Kürt sorununa çözüm, kısık ateşte pişiyor

Kürt sorununa çözüm paketi bekleyenler yanıldı. Paket değil, süreç var. Yemek kısık ateşte pişecek

İçişleri Bakanı Beşir Atalay’ın dünkü basın toplantısından kimileri hayal kırıklığı duydu. Hayal kırıklığı duyanlar, Kürt sorununa çözüm için maddeler halinde sıralanmış bir paket açıklanmasını bekleyenlerdi.
Beklentilerin fazla yükselmesinde -özellikle de Başbakan Tayyip Erdoğan’ın ‘Söz ola kestire başı’ uyarısına kadar hükümet cephesinden gelen açıklamaların da payı vardı gerçi. Ama gelişmeleri yakından izleyenler, böyle bir paketin belki hiç açıklanmayacağını, bu yemeğin ancak kısık ateşte pişirilebileceğini anlıyorlardı.
Nitekim Başbakan Erdoğan’ın danışmanı Yalçın Akdoğan’ın geçen pazar günü Star gazetesinde yazdıkları doğru çıktı: Ortada bir paket değil, bir süreç var.
Bu yemek, taşım taşım kaynatılarak değil, kısık ateşte suyu çektirilerek pişirilecek. Tabii ateşte unutup dibini tutturmamak lazım.
İçişleri Bakanı’nın Türk modeli dediği herhalde bu: Keskin bir dönemeci iri adımlarla değil, çelmelerin etkisini aza indirmek üzere küçük adımlarla atmak.
Bu arada ilk kez bir yetkilinin çıkıp İspanya, İngiltere değil, Türkiye modeli çözüm arandığını
söylemiş olması güzel. Aynı zamanda doğru da.
Çünkü Türkiye’deki Kürt sorunu, gerek tarihi ve siyasi kökleri, gerek gündeme geliş biçimi, gerekse ayrılıkçı hareketin şiddet kullanımının boyutları açısından diğer örneklere benzemiyor.
Türkiye’de Kürt kökenlilerle diğer vatandaşlar arasında coğrafi, sosyal kutuplaşmalar yok. Örneğin Irak, ya da İran’da olduğu gibi, Kürtler yalnızca ülkenin bir bölgesinde yaşamıyor. Ya da Kürtlerin hiç bulunmadığı bir bölge yok. Milyonlarca Türk-Kürt evliliği var.
PKK şiddeti ve onunla mücadelenin en kanlı noktalara tırmandığı zamanlarda dahi, komşular birbirinin canını yakmadı.
Bask, ya da İrlanda’daki ayrılıkçı akımlar ve o akımlardan çıkmış silahlı hareketler ile Kürt
sorununun bir parçası sayılan Kürt ayrılıkçılığı ve onun bir parçası sayılan PKK’nın şiddeti temel alan çizgi birbiriyle benzeşmiyor.
Sorun oradakilerle aynı değil ki, çözüm için model oralarda aransın. Çözüm, Türkiye’nin
kendi tarihi, coğrafyası ve toplumsal yapısında daha fazla demokrasi yoluyla bulunacak.
Bu açıdan bakıldığında Atalay’ın dün çizdiği çerçeve, belki de fazla iddialı görünmemesi
nedeniyle umut veriyor.
Çözüm sürecine şekil vermek üzere toplumun temsilcileriyle kapsamlı bir diyalog süreci çağrısı, ne kadar samimiyse, o kadar işe yarar. DTP’yi dışlamayacak şekilde ve ana muhalefet CHP’yi özel olarak anacak şekilde muhalefet katkısının istenmesi de öyle. Burada muhalefetin samimiyetini belirleyecek olan hükümetin samimiyeti olacaktır. AK Parti’nin Anayasa değişikliği için 2007 girişimi gibi, dostlar alışverişte görsün türünden girişimlerin bir sonuç getirmeyeceğini Erdoğan ve kabinesi görmüş olmalı. Oysa Türkiye’nin bir numaralı sorunu olan bu sorunun çözümüne en geniş katkı gelmesi iyidir.
Türk modeli çözüm eğer bulunabilirse, eğer en geniş katkıyla bu sorun çözülürse, Türkiye halkı ve ülkesiyle en büyük prangasından kurtulmuş olacaktır. Bu fırsatı kaçırmama sorumluluğu en çok Erdoğan ve hükümetine düşüyor.

PKK yöneticileri ve Shengen ülkeleri
Eğer sayıları 150’yi geçmeyen PKK yönetim kadrosu dışında bir tür adı konulmamış af süreci yaşanacaksa ve eğer o PKK yöneticilerine Irak dışında gidecek bir yer aranacaksa ve eğer o yer Avrupa’da olacaksa, yakında bir Schengen (Şengen) sorunu çıkabilir.
Bu ihtimal henüz hiçbir resmi toplantıda gündeme getirilmiş değil. Ama deneyimli Avrupalı diplomatlar üzerinde kafa yormaya başladı. Eğer bu PKK yöneticileri bir Avrupa ülkesinde Türk yargısından uzak yaşamayı kabul ederlerse, bu ülkenin Şengen vize sistemine dahil olmasının ciddi güvenlik sorunlarına yol açabileceği düşünülmeye başladı. Çünkü şahıs bir kez bir Şengen sistemine girince, takibi pratik olarak imkânsız hale gelebiliyor.
İşin ilginç yanı AB üyesi olmadığı halde Norveç, İsviçre, İzlanda gibi ülkeler Şengen’e dahil. Ancak ortak vize sistemine dahil olmayan AB ülkeleri de var. Örneğin, İngiltere, İrlanda, Romanya, Bulgaristan ve Kıbrıs Rum Cumhuriyeti. Sürgün Avrupa‘ya yapılacaksa, Şengen sorun olarak görülüyorsa, adres bu ülkelerden biri olabilir. Ya da bakarsanız, Avrupa dışında bir yerler olur. Ama yakında bunu tartışmaya başlayabiliriz.