Kürt meselesi, Ermeni meselesi, enerji meselesi

Her iki konuyu da enerji konusunun alt başlıkları olarak kabul ettiğinizde ortaya bambaşka bir tablo çıkıyor

Hem Kürt açılımı, hem de Ermenistan’la normalleşme konusunda bu hafta hafta önemli gelişmeler olabilir. Bunlar depreme yol açmasa da bundan sonraki süreç üzerinde etki olacak dönüm noktaları sayılabilir.
Bu gelişmelerde Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu’nun özel bir rolü ve önemi olacak gibi görünüyor.
Davutoğlu bugün her iki konu üzerine, iki önemli toplantıya katılacak.
Dün Bakanlar Kurulu’na yaptığı sunum ardından bu sabah Başbakan Tayyip Erdoğan başkanlığında Milli Güvenlik Kurulu (MGK) üyesi bakanlar toplantısı sabah saatlerinde yapılacak.
Hatırlanacağı gibi, geçen cuma sabahı da MGK üyesi bakanlar İçişleri Bakanı Beşir Atalay Başkanlığı’nda toplanmıştı. Demek ki o günden bu yana, yani hafta sonu boyunca beklenen önemli bir gelişme vardı; o durum Başbakan’la birlikte değerlendirilecek.
Hafta sonu Kürt meselesi üzerine en akılda kalan gelişme Başbakan Erdoğan’ın Polatlı’da -yanında Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ olduğu halde yaptığı ‘PKK durmadıkça, operasyonlar sürecek’ konuşmasıydı. Başbakan, bugün öğleden sonra -Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ile haftalık görüşmesini yapmak için Çankaya’ya çıkmadan önce de Orgeneral Başbuğ’u görecek.
Aynı saatlerde Davutoğlu CHP lideri Deniz Baykal’a gidecek. Yanında muhtemelen Dışişleri Müsteşarı Büyükelçi Feridun Sinirlioğlu ve Ermenistan ile protokol dahil, bütün Kafkasya siyasetinin yürütülmesinde aktif görev alan Müsteşar Yardımcısı Büyükelçi Ünal Çeviköz de olacak. Davutoğlu, Baykal’a Ermenistan ile ilişkilerde gelinen aşamayı, o arada Azerbaycan, Rusya ve Gürcistan ile ilişkileri anlatacak.
Kürt açılımı konusunda hükümetten gelen görüşme taleplerini, ‘Beni ortak yapacaksan gelme, projeni anlatacaksan görüşebiliriz’ mealinde tersleyen Baykal, Davutoğlu’nun görüşme talebini ikiletmeden kabul etti.
Baykal bunun nedenini ‘Kendisiyle daha önce de görüşmüştük. Bu konudaki gelişmeleri de aktarmak istediğini söyleyince, ben de ‘memnuniyetle’ demiştim. Şimdi o ‘memnuniyetle’nin gereğini yapıyorum’ diye açıkladı.
Peki MGK üyesi bir bakan olarak Davutoğlu Kürt açılımı üzerine de konuşmak isterse? Baykal, ‘O konuyu konuşmam, açacağını da sanmıyorum’ yanıtını verdi.
Baykal’ın Erdoğan’ın Kürt ve Ermeni açılımlarına yaklaşım farkı birinde hükümetin bir şey anlatmak üzere kapısını çalyor olmasında. Erdoğan, Kürt açılımında bir proje anlatmak için geleceğini söylese durum farklı olabilir. Tabii Baykal’ın ‘Anayasa değişikliğinde, Cumhurbaşkanlığı seçiminde niye kapımı çalmadınız?’ siteminde bütünüyle haksız olduğunu söylemek de mümkün değil.
Burada Kürt ve Ermeni açılımları konusunun birbirinden hiç bağımsız olmadığını söylemek gerekiyor.
İkisini birleştiren ve halen Türkiyenin stratejik önceliği açısından Avrupa Birliği hedefi ile eş tutulabilecek olan bir konu var; o da enerji.
Türkiye’nin küresel siyaset denklemi içinde giderek daha görünür hale gelmesinin nedeni de aslında coğrafyasını küresel enerji sorunlarına alternatif çözümler amacıyla değerlendirmeye başlamış olması.
Uzun söze gerek yok: Kürt sorununda bir çözüm yolunun bulunması nasıl Irak’taki petrol ve doğalgaz kaynaklarının güvenlik içinde Türkiye üzerinden Avrupa pazarlarına naklini kolaylaştıracaksa, Ermenistan ile ilişkilerin normalleşmesi de Hazar petrol ve gaz kaynaklarının Batı’ya naklinin güvenliği açısından kolaylaştırıcı olacak.
ABD’den Patriot füzesavar füzeleri alımı konusunun birden su yüzüne çıkmasının enerji arz güvenliği ve nakil güvenliği konularıyla hiç mi ilgisi yok dersiniz? Patriotlar, kısa menzil koruma sağlayan füzesavar füzeler; öyle nükleer füzelere karşı bir kalkan oluşturacak kapasiteleri yok. Ama kısa menzil konvansiyonel saldırılara karşı etkililer.
Rusya’nın başta Nabucco olmak üzere bu tür projelere itirazının birden yumuşamasında Türkiye üzerinden Rusya petrol ve gazına açılacak yeni kanallar (Mavi Akım 2, Samsun-Ceyhan ve muhtemel sürprizler) bulunmasının payı oldu kuşkusuz.
Davutoğlu’nda kalmıştık... Bu hafta, 17-18 Eylül’de İstanbul’da Irak ve Türk hükümetleri ilk ortak toplantıları için hazırlık toplantılarını yapacaklar, daha sonra sekizer bakan, Başbakanlar başkanlığında Bağdat’ta buluşacak.
Erdoğan’ın Kürt meselesinde tek unsur olarak PKK’nın taleplerini görenleri fazla kaale almamasının sebepleri var yani.