Meclis Başkanı yarın belli oluyor

AKP'li Fırat, "Meclis Başkanı'nı perşembe seçeriz" diyor. Aday da yarın belli olur ve Köşk süreci hızlanır. Başbakan, yeni hükümeti yeni cumhurbaşkanına sunmak istiyor.

Yeni hükümetten de, yeni cumhurbaşkanından da önce, tabii ki yeni Meclis Başkanı seçilecek. Ama Meclis Başkanı da, hükümet üyeleri de yeni cumhurbaşkanı adayının başbakan Tayyip Erdoğan'ın zihninde netleşmesiyle olacak.
Meclis Başkanlığı için aday gösterme süreci başladı. İlk aday da belli oldu: Seçime Tunceli'den bağımsız giren ve kazanan Kamer Genç. Belki diğer partilerden de aday çıkar, ama herkesin gözü AK Parti'den çıkacak aday, ya da adaylarda; daha çok da Erdoğan'ın destekleyeceği adayda.
Bülent Arınç'ın artık Meclis Başkanı olmak istemediğini, Çankaya da ufuktan kaybolduğuna göre hiç değilse Milli Güvenlik Kurulu üyesi olacak bir bakanlık, ya da başbakanlık yardımcılığı istediği konuşulur olduğundan bu yana, aday adayları ortaya çıkmaya başladı. Favori, Cemil Çiçek. Diğer aday adayları arasında Milli Savunma Bakanı Vecdi Gönül, Adalet Komisyonu Başkanı Köksal Toptan, Çalışma Bakanı Murat Başesgioğlu sayılıyor. İki de sürpriz isimden söz ediliyor AK Parti kulislerinde: Birisi, eski CHP Genel Sekreteri Ertuğrul Günay, diğeri de Dışişleri Bakanı Abdullah Gül.
Günay'ın aday gösterilmemesi, Bakanlar Kurulu'ndaki şansını artırdığı yorumlarına yol açacak.
Bunu görmek için, dün Başbakan Erdoğan'ın, Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'den yeni hükümeti kurma görevini almasından sonra söylediği üzere, yarınki AK Parti Grup toplantısını beklememiz gerekecek.
Gül'ün Meclis Başkanlığı'na aday gösterilmemesi ise, meclis başkanlığına aday gösterilmediği dışında hiçbir anlama gelmeyecek.
Gösterilmesi sürpriz olur ve iki anlama gelir: Gül, Erdoğan tarafından on birinci cumhurbaşkanı olarak artık desteklenmeyecektir ve ikincisi, Gül siyaseten bir ermiş olgunluğu göstererek, Başbakan Yardımcılığı ve Dışişleri Bakanlığı'na göre daha sembolik, ama protokol açısından itibarlı bu görevi üstlenmeyi kabul etmiştir.
Böyle bir gelişmeyi, yurtiçinde ve yurtdışında, siyaset, diplomasi ve ekonomide yankılar uyandıracak, dengeleri değiştirecek bir gelişme olarak görmek gerekir.
Yeni Meclis Başkanı için fazla beklememiz gerekmeyecek. AK Parti Genel Başkan Siyasi Yardımcısı Dengir Fırat, "Perşembe seçeiz" diyor ve sürdürüyor: "9 Ağustos Perşembe toplanırız, üç, ya dört turda seçeriz. Hemen arkasından da Başkanlık Divanı belli olur." Seçim 9'unda ama, Erdoğan'ın adayı 8'inde kesinleşecek muhtemelen, yani yarın muhtemel yeni Meclis başkanımızı biliyor olacağız.
Peki sonra sırada ne var? Erdoğan'ın, AK Parti'nin tercihi cumhurbaşkanı seçimi sürecini vakit geçirmeden açıklamak mı olacak, yoksa ağırlığı hükümetin kuruluşuna vermek mi? Yani yeni Meclis Başkanı hemen cumhurbaşkanı sürecini başlatacak mı, hükümet oluşumunu mu bekleyecek?
Dengir, "Öncelik cumhurbaşkanlığında" diyor; "Cumhurbaşkanı seçimi bir an önce başlarsa, diğer gelişmeler ona göre şekillenir."
Bu görüşün başlıca iki gerekçesi var:
1- Halen Ankara siyasetindeki en büyük soru olan Gül'ün akıbeti nedeniyle, zaten Erdoğan'ın Çankaya'da kimi görmek istediği belli olmadan kabineye yeni şekil verme çabası inandırıcı olmayacak.
2- Erdoğan muhtemelen yeni kabineyi, yeni cumhurbaşkanına sunmak isteyecek. Çok önem verdiği yeni kabinesindeki bazı isimlerin Sezer tarafından geri çevrilmesi ihtimali Erdoğan açısından can sıkıcı, yeni isimler açısından da yıpratıcı olabilir.
Çünkü Erdoğan, konuşmalarından öyle anlaşılıyor ki, 60'ıncı hükümeti 59'uncu hükümete göre tamamen ayrı bir konsepte, kavrama oturtmak istiyor ve buna göre yepyeni bir şekil, yeni bir profil vermek istiyor.
Dün Köşk çıkışındaki açıklaması, 22 Temmuz akşamki galibiyet konuşması, 24 Temmuz'da Köşk çıkışındaki konuşmasının bir devamı sayılmalı. Erdoğan, seçim sonrasında, seçim öncesinden tamamen farklı bir çizgi izlemeye başladı ve henüz muhalefet tarafından da olumsuz algılanan bir mesaj vermedi.
Konuşmasından, yeni hükümetin eskisine göre kapsamlı değişikliklerle kurulacağı, muhtemelen hanım bakan sayısının artacağı, merkez sol ve merkez sağdan ve liberal kesimden siyasetin, sosyal ve ekonomik yapının (belki de Turgut Özal'dan sonra bir kez daha) dönüştürülmesine uygun, kendi alanında uzman isimlere yer verebileceği sonucu çıkarılabilir.
Erdoğan, kabinesi için ima ettiği bu yalnızca sözde değil, özde değişiklikleri Çankaya yaklaşımında da gösterecek mi? Bütün mesele bu.