Mısır tablosunu Gül görüyor Erdoğan görmek istemiyor mu?

Erdoğan'ın Mısır'daki tabloyu göremediği söylenemez. MİT ve Dışişleri'nden Gül'e giden bilgi, ayrıntılı olarak önce Erdoğan'a da geliyor.

Önce haberler: Ankara’nın Mısır’da seçilmiş Cumhurbaşkanı Muhammed Mursi’yi deviren darbeyi tanımama, muhatap almama tutumunu 24 Temmuz toplantısında yumuşatma kararı aldığını dün size duyurmuştuk. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün aynı günün akşamında geçici yönetim başkanı Adli Mansur’a gönderdiği Milli Bayram kutlaması bunun ilk işaretiydi.
Şimdi ikinci işaret de geliyor. Ankara tutuk altındaki Mursi’yi meşru başkan gördüğü için yeni atanan Kahire Büyükelçisi Ahmet Yıldız, darbenin işbaşına getirdiği geçici yönetime güven mektubunu sunup görevine başlayamıyordu. Bu nedenle, Saraybosna Büyükelçiliği’ne atanan Hüseyin Avni Botsalı da bir türlü Kahire’yi terk edip yeni görevine başlayamıyordu. İşte 24 Temmuz’da Ankara’da Başbakan Tayyip Erdoğan başkanlığında yapılan Ortadoğu güvenlik ve diplomasi toplantısında Yıldız’ın da güven mektubunu Mansur’a sunarak göreve başlaması kararı kesinleştirilmiş. Üst düzey bir kaynak “Kahire’de işlerin biraz daha yatışmasını bekliyoruz” diyor.
Yani Türkiye, Başbakan Erdoğan’ın en son dünkü sert eleştirilerini sürdürse de Mısır’daki darbe yönetimini bölge siyasetinin zorlamasıyla istemeyerek de olsa muhatap almaya başlıyor.

Çünkü bölge siyasetine dair gerçekten önemli şeyler oluyor.
Mısır’dan önce bağlantılı diğerlerini sayalım: Filistin ve İsrail arasında ABD’nin gözetiminde yeni görüşme turu başlamak üzere. Buna önayak olan ABD Dışişleri Bakanı John Kerry, Suriye muhalefeti temsilcileriyle Nev York’ta BM binalarında bir görüşme yapıyor. Aynı zamanda Suriye’de PKK çizgisindeki PYD’nin başkanı İstanbul’a gelip MİT ve Dışişleri’yle görüşmeye başlıyor.
Mısır’a dönersek, mesela ABD (tam da Türkiye’nin Mısır duruşunu yumuşattığı 24 Temmuz günü) Mısır’daki geçici yönetime 4 adet F-16 uçağı teslimini dondurduğunu açıklamıştı. Bunda, Abdülfettah Sisi başkanlığındaki askeri yönetimin Mursi’yi ailesi ve avukatlarına dahi göstermeden gerekçesiz kilit altında tutmasına Batı dünyasında duyulan tepkinin payı büyüktü.
Öte yandan ABD Başkanı Barack Obama, perşembe gecesi Mısır’daki darbeyi ‘darbe saymadığını’ açık lisanla ilan etti.
Obama’nın bu değerlendirmesinde Mısır’da en son dün ortaya çıkan tablonun payı var.

Bu bölünmüşlük tablosudur. Sisi’nin çağrısı üzerine, haftalardır darbeye karşı direnen Mursi yanlılarının toplandığı Adeviye Meydanı’na karşı Tahrir Meydanı da doldu; her iki meydandaki yüz binler ortaya daha önce eşi görülmemiş bir kutuplaşma tablosu çıkarıyordu.
Bir yanda, belki de tarihte ilk kez bir askeri darbeye karşı milyonlar haftalardır sokakta ve devrilmiş cumhurbaşkanının serbest bırakılmasını istiyor. Diğer tarafta yine milyonlar, darbe destekçisi olarak suçlanacaklarını da bilerek o cumhurbaşkanının ülkeyi bir diktatörlüğe götüreceği korkusuyla sokağa çıkıyor. Acıklı bir durum, ama tablo bu. Mısır ortadan ikiye bölünmüştür.
Cumhurbaşkanı Gül, dün “Adeta Mısır bölünmüştür” diyerek bu tablonun gerçekliğini kabul ettiğini göstermiş oldu. Gül, Mısır’daki bütün siyasi tarafları (ki buna Müslüman Kardeşler dahil sayılmalı) diyaloğa davet ederek aksi halde kontrolden çıkabilecek kitlelerin bütün bölgeyi ateşe atabileceği uyarısında bulundu.

Aslında Erdoğan da aynı şeyi başka perspektiften söyledi. Erdoğan’a göre askeri yönetim ve Kahire’nin rantını yiyen eski müesses nizam, iki meydandaki kitlelerin birbirine saldırması ihtimalini gözlüyor ve bunu ülkede tam kontrolü sağlamak için gerekçe yapmak istiyordu. Erdoğan Adviye’dekiler kadar Tahrir’dekilerin de Mısır halkının parçası olduğunu söylemeyi tercih etmiyordu.
Erdoğan’ın Mısır’daki bölünmüş tabloyu göremediği söylenemez; MİT ve Dışişleri’nden Gül’e giden bilgi, daha ayrıntılı olarak önce Erdoğan’a geliyor. Peki, Erdoğan, Gül’ün Mısır’da gördüğünü kendisinin de görmüş olduğunu kabul etmek mi istemiyor? Bunu kabul ederse, oy çoğunluğunun azınlığı üzerinde denetimsiz yetkisini hedeflemekle suçlanan Mursi’nin hata yapmış olabileceğini kabul etmiş olmak mı istemiyor?

Sorular çoğaltılabilir. Mısır’dan alınacak daha çok siyaset dersi var. Ne de olsa devlet mekanizmasını, bürokrasiyi bundan 5 bin yıl önce icat etmiş bir milletten söz ediyoruz.