıyla açıkladı.
Ankara siyasetinin olağan akışı içinde bu açıklamaların fazla safiyane olduğunu söylemek gerekiyor.
Böyle kritik konuda, böyle kritik bir zamanda iktidarın muhalefete böyle geniş tartışma ve millet ekranlardan seyrederken kendisine -deyim yerindeyse dayak atma imkânı vermesini cömertlik değil, meydan okuma olarak anlamak daha doğru olacak.

Beklenen bir şey var
Bu meydan okumanın bugünden 10 Kasım’a dek geçecek süre içinde önemli gelişme, veya gelişmeler olması beklentisiyle ilgisi düşünülebilir.
Bu beklentinin PKK ile mücadele konusunda, muhalefetin eleştiri oklarının en azından bir kısmını bertaraf edecek gelişmelere ilişkin olması da tahmin edilebilir.
Bu tahminde bulunmak için bazı işaretlerimiz var. Örneğin bazı hükümet üyeleri ve yetkili isimler, Başbakan Erdoğan’ın 15 Ekim’deki Bağdat ziyaretinin hemen ardından ilk parti PKK’lının silahsız vaziyette eve döndüğüne dikkat çekip, Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu’nun 30-31 Ekim’de Erbil’deki temasları ardından da benzeri gelişmeler olabileceği imasında bulunur oldular.
Erbil’de, Kürdistan Bölgesel Yönetimi (KBY) yetkilileriyle yaptığımız görüşmelerde,
PKK lideri Abdullah Öcalan’ın ‘Amaç Kürt açılımı değil, PKK’yı tasfiye. Dönüş olmayacak’
açıklamasına karşın, sürprizlerin yaşanabileceği yolunda ifadelere tanık olduk.
Onun da ötesinde, PKK’nın üç önemli ismini uyuşturucu kaçakçısı ilan eden ABD’nin, Erdoğan’ın 7 Aralık’ta Barack Obama’nın davetlisi olarak Vaşington’a gitmesi öncesinde PKK’ya karşı yeni bir adım atabileceği konuşuluyor.
Meclis’teki Genel Görüşme öncesi PKK ile mücadele, eve dönüşler ve açılıma dair önemli gelişmelere tanık olup olmayacağımız, Kürt açılımının geleceği üzerinde etkili olacak her halükârda.