MİT tutuklamaları: Gerilim Başbakanlık, asker ve Çankaya'da

Milli İstihbarat Teşkilatı'nın (MİT) Erzincan'daki üç elemanının Erzurum Savcısı tarafından terör örgütü...

Milli İstihbarat Teşkilatı’nın (MİT) Erzincan’daki üç elemanının Erzurum Savcısı tarafından terör örgütü üyeliği ve saldırılar planlama kuşkusuyla tutuklanması olayının Ankara’daki güvenlik bürokrasisinde yol açtığı gerilimi dün aktarmıştık.
Yazının yayımlanması ardından edindiğimiz yeni bilgiler,
bu gerilimin güvenlik bürokrasisi ile sınırlı kalmayıp yönetimin en üst katlarına dek yayıldığını ve durumun ciddiyetini artırdığını gösterdi.
Üst düzey kaynaklardan edindiğimiz bilgilere göre, MİT görevlilerinin gözaltına alındığı 5 Aralık tarihinden itibaren gelişmelerin yeni bilgiler geldikçe güncelleneceği kaydıyla-
şu şekilde seyrettiği anlaşılıyor:
Erzurum Savcısı Osman Şanal’ın, MİT Bölge Müdürlüğü’nü Erzincan terörle mücadele şubesi ekipleriyle basıp üç istihbaratçıyı gözaltına alması, Ankara, Yenimahalle’deki MİT karargâhında şok etkisine yol açtı; böyle bir durumla Türk gizli servisinin 83 yıllık tarihinde ilk kez karşılaşılıyordu.
MİT Müsteşarı Emre Taner, ABD gezisine hazırlanan Başbakan Tayyip Erdoğan’a bu rahatsızlığı iletti.
O hafta sonu Erzincan’da gözaltında tutulan MİT elemanları, Başbakan Erdoğan’ın ABD’de olduğu 7 Aralık günü, mahkemeye çıkarılmak üzere Erzurum’a nakledildi.
Taner, 7 Aralık pazartesi günü Başbakanlık Müsteşarı Efkan Ala’yı arayarak ortaya çıkan durum üzerine konuşmak istediğini söyledi.
O sırada Başbakanlık’ta Kürt açılımındaki son durumun ve sokak eylemlerinin de ele alındığı, bakanlar ve yüksek bürokratların katıldığı bir toplantı vardı.
Taner’in Başbakanlığa ulaşmasıyla o toplantıya katılan bazı bakan ve yüksek bürokratlarla durum değerlendirmesi yapıldı.
MİT, kendi yasasının özel yasa olduğunu ve genel yasaya göre üstünlük taşıdığını öne sürüyor, bu idari ve hukuki ‘yanlışlığın’ düzeltilmesini talep ediyordu. Bir kaynağa göre ‘İdareten yapılabilecek bir şey var mı?’ diye yapılan durum değerlendirmesine katılan bazı hukukçular ise terör ve organize suçlar söz konusu olunca herkesi eşitleyen yeni ceza yasasının, MİT yasasından sonra çıkmış olduğu için üstünlük taşıdığını, hemde olayın mahkemeye yansıdığı için yorumun mahkeme tarafından yapılabileceğini söylüyordu.
Nitekim Erzurum’da mahkeme önüne çıkan MİT’çiler tutuklandı. (Bu hareketliliğin yaşandığı 7 Aralık günü, aynı zamanda PKK’nın öğleden sonra 15.30 civarında Tokat, Reşadiye’de pusu kurup 7 askeri şehit ettiği gündü.)
Üç üyesinin tutuklanması, anlaşıldığı kadarıyla MİT’te, yargı ve polis içindeki bir grubun kendilerini hasım gibi gördüğü algısına ve tepkisine yol açtı.
Kaynaklar, MİT’in durumdan kaynaklanan rahatsızlığı Taner aracılığıyla 9 Aralık’ta yapılan haftalık görüşmeler çerçevesinde, sabah saatlerinde Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ, öğleden sonra da Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’e ilettiğini doğruladılar.
Dolayısıyla güvenlik kurumlarını birbirine karşı belki de sertleşebilecek bir ‘hak arama’ kavgasına sevk edebilecek bu gerilim, devletin üst katlarına da yansımış oldu.
Gerilimin akıbeti için Başbakan Erdoğan’ın ABD-Meksika gezisinden dönmesi bekleniyor.

Tokat, PKK ve komplo teorileri
PKK, resmi internet sitesinde dün öğleden sonra yaptığı açıklama ile 7 Aralık’ta Tokat’ın Reşadiye ilçesi yakınlarında devriye gezen bir askeri araca pusu kurularak 7 askerin şehit edilmesi saldırısını üstlendi.
Böylece iki gündür hükümet yetkililerinin ve görevlilerinin içinden çıkamadığı saldırı üzerinde oluşturulan sır perdesi kalkmış oldu: Saldırganlar olağan şüphelilerdi; PKK’lılardı.
Bu şaşırtıcı değildi. Şaşırtıcı olan, aralarında hükümetin etkili bakanlarının da olduğu AK Parti ileri gelenlerinin ve bazı yorumcuların son üç gündür, hatta PKK açıklamasının yapıldığı saatlere kadar takındığı tutum idi.
Doğrudan söylemek yerine, ima yoluyla, ‘Anladın sen onu’ havasında yürütülen bu birkaç günlük kampanya ile bir tek ‘PKK yapmamıştır, asker yaptırmış olabilir’ denmediği kaldı. 1993’te 33 erin şehit edilerek ateşkes sürecinin kesilmesi ve o zamanki açılımın önünün tıkanması ile bağlantılar kuruldu.
Kritik zamanlarda yapılan eylemlerde kışkırtma kuşkusunun aranması doğal; gerekli de. Ancak bunu yaparken, bu kadar yıldır siyasetini terör eylemleriyle yürüten PKK’ya masumiyet, Türk Silahlı Kuvvetleri’ne de peşinen mahkûmiyet atfetmek anlaşılabilir değildi.
Son birkaç gündür türlü komplo teorilerini üretenlerin PKK’nın saldırıyı üstlenmesi üzerine de
bir şeyler söylemesi gerekir.