MGK açıklaması dengeleri değiştirdi

MGK açıklamasının Kürt açılımında sorumluluğu üstlenmesi ve devamını öngörmesinin AK Parti, CHP ve MHP'deki yankıları çok farklı oldu

Milli Güvenlik Kurulu’nun 20 Ağustos toplantısı ardından yapılan açıklama Kürt açılımı arayışları konusunda Ankara’daki siyasi dengeleri değiştirici yönde etki yaptı.
Bu değişiklikleri ve bellibaşlı siyasi aktörler üzerindeki etkilerine değinmeden önce MGK’nın toplanması öncesi durumu ve açıklamayı tahlil etmekte yarar var.
MGK toplanmadan önce İçişleri Bakanı Beşir Atalay’ın bu çalışmanın bir AK Parti projesi değil, devlet projesi olduğunu söylemesine karşın muhalefet partilerinden ‘askerden görüş alınıp alınmadığı’ yolunda sorular geliyordu.
Askerin sessizliğini sürece karşı olduklarına yormak, aslında gözlem hatasına dayanıyordu. Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ, Atalay’ın çalışmalarına başlaması ardından, 31 Temmuz’da Ankara’daki KKTC davetinde bu konuda bir ‘mesaj vermek isteyip istemediği sorusunu, ‘Vermek istesem veririm’ diye yanıtlamıştı. (Radikal, 1 Ağustos 2009) Sonra da 1974 Kıbrıs harekâtının yapılabilmiş olmasını hükümet-asker uyumuna örnek göstermişti.
Başbuğ’un bu sözlerinin de ‘Demek ki şimdi yok’ şeklinde yorumlanmasına karşın, o zamandan bu zamana askerden bir ‘mesaj’ gelmedi. Askeri bürokrasi süreç üzerine çalışmayı sürdürdü. Askerin, süreci ülkenin birliğini zedeleyici bir yönde görse, bundan önce çok sık yaptığı gibi sesinin duyulmasını sağlayacağı konusunda tereddüt olmamalı.
Buradan, askerin atılan her adımın arkasında olduğu sonucu çıkarmak da haksızlık olur. Ama asker süreci baltalayıcı, Başbuğ’un 29 Nisan basın toplantısında sözünü ettiği ‘fırsatın’ kaçmasına neden olacak bir çıkış yapmaktan kaçınıyordu. Bunun nedeni sürecin başlamasının 30 Haziran MGK toplantısında tartışılması ardından Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün talimatıyla başlamış olmasıydı.
Gül, MGK toplantısına birkaç gün kala bu konunun görüşüleceğini kamuoyuna ilan etti. İçişleri Bakanı Atalay, 19 Haziran’da Genelkurmay Başkanı Başbuğ’a özel bir sunum yaptı, gelinen noktayı anlattı, ardından Köşk’e çıkıp Gül’e bilgi verdi.
Bu gelişmelerin ardından gelinen nokta, açıklamayı esas almak kaydıyla şöyle görünüyor:
1- Açıklamada ‘Önceki toplantılarda yapılan değerlendirmelerin de ışığında’ denilerek, açılım arayışı sürecinin MGK’daki çalışmaların sonucu olduğu üstlenilmiş oluyor. Bu ifade, AK Parti’nin elini rahatlatan, üzerindeki yükü hafifleten bir ifade sayılabilir.
2- “Devletimizin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü pekiştirmek, kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluğunu sağlamak” ifadesiyle, bir anlamda kefil oluyor. CHP lideri Deniz Baykal’ın iki ‘kırmızı çizgisinden’ birisi böylelikle karşılığını bulmuş sayılır.
3- ‘İçişleri Bakalığı eşgüdümünde yapılan çalışmalar hakkında Kurul’a bilgi sunulmuş’ ifadesiyle, birinci maddedeki ifade güçlendiriliyor. Bunun yalnızca hükümet girişimi olmayıp, MGK’ya rapor veren kurumsal yönü bulunduğu vurgulanıyor.
4- ‘Çalışmaların devamı tavsiye edilmiştir’ denilerek de, aslında şimdiye kadar yürütülen
genel çerçeve onaylanmış ve devamında yarar görülmüş oluyor.
Gelelim bellibaşlı siyasi aktörler üzerindeki etkilerine:
1- AK Parti’nin üzerindeki baskı azaldı. Bununla birlikte Başbakan Tayyip Erdoğan dün meselenin bir ‘terör sorunu’ olduğunu, ‘bütünlük’ sorunu olmadığını söyledi. Böylelikle hem AK Parti içindeki batı ve kuzey illerinden gelen hoşnutsuzlukları, hem de askerden kaynaklanmış olabilecek, sürecin devamı için çerçevenin iyi çizilip duyurulması önerisine yanıt vermiş oldu.
2- CHP lideri Baykal’ın ‘ülke bütünlüğü tartışılmamalı’ endişesi en üst düzeyde karşılık bulmuş oldu. Kürtçe eğitimle ilgili beyan ettiği endişe CHP’nin mesafesini korumasına zemin verecektir. Ancak MGK açıklaması ardından CHP yönetiminin, önemli bir taban eğilimine de uyarak sürece -belki şu aşamada doğrudan katkı vermese de- daha az karşıt olacağı sonucunu doğurabilir.
3- MHP ile CHP’nin sürece bakışlarının MGK açıklaması ardından giderek ayrıştığı rahatlıkla söylenebilir. MHP, açılım arayışını üstlenip destek verdiği için hem MGK’ya, hem askere kızgın bir izlenim vermektedir. Devlet Bahçeli, devletin en üst danışma organı MGK’yı ve askeri, devlete karşı görevlerini ihlal etmekle suçlamaktadır.
Başbakan Erdoğan’ın dün MHP’ye karşı sert çıkışı ve Bahçeli’nin aynı sertlikteki yanıtı da bu konuda MHP ile köprü kurmanın zorluğunu göstermektedir.