MİT tutuklamaları Ankara'yı sarsıyor

Erdoğan'ı Meksika dönüşü öyle bir kriz bekliyor ki, DTP davası ve açılımın tökezlemesi yanında hiç kalabilir

Bugünlerde iki Ankara var. Biri, Ankara’nın görünen yüzü. Ankara’nın görülebilen yüzündeki konular belli:
- Başbakan Tayyip Erdoğan Amerika seyahatine çıkmadan Anayasa Mahkemesi’nin DTP kapatma davasını esastan görüşeceğini açıklaması,
- Erdoğan’ın ABD Başkanı Barack Obama ile görüşmeye hazırlandığı saatlerde Tokat’ın
Reşadiye ilçesi yakınlarında kurulan pusuda
7 askerin şehit edilmesi,
- DTP’nin Anayasa Mahkemesi’nden kapatma çıkması halinde Meclis’ten ve seçimlerden çekileceğini açıklaması, bu arada PKK’nın sokak gösterilerinin yaygınlaşan şiddete dönüşmeye başlaması,
- Gerginliğin Meclis’e yansıması, muhalefet ve hükümetin birbirlerini açılım nedeniyle ihanet içinde ilan etmesi, DTP’nin AK Parti’ye CHP ve MHP’den daha sert muhalefete girişmesi.
Bu tablonun yol açtığı şok dalgaları dün şehit cenazelerinde görüldü; Meclis’teki sert polemiklerde de görüldü.
Ancak bu gerilim tablosu, Ankara’nın görünmeyen yüzünde yaşanan rahatsızlığın yol açtığı dipten gelen dalga yanında hafif kalır.
Ankara kulislerine dünden itibaren yansımaya başlayan bu gerilimin, geçen haftadan itibaren tırmandığı, hafta sonu devam ettiği, hafta başı zirveye ulaştığı anlaşılıyor.
Gerilimin kaynağında Milli İstihbarat Müsteşarlığı (MİT) Erzincan Bölge Müdürlüğü’nün 5 Aralık Cumartesi günü, Erzurum’da görevli özel yetkili savcı Osman Şanal ve Erzincan Emniyeti, terörle mücadele ekipleri tarafından basılarak bölge müdürü ve iki elemanının gözaltına alınması, 7 Aralık pazartesi günü de Erzurum’da çıkarıldıkları mahkemece tutuklanmaları var.
Türk gizli servisinin üç elemanı Ergenekon soruşturması çerçevesinde, gizli örgütle bağlantılı olarak terör eylemleri tasarlamak ve hazırlamak şüphesiyle tutuklanmıştı.
MİT’in bu konudaki ilk açıklaması, tutuklanmalardan birkaç saat önce yapılmış, Türk gizli servisi, operasyonun Başbakan Erdoğan ve MİT Müsteşarı Emre Taner’in bilgi ve onayıyla yapıldığı haberlerini yalanlamıştı.
Bu açıklama altında, MİT binasında aramanın MİT Yasası’nın 26’ncı maddesine göre Başbakan’ın onayıyla yapılması gerekirken, bu onaya ihtiyaç duyulmaması, gerilimin daha fazla tırmanmasını istemeyen MİT’in aramaya gönülsüz izin vermesinin yattığı daha sonra kulislere yansımıştı.
Bu, MİT’in Ergenekon soruşturması çerçevesiyle yargıyla son birkaç hafta içinde ikinci defa karşı karşıya gelişi olmuştu. MİT daha önce, Sincan 1’inci Ağır Ceza Hâkimi Osman Kaçmaz’ın Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı’ndaki (TİB) bütün dinleme kayıtlarına el konulmasına itiraz etmiş, MİT’in ülkenin güvenliği açısından yürüttüğü dış istihbarat çalışmalarının açığa çıkabileceği uyarısını yapmıştı. Buna karşılık olarak Kaçmaz, MİT aleyhine adaleti engellemek iddiasıyla suç duyurusunda bulunmuş, bu da MİT’in 4 Aralık tarihindeki basın açıklamasına konu olmuştu. MİT yetkililerinin bu konuyla ilgili olarak 16 Kasım’da Kaçmaz’ı ziyaret ettikleri, ancak bu ziyaretin Kaçmaz üzerinde ters etki yaptığı da anlaşılıyordu.
TİB olayı üzerine, Erzincan olayının gelmesi, MİT’in 83 yıllık tarihinde ilk kez, yasal süreç beklenmeden savcılıkça basılarak elemanlarının kaçma ihtimali olan suçlular gibi tutuklanması, deşifre edilmesi Ankara’da yalnızca MİT’te rahatsızlığa yol açmakla kalmamış görünüyor. Bu rahatsızlık güvenlik bürokrasisi içinde ciddi bir gerilim tırmanmasına ve yönetim kademelerinde en üst katlara ulaşan yankılara da yol açmış durumda.
Henüz hiçbir devlet görevlisi bu konuda açıklama yapmış değil.
Hükümet, Kürt açılımında zor günler yaşarken, hem açılımın, hem de Ergenekon soruşturmasının asli unsurlarından olan MİT’i yargı ve polisle karşı karşıya getiren, bu gelişmeler, bir an önce el konulmazsa, kurumlar arası ‘Hak arama mücadelesine’ dönüşme eğiliminde.
Hak arama sözcüğünün ılımanlığı kimseyi yanıltmamalı. Bunların hepsi ülkenin güvenlik kurumları ve haklarını yargı önünde değil başka yollardan arama örneklerinin nelere yol açtığı, 70’lerde, 80’lerde, 90’larda çok acı deneyimlerle görüldü. Bu gerilimin de ciddi sonuçları olabilir.
Konu, Başbakan Erdoğan’ın ABD-Meksika seyahatinden dönüşünü bekliyor. Erdoğan’ın bu gerilim karşısında alacağı tutum, yalnız Kürt açılımı ve Ergenekon sürecini değil, Türkiye’de daha pek çok şeyin gidişini değiştirebilir.