Medyada büyük dönüşüm başladı

Yakın gelecekte daha az sayıda gazete ve televizyonun ayakta kalacak olması, yalnızca bir sektörün miadını doldurması anlamına gelmiyor.

Başka sektörlerin yükseliş ve düşüşlerini, çöküş ve yeniden doğuşlarını medya olarak dışarıdan izleyip yazdık bugüne kadar. Şimdi, yurtta ve dünyada medya büyük bir sarsıntı ve dönüşüm yaşamakta ve biz gazeteci milleti bu sarsıntının hem aktörü hem seyircisi konumundayız.
Bayram günü biraz sert bir giriş mi oldu? Ne yapalım, sarsıntı da sert zaten.

Türkiye’de henüz oyun ne tam sert ne de kurallarına göre oynanıyor. Sebebi de Türkiye’de medya hareketlerinin siyasi atmosferle fazlasıyla ilgili olması. Siz bir de önümüzdeki üç seçim süreci geçtiğinde, siyasetin medyaya ihtiyacı değiştiğinde görün neler olacağını.
Ama bu sarsıntı ve dönüşümün asıl medyanın yapısı ve ekonomisiyle ilgili olduğunu bilelim.

Tam 126 yaşındaki saygın International Herald Tribune gazetesi 14 Ekim günü gazetenin yönetiminden Serge Scherman’ın şu cümlesiyle başlayan bir makale bastı: “Bu sizin IHT’yi son okuyuşunuzdur, yarından itibaren International New York Times olacak.” Yazının başlığı da ‘Bir Gazetenin Ömrü’ idi; hüzünlü ama gerçekçi bir başlık.

Gazetenin zaten bir süredir sahibi olan NYT bu dönüşümü aslında geçen şubat ayında ilan etmişti. Yeni adıyla International NYT, ana gazetenin daha çok internet ağırlıklı ve yorum çeşitliliğine dayalı uluslararası sayfaları niteliğinde olacak.
NYT ise ABD’de pek olmayan ‘ulusal gazete’ boşluğunu doldurmaya oynayacak sanki; başarılı yönetmeni Jill Abramson’un 13 Ekim tarihli
İngiliz The Guardian gazetesine verdiği bilgilerden bunu anlıyoruz.

NYT internet sitesinin ayda 59 milyon tekil ziyaretçi gibi müthiş bir okunurluğu var. Bunların üçte biri ABD dışındanmış. Toplam erişimin yüzde 66’sı ABD’den, onu ikinci sırada izleyen Kanada’nın oranı yüzde 5, üçüncü sırada yüzde 4 ile İngiltere geliyor; aradaki fark büyük. Yine Abramson’un başlattığı paralı içerik uygulaması sonucu NYT’nin 700 bin abonesi var, bunların yalnızca onda biri ABD dışından.

Ancak dünyadaki diğer içerik ödemeli uygulamalardan çok azı başarılı. Bunda en büyük pay, ABD’nin dünyanın en büyük ekonomi ve askeri gücü, dolayısıyla siyasi gücü olmasında ve NYT’nin de bu durumu iyi gazetecilik yapıp ifade özgürlüğünün daha geniş imkânlarında iyi yansıtmasında. Tabii medya dünyasına yön veren yeni teknolojilerin tamamının ABD’de geliştirildiğini unutmamamız gerekiyor.

Dolayısıyla dünyanın gözü ABD’de ve orayı da NYT gazetesinin internet sitesinden izliyor, Abramson da bunu iyi saptamış, gereğini yapıyor. Bunu yaparken de IHT gibi gazeteyi kendi marka bünyesinde yeniden yapılandırıp nitelikli okuru da elde tutmayı amaçlıyor.

NYT’nin rakibi Washington Post bu değişimi göremedi. Son 6 yılda gelirleri yüzde 44 düşüp toparlanamayınca, sahipleri gazeteyi 5 Ağustos’ta 250 milyon dolara amazon.com kitap sipariş sitesi sahibi Jeff Bezos’a sattı. Aynı gün NYT de Boston Globe gazetesini Red Sox beyzbol ve Liverpool futbol takımlarının sahibi John W. Henry’ye 70 milyon dolara sattı. Oysa NYT 1993’te Boston Globe gazetesini o zaman için rekor bir fiyatla 1.1 milyar dolara almıştı. Bir başka örnek yine bu yıl içinde Philadelphia Inquirer ve Philadelphia Daily News gazeteleri 55 milyon dolara yerel bir yatırımcıya satıldı; sahipleri çok değil 2006’da 515 milyon dolarlık bir teklifi reddetmiş.

Bezos, yazılı basının en fazla 20 yıl daha devam edeceği görüşünde; ona göre dijital gazetecilik boşluğu dolduracak. Öte yandan dijital yayıncılıktan NYT ve Avrupa’daki birkaç örnek dışında gelir sağlayabilen yok. Zaten güvenilir haber siteleri çoğunlukla bir gazete ya da televizyonun haber merkezine ya da nitelikli haberciliğe bütçe ayırabilecek başka haber merkezlerine bağımlı. Dolayısıyla belli bir kitle üzerinde haber alışkanlığı ya da tekeli oluşturamayan yayınların, yalnızca dijitalden gelir beklemesi zor, eldeki bulgurdan olmak da var.
Yine de yazılı haberciliğin sonu parlak görünmüyor. Yakın gelecekte daha az sayıda gazete ve televizyonun ayakta kalacak olması, yalnızca bir sektörün miadını doldurması anlamına gelmiyor. Daha az sesli bir toplum ve ifade özgürlüğünün zayıflaması anlamına da geliyor. Dedik ya, oyun sert oynanıyor. Herkese iyi bayramlar.