Meclis Başkanlığı'na dikkat

Meclis Başkanlığı seçimi AKP'nin MHP ile mi, CHP ile mi koalisyona yakın olduğunu gösterecek. Bahçeli'nin seçim demesi ardından MÜSİAD'ın CHP tercihi açıklaması ibreyi yeniden ortaya getirdi.

Kemal Kılıçdaroğlu’nun CHP içindeki bir gruba MHP ile bir koalisyon ihtimalinin olmadığını göstermek için daha ne yapması lazım?

Yeter ki CHP ile koalisyona yanaşsın diye Devlet Bahçeli’ye başbakanlık teklifi götürmek ve gayet gurur kırıcı bir şekilde reddedilmek de bu hanımlar ve beyleri ikna etmiyorsa, Kılıçdaroğlu’nun belki nezaketinden söyleyemediğini biz söyleyelim.

Ey gözleri var görmez CHP yöneticileri, MHP ve HDP ile olmuyor, liderinizin önündeki seçenekler şunlardır:

1-  AK Parti ile koalisyon,

2- Ana muhalefete devam,

3- Kasım ayında erken seçim.

***

MHP lideri Devlet Bahçeli, 20 Haziran’daki çıkışıyla hareket hattını ortaya koydu.

Stratejik bir amacı var: Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın başbakan iken MİT üzerinden başlattığı PKK ile diyalog yoluyla Kürt sorununa siyasi çözüm arama projesini durdurmak.

Bunu durdurabilirse, koalisyona gireceği izlenimini veriyor ama, koalisyona girse bile seçim istiyor; 15 Kasım tarihini masaya koydu.

***

Kürt çözüm sürecini durduramazsa seçim için daha çok bastırıp, daha önce MHP’den AK Parti’ye giden oyları milliyetçilik söylemiyle cezbetmeye çalışacak.

Bahçeli benzeri bir hamleyi daha önce 2002’de de yapmıştı.

O zaman seçim, Bahçeli’nin istediği 3 Kasım tarihinde yapılmış, ama sonucu hiç de Bahçeli’nin beklediği gibi çıkmamış, MHP Meclis dışında kalmıştı; şimdi oylarını artırmayı umuyor.

***

Hükümet de doğrusu MHP’yi oyunda tuıtmak için tehlikeli bir oyun oynuyor.

Suriye cehennemi üzerinden Kürt sürecine, sanki başkası başlatmış gibi cepheden hedef alıyor.

Önceki gün havuz medyası “PYD, IŞİD’den tehkikeli” manşetleriyle çıktı; birileri ya çıldırdı, ya ağızlarından çıkanı kulakları duymuyor.

***

Sonra, Allah aşkına, Sabah ve Aydınlık gazetelerine kimler, nasıl aynı yayını yaptırabiliyor? Birileri orduyu Suriye’ye soksalar rahatlayacaklar; ülkenin savaşın içine doğrudan çekilecek olması umurlarında değil.

Genelkurmay Başkanı Orgeneral Necdet Özel daha nekahat döneminde ama, bu kez de bu çılgınlığı durdurmak için hastalık iznine mi başvursun? Orgeneral Hulusi Akar, ya da bir başka komutanın ikbal için farklı davranacağını mı sanıyorsunuz?

Ey küçük hesaplar peşindeki savaş çığırtkanları: Görmüyor musunuz? Asker Suriye’ye girmek, Türkiye’yi Orta Doğu bataklığına daha fazla atmak istemiyor.

***

CHP için ana muhalefette kalmak bir seçenektir.

Türkiye’nin kovsan gitmeyecek laik-demokrat dörtte birini ağırlığını koyabileceği bir iktidar seçeneğinin dışında tutmanın sonuçlarından bahsetmezsiniz olur biter.

Neticede dün Reza Zarrab’a ihracat başarı ödülünün, üstelik Zarrab’dan rüşvet aldığı suçlaması nedeniyle koltuğunu kaybeden ekonomi bakanının halefi tarafından sunulması gibi akıl tutulmalarına ortak olunmayacağı açıklanabilir.

