Meclis'ten çıkmazsa Erdoğan seçim hükümeti kurmaz mı?

Milli irade 7 Haziran'da AK Parti'nin elinden tek başına hükümet kurma gücünü almıştır, ama bu güç Erdoğan'ın ustaca manevralarıyla bir başka yere gitmemiş, AK Partide kalmıştır. Erdoğan'ın tercihi ağır basmış, ülke muhtemelen altı ay içinde, kasım ayında yeniden seçime gitme aşamasına gelmiştir.

Perşembenin gelişi çarşambadan belliydi aslında.

CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu 10 Ağustos'ta Başbakan Ahmet Davutoğlu’yla görüşmesi ardından konuk ettiği sendika ve meslek kuruluşu yetkililerine bir koalisyon hükümetinden umudu olmadığını söylemişti.

11 Ağustos’ta parti yönetiminden 4 yıllık icra hükümeti için yetki alan Kılıçdaroğlu, 12 Ağustos’ta milletvekillerine seçime hazırlık için bölgelerine gitme talimatı verdi.


***

Aynı gün Davutoğlu’nun AK Parti yönetimiyle yaptığı 6 saatlik toplantı ardından kulise yansıyan bilgi “CHP’ye teşekkür edecek” oldu.

Çünkü AK Parti’deki hava da CHP’dekinden farklı değildi. Her iki parti tabanının ve teşkilatının çoğu birbiriyle ortaklığa soğuk bakıyordu. Bunlara ek olarak bir de her fırsatta yeniden seçime gitmekten yana tavrını kamuoyuyla paylaşan Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan vardı.

Yani perşembenin gelişi çarşamba günü belli olmuştu; AK parti CHP’ye icraat odaklı hükümet ortaklığı değil, anayasada seçim yasalarını kapsayan, o arada barajı düşürmeyi de içeren bir dizi reformu yaparak en kısa sürede seçime gidecek bir seçim ortaklığı önermeye karar verdi.


***

Ve 13 Ağustos Perşembe günü Davutoğlu, Kılıçdaroğlu’na seçim odaklı hükümet ortaklığı teklifi götürmeye karar verdi. Alternatif olarak –CHP’nin kabul etmeyeceği belli olan- AK parti azınlık hükümetine destek olacaktı.

Başbakan Yardımcısı Numan Kurutulmuş, görüşmelerin başlamasına az süre kala, kısa süreceği tahminini gazetecilerle paylaştı; ekonomi dünyası o anda zaten bunu görüşmelerin koalisyonla sonuçlanmayacağı şeklinde okumuştu.

Nitekim öyle oldu. Kılıçdaroğlu sonradan kendilerine icraat değil, seçim hükümeti ortaklığı önerildiğini, koalisyonun müzakere dahi edilmediğini açıkladı.

İki lider birbirlerine teşekkür edip ayrıldılar.


***

Davutoğlu geride kalan yegâne seçeneği bir an önce seçime gitmek olarak açıkladı.

Aklında 4-5 plan daha olduğunu söyledi. Bu planların bir an önce seçime gitme yollarına dair olduğu anlaşılıyor.

Bir an önce seçime gitmenin iki yolu var:

1-      Meclis kararı alarak seçim hükümeti kurulabilir,

2-      Cumhurbaşkanı 45 günün bitiminde yeniden seçim hükümeti kurdurabilir.


***

Nitekim Davutoğlu basın toplantısında, kendisi bir çözüm bulamazsa zaten 45 günün sonunda, yani 23 Ağustos’tan itibaren görevin Cumhurbaşkanında olacağını söyledi.

Cumhurbaşkanının HDP’den de milletvekili alması gereken bir hükümeti kurmak istemediği –bu yönde resmi beyanı bulunmasa da- kabul gören bir kanı.

Oraya geleceğiz, ama önce Meclis’teki tabloya bakmamız lazım.


***

CHP’nin AK Parti’nin erken seçim teklifine kabul oyu vermesini beklememek lazım, öyle olsa dün verirdi.

