MHP karışırsa siyaset sertleşir

'MHP'li milletvekil-</br>lerinin, il başkanlarının dörtte üçü ya Bakan Aydın'dan ya da il müdürlüklerinden yakınlarına ihale verilmesi için aracı olmadılar mı?

'MHP'li milletvekillerinin, il başkanlarının dörtte üçü ya Bakan Aydın'dan ya da il müdürlüklerinden yakınlarına ihale verilmesi için aracı olmadılar mı? Bizce MHP milletvekillerinin büyük çoğunluğu Koray Aydın'dan yakınlarına veyahut partili birilerine iş talebinde bulunmuşlardır. Ancak şimdi susmaktadırlar.'
Bu sözler MHP'li Koray Aydın'ın dün Bayındırlık Bakanlığı'ndan istifası ardından bir muhalefet partisi sözcüsünün ağzından çıkmadı. Aydın'ın kendi üslubunca 'satılık, şerefsiz' diye nitelediği gazetecilerden biri tarafından da yazılmadı. Bunu yazan, son zamanlarda moda olan deyimle bir Marksist de değil.
Bu sözler, MHP'ye yakınlığıyla bilinen Ortadoğu gazetesinin etkin köşe yazarlarından olan Nazmi Çelenk'in, Aydın'ın istifasından bir gün önce yayımlanan
'Bayındırlık Bakanlığı ve MHP' başlıklı yazısından alındı.
MHP-Bayındırlık ilişkileri
MHP içindeki gelişmeleri en yakından takip
eden yazarlardan biri olan Çelenk, 'aslında Koray Aydın'a destek veren milletvekillerinin' neden şimdi susmakta oldukları konusuna da şöyle ışık tutuyor:
"Karşı grup tarafından 'Bu da Koray Aydın'la beraber, çizelim' deneceğinden korktukları için."
Bu yazıdan şu sonuçları çıkarabiliyoruz: Bakanın istifasıyla sonuçlanan Bayındırlık operasyonları MHP içinde bir kamplaşmaya yol açmış bulunuyor. Şu anda Aydın'a karşı olan grup kozları ele geçirmiş durumda ve diğer grup bir tasfiye harekâtına maruz kalmamak için ya da kendi menfaat ilişkileri de ortaya dökülmesin diye sesini çıkarmıyor.
Çünkü MHP ile Bayındırlık Bakanlığı arasındakin ilişki yalnızca Aydın'a bağlı değildi.
Bayındırlık Müsteşarı Ali Helvacı, 18 Nisan 1999 seçimleri öncesinde Koray Aydın'ın MHP Genel Sekreteri olduğu dönemde, genel sekreter yardımcılarından biriydi. 18 Nisan seçimlerinde Malatya'dan milletvekili adayı oldu. Seçilemeyince bürokrasiye döndü ve Aydın'ın bakanlığı ardından müsteşarlığa getirildi. Hâlâ da o görevde.
Çelenk'in MHP milletvekillerini ve il başkanlarını, devletin ekonomik imkânlarından menfaat sağlamak için siyasi girişimde bulunmakla suçlaması, bu noktada anlam kazanıyor.
Hukuken değil, ahlaken gitti
MHP kurmayları, Aydın'ın gecikmiş istifasının 'hiç değilse DGM savcısı iddianameyi hazırlamadan önce' verilmiş olmasında teselli buluyorlar. Daha önce Enerji Bakanlığı-Cumhur Ersümer-ANAP örneğinden hareketle, bu durumun 'MHP'nin daha da yıpranmasını engelleyeceğini' umuyorlar. Ne de olsa MHP 50 gün içinde
ikinci bakanını yitirmiş durumda.
Ama olayın yalnızca MHP bünyesinde
değil, hukuki ve ahlaki zeminde de yeni tartışmalar başlatacağı anlaşılıyor.
Çünkü Aydın'ın 23 Ağustos'ta açığa çıkan 'Vurgun Operasyonu'nun ilk günlerinde istifa etmesini gerektiren nedenlerden biri siyasi ise, diğeri ahlaki idi.
Gelişmiş demokrasilerde, bakanlığınızın üst düzeyine yansıyan bir yolsuzlukla, hukuki bağınız bulunmasa bile istifa edersiniz. Bu siyasetin gereğidir.
Ama bakanlığınızın ilgi alanındaki işinizi, bakan olduktan sonra daha da geliştirmiş,
başka deyişle, devlet görevinizi geçim kapısı haline getirmişseniz, zaten orada bir dakika daha durmamanız ahlakın gereğidir.
30 Ağustos'ta Radikal'de yayımlanan söyleşimizde, Aydın'a 'bakan olunca işlerini Batıdaki gibi kayyuma devretmeyi neden düşünmediğini' sorunca, "Bunu engelleyen bir yasa yok. Ben siyaseti bırakınca nasıl geçineceğim" demesinin, siyasete çarpık bir bakışı yansıttığı da söylenebilir.
MHP'nin 1-2 Eylül'de Kızılcahamam'da yapılan MHP il başkanları toplantısında Bahçeli'nin
'Ya siyaset, ya ticaret' sloganını anımsatması, Aydın'ın gidişinin asıl ahlaki nedenlerle olduğuna işaret ediyor.
Türk siyasetinin bu durumdan artık ders çıkarması gerekiyor.
Başbakan Ecevit'in salı günkü liderler toplantısında 'işyeri sahibi devlet görevlilerinin işlerini kayyuma devretmeleri için yasa çıkarılmasını' önermesi, Bahçeli ve Yılmaz'ın da buna katılması bu açıdan sevindirici.
Bu yasanın çıkması, siyasetin artık devletin imkânları üzerinden kişi ya da grup çıkarı sağlamak için değil, ülkeye hizmet için yapılmasına da katkıda bulunur.