Kılıçdaroğlu, CHP’deki iktidar hasretine karşın bunu tabana anlatabilir; neticede MHP’ye başbakanlık teklif etmekten zor değildir.

***

Öte yandan erken seçim senaryosu, en azından bugünden göründüğü kadarıyla, Kürt sorununda yeniden sertlik döneminin başlaması, çatışma ve ölümlerin yeniden gündemimize girmesi, Batıda ve Doğu’da yeniden gencecik insanların evlerine tabutlar içinde dönmesi riskini taşıyor.

Altı ay arayla iki seçim yapmanın siyaset ve ekonomi üzerine getireceği yükler olacağını söylemek kehanet sayılmaz.

İşin ilginci, TÜSİAD ve TOBB tarafından dile getirilen bu endişe, görüyoruz ki hükümete yakın duran MÜSİAD tarafından da dile getirilir oldu.

***

Hürriyet’ten Cansu Çamlıbel’e konuşan MÜSİAD Genel Başkanı Nail Olpak, ne erken seçim, ne de kısa sürede seçime gidecek bir hükümet istediklerini, temennilerinin olabildiğince uzun çalışabilecek bir hükümet olduğunu söylüyor.

Olpak’a göre, AK Parti-MHP koalisyonu daha kolay kurulur ama AK Parti-CHP koalisyonu daha uzun yaşar.

MÜSİAD’ın zımnen ağırlığını AK Parti-CHP koalisyonundan yana koyması önemli bir gelişmedir; siyaset ibresini yeniden orta noktaya getirmiştir.

***

MÜSİAD’ın çıkışının Erdoğan’ın Davutoğlu’nu hükümeti kurma görevini Meclis Başkanlığı seçimi ardından vereceğini açıklamasından sonra gelmesi de dikkat çekicidir.

Erdoğan böylelikle siyasete yeni bir müdahalede bulunmuş ama diğer yandan malumu ilam etmiştir.

Yani Meclis Başkanlığı seçimi, artık koalisyon görüşmelerinin bir parçasıdır.

***

Geleneksel olarak ve Meclis aritmetiği uyarınca Meclis Başkanları en çok üyesi olan partiden seçilir, böyle olagelmiştir.

Bu defa da AK Parti, gerektiğinde Cumhurbaşkanına vekalet edecek bu makamı bırakmak istemeyecektir.

Dolayısıyla Davutoğlu’nun (AK Parti’den olsun olmasın) Meclis Başkanı adayına destek olacak parti, büyük ihtimalle AK Parti’nin koalisyon ortağı olacaktır.

Böyle bir uzlaşma halinde hükümet Meclis Başkanı seçimini takiben bir kaç gün içinde kurulabilir.

***

Peki, parti liderlerinin birbirlerine başbakanlık ikram ettiği bugünkü gerçek üstü ortamda, Meclis Başkanının AK Parti dışından olması ihtimali var mıdır?

Neden olmasın? Mesala Kılıçdaroğlu “dönüşümlü başbakanlık” istiyor, ilk sıranın da CHP’de olması kaydıyla.

Ama siyaset bu, pazarlık meşrudur, ayıp da değildir. Bakarsınız Meclis Başkanı üzerinde bir uzlaşma sağlanır.

***

Hemen aklınıza Erdoğan ile görüşen Deniz Baykal geliyor değil mi?

Neden olmasın? Ama aynı Baykal örneğinde yaşadığımız gibi, siyasette en beklenmedik çözümler bazen en akla gelmeyen isimlerden çıkar.

Ahmet Necdet Sezer’in cumhurbaşkanlığında olduğu gibi bu tür bir uzlaşma her zaman herkesi mutlu etmeyebilir, ama neticede bir uzlaşmadır.

Dolayısıyla, Meclis Başkanlığı seçimine dikkat edelim: Düğüm orada çözülebilir.