Melih Gökçek'e sorulması gerekenler

Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek ile Hürriyet yazarı Emin Çölaşan arasında geçen perşembe TGRT'deki canlı yayından doğrusu çoğu kişi gibi ben de çok şey <br>bekliyordum.

Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek ile Hürriyet yazarı Emin Çölaşan arasında geçen perşembe TGRT'deki canlı yayından doğrusu çoğu kişi gibi ben de çok şey bekliyordum. Tartışmanın tadı kaçınca, programın sonunu beklemeden televizyonu kapattım.
Melih Gökçek, üçüncü dönemdir görevde. Bunda, 1999 seçimlerinde Ankara'nın sosyal demokrat seçmeninin oyunu güzelce ikiye bölüp o zaman başka türlü seçimi kazanma imkânı bulunmayan Gökçek'e şehri emanet eden CHP (Adayı Murat Karayalçın idi)-DSP(Adayı Doğan Taşdelen idi) çekişmesinin payı büyük.
2004 seçimlerinde durum değişmişti. Gökçek, Ankara'da AK Parti'nin aldığından fazla oyla seçildi. Bunu yalnızca fakir mahallelere belediye bütçesini kullanıp kendi propagandasını yaparak dağıttığı yiyeceğe, kömüre filan bağlamak doğru değil. Gökçek Ankara'nın uzun yıllar ihmal edilmiş kenar semtlerine götürdüğü yatırımlarıyla, ortaya çıkardığı rant ile de oy kazandı. Daha önce Karayalçın döneminde anlaşmaları yapılan metro hatları açıldı. Mesela utanç verici görünümden kurtulan yeni Esenboğa Havaalanı'na havalı bir yol inşa edildi. Eskişehir yolu genişletildi. Şimdi Atatürk Bulvarı'na altgeçitler inşa edildi.
Bazıları son derece gerekli olan bu yatırımlar akıl almaz bir keyfilik, plansızlık, Ankaralıları isyan ettiren bir saygısızlık, duyarsızlık ile yapıldı. BOTAŞ yetkililerine sorduğunuzda, Gökçek'in sanki belediyeyi kâra geçirmiş ve onun imkânlarıyla yapıyor izlenimi vermeye çalıştığı bu yatırımları, doğalgaz borcunu ödememesi sayesinde yapabildiğini öne sürdüklerine şahit olursunuz. Gökçek'in yatırımların faturasını, yalnız Ankaralılar değil, bütün Türkiye'nin daha yüksek doğalgaz faturalarıyla ödüyor aslında. Dağıtılan kaçak kömürün bir maliyeti de Ankara'nın havasının yeniden kirlenmeye başlaması.
Yapılanların ne kadar plansız ve üstünkörü olduğuna örnekler çok. Birkaçını sıralayalım:
Bundan bir süre önce Gazi Mahallesi'nde TOBB Üniversitesi, Çevre ve Orman Bakanlığı ve Sabah gazetesi tesislerinin de bulunduğu kavşağa belediye bir altgeçit yaptırmaya karar verdi. Kazı başlar başlamaz bölgenin bütün doğalgaz, elektrik, su bağlantıları kesildi, tahrip olmuştu. Oysa şehrin bütün yeraltı haritası belediyenin üzerindeydi. Bunun üzerine ne mi yapıldı?
O çukur kapatılarak, üstgeçit yapıldı. Ama alan darlığı ve yan yol bağlantıları olmadığından, şimdi o kavşakta trafik eskisinden kötü.
Bir başka örnek Atatürk Bulvarı. Artık geniş kaldırımları, iki yanda boyveren çınar ve kestane ağaçları, prestijli mağazalarından eser kalmayan, Büyükelçilik binalarının getirdiği ayrı havayla gerçek bir bulvar olmaktan çıkarılıp herhangi bir ara sokak havasına sokulan, Ankara'nın tek adam gibi caddesi sayılan Atatürk Bulvarı'ndan söz ediyorum. Gökçek bunu, Başbakan Tayyip Erdoğan Çankaya'ya çıkarsa Esenboğa'ya trafiğe takılmadan gidip gelebilsin diye mi icat etti acaba? (Gökçek bunu çok istiyor. Çünkü öyle bir durumda Erdoğan'ın yerine geçmesi beklenen Dışişleri Bakanı Abdullah Gül'ü, kendisine bağladığı milletvekili ve delegelerle bir kongre darbesiyle alaşağı edip partinin hâkimi ve başbakan olma hayalleri kuruyor) Yoksa akıl almaz bir beceriksizlikle yedi ayda bitirilebilen iki altgeçitle ortaya çıkan şeyin bir medeniyet ürünü olduğunu söylemek mümkün değil.
Medeniyet, çağımızda yalnızca hizmet götürmek değildir. Hizmeti nasıl götürdüğünüzdür de. Gökçek'in hizmet götürme şekli de yakışıksız. Trafik bilimini inkâr ederek, havaalanı yoludaki altgeçitlere ışığı ve sesi yansıtan (ve Çin'den ithal edilen) suni mermer kaplama döşetmesi, inşaat sisteminin insan hayatını hiçe sayması buna örnek değil mi?
Ya da zaten işi olan yol inşaatları ardından büyük bir görmemişlik eseri olarak, sanki parası cebinden çıkmış gibi "Asfaltınız hayırlı olsun-Melih Gökçek" pankartlarına ne demeli? Ankara'yı bekleyen ciddi susuzluk tehlikesine karşı ithal ettiği Ankara toprağına yabancı ağaçları sürekli tankerlerle sulatmasına ne demeli? Üç yıldır Eskişehir yoluna kazdırdığı metro tünelinin içine koyacak metrolar için henüz ihale bile açılmamış olmasına ne demeli?
Ama Gökçek aldırmıyor. 'Üç gün konuşur, unuturlar' diyerek bildiğini okuyor. Dur diyen yok.