Yine de dün Kılıçdaroğlu’nun Demirel’in “Siyasette 24 saat çok uzun bir süredir” sözünü hatırlatması boşuna olmayabilir, bakarsınız Meclis zemininde çok özel pazarlık koşulları çıkar ortaya.

Aynı şekilde, en azından şu anda göründüğü kadarıyla HDP’nin de erken seçim yönünde oy kullanacağını beklemek gerçekçi görünmüyor.


***

Geriye kalıyor MHP.

MHP lideri Devlet Bahçeli 7 Haziran’dan bu yana, olmuyorsa oyalanmadan, yeniden seçime gidilmesini istiyor; bunun için 15 Kasım tarihini dahi önerdi.

Öte yandan yine Bahçeli, azınlığa destek dahil AK Partili hükümetlere destek olmayacağını da açıkladı.


***

Ama yine Bahçeli, önce Meclis’in erken seçim kararı alıp tarihi belirlemesi durumunda bir destek ihtimaline kapıyı bütünüyle kapatmadı, en azından düne kadar böyleydi.

Meclis çatısında desteğin iki türü var: İstediğiniz yönde oy kullanarak doğrudan destek verebilirsiniz, ya da zaten çoğunluğu sağlayacağına inanıyorsanız oy kullanmayarak, seçimde bulunmayarak, ya da mesela boş, çekinser oy kullanarak dolaylı destek verirsiniz.

Bu durumda Davutoğlu, Bahçeli’nin doğrudan ya da dolaylı desteğini umuyor olabilir; dün erken seçim tarihi sorulduğunda cevabı MHP ile temas sonrasına bırakması bunun işareti olabilir.


***

Bu söylenen, Davutoğlu’nun Erdoğan’a bir azınlık hükümeti kabinesi sunması ve MHP’nin HDP ile aynı yönde oy kullanmamak adına o hükümetin programının onaylanmasını sağlaması ihtimalini de içerir.

Ama diyelim o da olmadı, Davutoğlu ne azınlık hükümeti kurabildi ne de Meclis’ten seçim kararı çıkartabildi.

Tabii o arada AK Parti’nin bir kongreye gideceği, bunun Davutoğlu başkanlığında gidilecek ilk kongre olduğu, üç dönemliklerin durumunun, aynı listeyle seçime gidilip gidilmeyeceğinin karara bağlanacağı unutulmamalı.


***

Ve işte bu durumda Erdoğan’ın yeniden seçim düğmesine basacağından kimsenin kuşkusu olmamalı.


***

Anayasa’da öyle yazıyor olmasına rağmen, Erdoğan’ın Meclis Başkanı İsmet Yılmaz ile danışarak HDP’den isim çağırmaması bir ihtimal olabilir mi sizce?

Ya da HDP’nin o hükümete üye vermeyeceğini söylemesine karşın, HDP içinde Barzani’ye ve AK Parti’ye yakın bazı isimlere bakanlık teklifi götürmesi? O tekliflere red cevabı gelince de kabul edenlerle hükümeti kurdurup yola devam etmesi?

Burada Meclis Başkanı Yılmaz’a kilit bir rol düşebilir.


***

Netice şudur:

Milli irade 7 Haziran’da AK Parti’nin elinden tek başına hükümet kurma gücünü almıştır, ama bu güç Erdoğan’ın ustaca manevralarıyla bir başka yere gitmemiş, AK Partide kalmıştır.

Erdoğan’ın tercihi ağır basmış, ülke muhtemelen altı ay içinde, kasım ayında yeniden seçime gitme aşamasına gelmiştir.


***

Dünkü soru bugün de geçerlidir.

Önümüzdeki seçimde de Meclis tablosu değişmez ise AK Parti yine tek başına hükümet kurma çoğunluğunu bulamaz ise o zaman ne yapılacaktır?

“İstediğim sonuç çıkana kadar seçime devam” denebilecek midir o zaman? Bakalım neler göreceğiz?