Kürt meselesinin petrol boyutu ABD ile masada

Enerji konusu, siyasi ve ekonomik gündemleri, üstelik Türkiye'nin siyaset gündemiyle de birleştirecek bir konu gibi görünüyor.

Başbakan Tayyip Erdoğan’ın ABD Başkanı Barack Obama ile buluşmak üzere Ankara’dan ayrılmasından iki gün öncesine dek Enerji Bakanı Taner Yıldız’ın resmi heyette yer alması yüzde yüz kesinleşmemişti. Keza, iki gün öncesine dek Yıldız’ın 30 Mayıs’ta Erbil’de düzenlenecek ve asıl olarak Kürdistan Bölgesel Yönetimi (KBY) topraklarından çıkacak petrol ve gazın konuşulacağı konferansa katılıp katılmayacağı da yüzde yüz kesinleşmemişti.
Bir gün önce ikisi de kesinleşti. ABD Enerji Bakan Yardımcısı (ki henüz bakan atanmadığı için vekâlet ediyor) Daniel Poneman’ın (Erdoğan-Obama görüşmesi öncesinde) kapsamlı bir yemekli toplantı daveti gelmesiyle Yıldız’ın Ana uçağındaki yeri kesinleşti. Aynı gün Yıldız, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün 29-31 Temmuz’da Türkmenistan’a yapacağı ve enerji bağlantıları açısından önem taşıyan ziyaretin heyet listesine dahil oldu. Bunun anlamı, 30 Mayıs’ta Erbil’deki konferansa katılmasının mümkün olmadığıydı.
Doğrusu bunda daha önce 4 Aralık 2012’de yaşadığı olumsuz deneyimin tekrarlanabileceği yolundaki endişesinin payı vardı. Yıldız o tarihte de Erbil’deki bir petrol-gaz konferansına gitmek için yola çıkmış, ama önce kendilerine bildirim yapılması gerektiğini söyleyen Bağdat’taki merkezi Nuri el Maliki hükümetinin hava sahasına giriş izni vermemesiyle geri dönmek zorunda kalmıştı. Gerçi şu anda ABD’nin yoğun çabalarıyla Maliki KRG Başkanı Mesud Barzani ile petrol-gaz yasasının uygulaması konusunda anlaşmaya varmaya daha yakın durumdalar. Yine de Yıldız ne kendisini ne Türkiye’yi ikinci defa aynı duruma düşürmek istememekte haklı.
Üstelik bu arada bir olumsuz işaret daha alınmış durumda. Resmi kaynaklardan edinilen bilgilere göre, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Çelik’in 1 Mayıs’ta Erbil’e giderek hem Erbil hem Süleymaniye’de hükümetin Kürt meselesine çözüm için yasadışı PKK ile diyalog çerçevesinde önemli görüşmeler yaptığı seyahate, bir hükümet üyesinin de katılması söz konusuydu. Ancak Ankara, hükümeti temsil eden bir ismin Irak hava sahası girişinde Yıldız ile aynı akıbete uğrayabileceği yolunda sinyal alınca bu ziyarete hükümeti resmen temsil etmeyen Hüseyin Çelik ve özel uçakla değil, tarifeli seferle gitmişti.
Ancak Yıldız’ın Erbil’e gitmeyi şimdilik ertelemesinin asıl nedeni, ABD ve Türkiye’nin Suriye iç savaşının izlediği seyir ve Türkiye’deki Kürt sorunu çerçevesindeki gelişmeler bakımından yeniden ortak zeminde buluşan ‘Irak’ın toprak bütünlüğü’ siyasetinin ağır basması. Yine de, bulunan yeni formülle, bu Türkiye’nin Irak’ın Kürt bölgesinde, neredeyse el değmemiş zengin petrol ve gaz yataklarından payına düşen zenginliği almasına engel olmayabilir.
Bunu da Başbakan Erdoğan’ın Esenboğa’dan hareket etmeden önce devlet petrol şirketi TPAO’nun Irak Kürt bölgesinde Amerikan enerji devi Exxon ile işbirliği anlaşmasını kesinleştirdiği açıklamasını yapmış olmasından anlıyoruz. O bölgede, başta Türkiye merkezli Genel Enerji olmak üzere, başka bazı Türk özel şirketlerinin de yatırımları bulunuyor zaten.
Yıldız’la görüşmesinde ABD Enerji Bakanı vekilinin dosyasında Irak’taki merkezi ve Kürt federal hükümetleri arasındaki petrol ve gaz kavgasının yansımaları birinci sırada yer alıyor. Yıldız’ın aklındaysa muhtemelen nükleer enerji işbirliği ve Azeri petrol ve gazından, Akdeniz’de Kıbrıs Adası ve İsrail açıklarından çıkarılacak gazın Türkiye üzerinden Avrupa’ya naklini açma düşüncesi var.
Erdoğan’ın ABD seyahatinde baş siyasi gündem Suriye, baş ekonomik gündem de ABD-AB arasındaki serbest ticaret anlaşması görüşmelerinin Türkiye’yi korumasız bırakması tehlikesi. Ancak enerji konusu, siyasi ve ekonomik gündemleri, üstelik Türkiye’nin siyaset gündemiyle de birleştirecek bir konu gibi görünüyor. Sonuçlarını Erdoğan-Obama görüşmesini takiben alabiliriz.