Mursi'ye ölüm cezası neden yanlış ve neden korkutucu?

Yalnızca idam cezasının çağdaş dünyada yeri olmaması gerektiği, devlet eliyle cinayet olduğu için değil, aynı zamanda Mursi'nin idamı Ortadoğu'da her şeyi daha da içinden çıkılmaz hale getirecek olması nedeniyle de yanlıştır.

Daha geçen ay 21 Nisan’da 20 yıl hapse çarptırılması bile yeterince kötüydü.

Neticede Mısır’ın ilk seçilmiş Cumhurbaşkanıydı Muhammed Mursi; bir yıl geçmeden devrilmiş, şimdi de iktidarı döneminde kendisini protesto edenlerin öldürülmesine neden olmaktan cezalandırılıyordu.

Ama idam cezası istenip 20 yıl verilmesi, biraz da olsa Mısır’da işlerin yumuşayabileceği yolunda yorumlanmıştı.

***

Ne de olsa ölüm cezası söz konusu olmadıkça hatadan dönülmesi de mümkündü, yanlışları düzeltme yolları aranması da.

Örnek mi? Yasadışı PKK lideri Abdullah Öcalan idam edilmiş olsaydı, Kürt sorununa siyasi çözüm arayışı için bugün bir muhatap bulmak ne kadar mümkün olacaktı?

Yani Mursi’ya 20 yıl verilmesi, yaptığı yanlışlardan dolayı yargılanması nedeniyle değil, iktidardan darbe yoluyla düşürüldüğü için kötüydü ama, belki ileride durum değişirdi.

***

16 Mayıs erken saatlerde Kahire’den gelen haber durumu değiştirdi.

Mursi’ye bir başka davada, hem de 2011’de, Hüsnü Mubarak’ın devrilmesinden önce cezaevi kaçışındaki rolü ve bunun rejimin yıkılmasına yol açması nedeniyle ölüm cezası verilmişti.

Kararı alan mahkeme başkanı Şaban el-Şâmi Mısır yasalarına göre bir de Şeriat görüşü alınması amacıyla kararın 2 Haziran’daki duruşmada kesinleşeceğini açıkladı.

***

Binlerce yıllık Mısır uygarlığının ilk serbest seçimleri ardından 2012 yılında seçilen Mursi’nin, kendi Savunma Bakanı Abdel Fettah el Sisi tarafından devrilmesi de yanlış ve kabul edilemezdi, idam cezasına çarptırılması da yanlış ve kabul edilemezdir.

Yalnızca idam cezasının çağdaş dünyada yeri olmaması gerektiği, yanlıştan dönülmesi mümkün olmayan bir ceza, devlet eliyle cinayet olduğu için değil, aynı zamanda Mursi’nin idamı Ortadoğu’da her şeyi daha da içinden çıkılmaz hale getirecek olması nedeniyle de yanlıştır.

Mısır yönetimi, yalnız Mısır halkına değil, bürün Arap halklarına henüz kendi kaderlerine sandık yoluyla karar verme olgunluğuna sahip olmadıklarını söylemektedir adeta.

***

Oysa Mubarak’tan sonra Mursi’nin seçimle işbaşına gelmesi sadece Mısır değil, bütün Arap halkları için büyük bir talih kapısı açmıştı.

Yıllarca yasadışı ilan edilen, Mursi’nin de üyesi olduğu radikal Müslüman Kardeşler, İhvanı Müslimin hareketi ikridara gelmiş, normalleşme süreci başlamıştı.

Mursi’nin bu şansı kullanamayıp kısa süreye büyük hatalar sığdırmış olması darbeyle iktidarına son verilmesine bahane yapılamaz, ancak neticede o şans kullanılamamıştır.

Mursi ve İhvan’ın iktidardan indirilmesi ardından Mısır’da El Kaide ve IŞİD bağlantılı gruplara katılım ve bunların terör eylemlerindeki gözle görülür artış sadece Mısır değil, bütün bölge için endişe vericidir.

***

Aslında Mısır’ın 2015’de yaşamakta olduğu, Türkiye’nin 1960’ta yaşamış olduğunun tekrarı gibi.

