Kürt meselesinde çözüme hız verilmeli

Kürt sorununun çözüm yoluna girmesi için vakit kaybedilmemesi gereği açık. Erdoğan'ın söz verdiği üzere meseleye yeniden ağırlık vermesi isabetli olacak.

Başbakan Tayyip Erdoğan dün Kayseri’de konuşurken Taksim protesto dalgasının arkasına saklandığını söylediği ama kim olduğunu açıklamadığı çevrelerin asıl büyük amacının Kürt çözüm sürecini baltalamak olduğunu söyledi.

Aslında bir başka açıdan bakıldığında, Taksim protestolarının en çok PKK’yı rahatsız ettiğini söylemek de mümkün. Bunun örneğini Arap Baharı ilk ortaya çıktığında da görmüştük; PKK, kamuoyu dikkatini Kürt sorunundan başka yere çeviren hiçbir gelişmeden hoşlanmıyor.

Önemli bir Kürt politikacının geçenlerde bir grup gazeteciye, adının saklı kalması kaydıyla “Biz sokağa çıkmasını bilmiyor muyduk?” diye yurt çapına yayılmış, Türkiye tarihinin en kitlesel ve uzun süreye yayılan sivil demokratik protestosundan söz ettiği biliniyor. PKK ile diyalog süreci ve KCK-BDP’nin bu çerçevedeki anlayışına güvenerek hükümetin İstanbul’daki protestoları bastırmak için Diyarbakır, Şırnak ve Batman’dan polis çektiği de biliniyor. Aynı şekilde Taksim protestolarının ilk günlerde sembol ismi olan BDP’li Sırrı Süreyya Önder’in hükümetçe İmralı ekibinden kesilip BDP tarafından geri saflara çekildiği de ortada. Bunlar ileride daha çok tartışılır ama biz bugüne dönelim.

Murat Karayılan günlerdir Kandil’den sert mesajlar vererek hükümetten yasal adımlar atılacağı ‘ikinci aşama’ya geçmesini beklediğini, çünkü hükümetin kendilerine tuzak kurup orduya operasyon yaptıracağından kuşkulandığını söylüyor.

Oysa Başbakan’ın Kayseri’de çarşamba günü ‘Âkil insanlarla’ son toplantı ardından yeni aşamaya geçileceğini söylemesinden birkaç saat önce, Genelkurmay Başkanlığı bir açıklama yaparak Hakkâri’de gözlem uçuşu yapan ve üst düzey komutanları taşıyan bir askeri helikoptere ateş açıldığını duyurdu. Araç isabet almış ama üssüne dönmüştü. Genelkurmay önceki hafta PKK’lıların açtığı ateşe ‘meşru müdafaa’ sınırları içinde karşılık verildiğini söylemişti. Geçen hafta Şırnak’ta yüzlerce silahlı ve PKK bayrakları taşıyan PKK militanı, geçen yıl askerle çatışmada öldürülen ve bedeni yeni teslim edilen bir üyeleri için cenaze töreni düzenlediler ve herkesin gözü önündeki törene bir müdahale olmadı.

Belli ki ‘Dokunmayın’ emri aldıkları yolunda bir açıklama olmasa da PKK militanlarının çekilme süreci devam ettiği müddetçe asker, jandarma ve polis, gerektiğinde başını öbür tarafa çevirip görmüyormuş gibi yaparak çatışma ortamından kaçınıyor. Görmüyormuş gibi yapması da herhalde ileride yasalar karşısında suçlu duruma düşmemek amacını taşıyor.

Öte yandan hükümetin de boş durduğunu söylemek haksızlık olur. BDP heyetinin 10 Haziran’da Adalet Bakanı Sadullah Ergin’e teslim ettiği yasal düzenlemeler önerisi üzerine 20 Haziran’da ilk toplantı yapıldı. Bu kadar kapsamlı bir çalışma için on gün uzun bir süre sayılmaz; baksanıza anayasa çalışması nasıl sürünüyor? BDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş bu toplantı için ‘İkinci aşamanın ilk toplantısı’ tanımını kullandı; demek ki o da ilerleme olduğunu düşünüyor.

Belki PKK Türkiye’nin çehresini değiştiren Taksim protestoları süresince kendisinden kayan dikkati yeniden toplamak için özellikle gerilimi yükseltiyor. Öte yandan ülkenin en ciddi sorunu olan Kürt sorununun çözüm yoluna girmesi için vakit kaybedilmemesi gereği de açık.

Erdoğan’ın söz verdiği üzere Kürt meselesine yeniden ağırlık vermesi isabetli olacak. Kürt sorununa siyasi çözüm girişiminin Taksim sonrası Türkiye’de bulacağı yankıyı bir an önce görüp, ona göre yeni pozisyon almanın gerekip gerekmediğini anlamak için de gerekiyor bu.