Muhalefetin bir kesiminin arkasında olduğunu iddia eden asker yönetime el koyuyor, eski yönetimin başını idam ederek ortadan kaldırmayı, sorunların çözümü olarak görüyor.

İnsan haklarına duyarlı bir kişi olarak başbakanını, dışişleri ve maliye bakanlarını idam etmiş bir milletin çocuğu olmanın utancını hep duydum.

***

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın sert tepkisi, Batı'yı Mısır’a yaptırımlara çağırması, Mursi'nin (2014’de kendisinin aldığı gibi) yüzde 52 oyla seçilmiş olmasına vurgu yapıp sahip çıkılmasını istemesi, dışarıdaki örnekten seçim öncesi iç siyasete pay çıkarması biraz da bu yüzdendir.

Doğrudur, 27 Mayıs darbesiyle seçilmiş hükümetin devrilmesi, ne Adnan Menderes, Fatin Rüştü Zorlu ve Hasan Polatkan’ın idamları ülkenin hiç bir sorununa çözüm getirmedi.

Tersine iki askeri darbeye daha zemin hazırladı, Türkiye’nin siyasi ve ekonomik olarak rakiplerinden feci şekilde geri kalmasına neden ve belki de Avrupa Birliği’ne dahil olmamasına temel sebep oldu.

***

Batı dünyası gerçekten de Mısır’da olup bitenleri görmezden gelmekte, böylelikle dolaylı yoldan Sisis rejimini cesaretlendirmiş olmaktadır.

ABD Dışişleri’nden yasak savma kabilinden “derin endişe” beyanı gelmiş, Pazar akşam saatleri itibarıyla AB’den resmi bir açıklama gelmemiştir.

Kredi değerlendirme kuruluşu S&P şu ortamda, üstelik ay başında memurlarına maaş verebileceği belli olmayan Mısır ekonomisinin görünümünü “pozitif”e çevirerek bir skandala imza atmıştır.

***

Belki de Sisi rejimi ve ona paralel mahkemeler, din bilginleri Batı'yla bir pazarlık malzemesi olarak Mursi’nin idam cezasını öne sürmektedir; doğu despotizminde her türlü kurnaz acımasızlığa yer vardır.

Çünkü Mısır’da olan bitenlerin uluslararası dengelerden bağımsız düşünmek mümkün değildir.

ABD ve Batı bakımından bölgedeki geniş resim şu anda İran ile süren nükleer müzakereler ve İran ile yumuşama üzerine çizilmektedir.

***

İsrail hükümeti şu anda karşı çıkıyor olsa da, ABD İsrail’in stratejik güvenliğini İran’la el sıkışarak teminat altına alma ve böylece bölgedeki varlığını daha da azaltma peşindedir.

Diğer bütün konular, Mısır’dan Suriye’ye, Irak’tan (İran’ın Suudi Arabistan ve ABD ile pazarlık hamlesi gibi görünen Yemen’e kadar) ayrıntıda kalmaktadır.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın dış siyasetinin şu anda en büyük açmazı da budur.

***

Mursi’nin Suudi Arabistan tarafından desteklenen Sisi tarafından devrilmesinden önce İran ile hesapta olmayan bir yakınlaşma siyaseti gütmeye başlaması belki de sonunu hazırlayan etkenlerden biri olmuştur.

Artık ne o Suud yönetimi kalmıştır meydanda, ne Katar yönetimi.

Ama daha 15 Mart’ta (Mursi 20 yıl yemeden önce) Beyaz Saray’da ABD Başkanı Barack Obama ile, 9 Mayıs’ta Kremlin’de Rusya Cumhurbaşkanı Vladimir Putin ile Kremlin’le görüşen Sisi ayaktadır.

Belki şimdilik ayaktadır demek daha doğru olur.

***

ABD ve Avrupa, Mısır’da Sisi’nin iş başında kalmasından belli ki bugün çıkarlarına uygun bulmaktadır.

Bu tutumun ileride başlarına daha büyük belalar açabileceğini, yakın geçmişteki Afganistan, Irak ve şimdi Suriye deneyimlerine bakarak kestirmek zor değil.

Bir yanlışı, bir başka yanlışla düzeltmeye çalışmak her zaman daha ağır sonuçlara yol açıyor.