NATO Rusya'ya karşı Akdeniz'e iniyor

Türkiye açısından, artık Suriye coğrafyasında Batı ittifakının ortak planlaması dışında, bazı "aşırılıkçı" gruplarla Esad'a karşı işbirliği devri kapanmış olabilir...

Bu yazının ilk başlığı “Rusya yaptırımlarla Türkiye’ye özür diletebilir mi?” idi.

Cevabı da “Zor görünüyor” olacaktı.

O cevap hâlâ da öyle. Ama sonraki saatlerde meydana gelen bazı gelişmeler hem bu kanıyı güçlendirdi, hem de olayı başka bir boyuta sıçrattı.

O yüzden şimdiki başlığımızın uzun hali “NATO Suriye’deki Rusya varlığına karşı Türkiye’ye destek olmak üzere Akdeniz’e güç yığıyor” oldu.

Ama önce neden Rus yaptırımlarının Türkiye’den özür beklentisini karşılıksız bırakacağına inandığımı açıklamak isterim.

***

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in 24 Kasım’da Suriye sınırını uyarılara karşı ihlal ettiği için bir Türk F-16 uçağı tarafından düşürülen Su-24 jeti nedeniyle Türkiye’ye karşı ilan ettiği ekonomik yaptırımların Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın özür dilemesine yol açmayacağını düşünmek için bir kaç nedenim vardı:

1- Ekonomik yaptırımlar günümüzde fazla geçerliliği kalmamış, miadı dolmuş siyaset aygıtlarıdır. Mesela İran otuz küsur yıldır ambargo altındadır. Rusya’nın kendisi Ukrayna’nın Kırım bölgesini ilhak ettiği için AB’nin yaptırımı altındadır.Sıkıntı çekse de bu nedenle Kırım’dan vaz geçeceği yoktur.

Evet, yaptırımlar Türkiye’ye kısa vadede zarar verebilir. İnşaat sektörü ve hem turizm, hem de yaş sebze meyve ihracı nedeniyle özellikle Antalya şehri sıkıntı çekebilir. Ama bu sıkıntının Türkiye’nin (Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun deyişiyle) “Sınırlarını koruduğu için özür dilemesine” yol açmasını beklemek gerçekçi olmaz.

2- Putin, kendi yandaşları dışında kimseyi haklılığına inandıramadı. Suriye uçuş planlarını ABD’ye verdiği, onların da Türklere aktararak kendi uçaklarına tuzak kurduğu iddiası ABD tarafından resmen yalanlandı. Tabii pek çok ülke aynı anda uydularından bu civarı seyrettiği için Rusya’nın asıl sınırı ihlal edenin Türkiye olduğu iddiasını doğrulayan olmadı. ABD elindeki verilerin Türkiye’nin anlatımını doğruladığını ilan etti, NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg Türkiye’yi “bütünüyle desteklediklerini” duyurdu.

3- Rusya uçağının Türk sınırında IŞİD üyesi olmadığı Batılı kaynaklarca da teyit edilen Beşar Esad’a karşı savaşan gruplara operasyon yaparken düşürülmüş olması, baştan itibaren Rusya’nın Suriye’de bulunma nedeninin IŞİD’i vurmaktan çok Esad’ı savunmak olduğu yolundaki eleştirilere haklılık kazandırdı.

4- NATO içinde Türkiye’ye karşı “Keşke eşlik edip çıkmaya zorlasaydınız” gibi serzenişler kulise sızmış olsa da sonuç tam dayanışma oldu. Çünkü NATO ve onun lokomotif gücü ABD, Türkiye’yi Rusya’ya karşı yalnız bırakmanın Orta Doğu ve Doğu Akdeniz’i yirmi küsur yıl sonra bölgeye dönen Rusya’ya (ve ortağı İran’a) gümüş tepsi içinde ikram etmek anlamına geleceğini biliyordu.

***

İşte bu nedenlerden dolayı, Putin’in yaptırımlar ilan ederek özür elde edemeyeceğine inanıyordum.

Üstelik Erdoğan günlerdir alışılmadık şekilde alttan alıyor, görüşme şartı olarak özür bekleyen Putin’e reddedileceğini bildiği halde görüşme çağrısı yapıyordu.

Bu, Türkiye’nin yanında yer alan Batılı müttefiklere “Bakın ben elimden geleni yapıyorum” mesajı vermeyi amaçlayan bir hamleydi.

***

Bunlara ek olarak ilerleyen saatlerde başka gelişmeler de yaşandı.

NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg, ittifakın Türkiye’ye destek olmak üzere hem Türkiye’ye, hem bölgeye takviye hava ve deniz gücü göndereceğini açıkladı.  İngiltere uçak, Almanya ve Danimarka savaş gemileri gönderecekti. İspanyol Patriot füze sistemleri görevde kalacaktı.

Stoltenberg, bu tebdirlerin Rus uçağının düşmesiyle doğrudan ilgili olmadığını, ancak “Rusya ile ilişkilerde öngörülebilirliği sağlamak” amacıyla, Rusya’nın bölgedeki varlığını dengelemek amacıyla alındığını da söyledi.

***

Rusya, uçağının düşürülmesinden sonra uçaklarını havadan havaya füzelerle de donatmış, Moskva füzeatar kruvazörünü Lazkiye açıklaına çekmiş ve Suriye’ye S-400 hava savunma sistemleri vereceğini açıklamıştı.

Ama onun öncesinde Eylül sonunda Tartus’taki donanma üssüne ek olarak Lazkiye yakınlarındaki Hmeymim hava üssüne ciddi bir hava gücü yığmıştı.

Putin’in Suriye’ye girme kararından önce İran dini lideri Ayetullah Ali Hamaney’in Devrim Muhafızları'nın dış operasyonlar gücü olan Kudüs Tugaylarının komutanı Tümgeneral Kasım Süleymani’yi iki defa Moskova’ya gönderip, Esad’ın düşmesinin an meselesi olduğunu, Rusya’nın desteğinin gerektiği mesajını ilettiği basında çıkmıştı.

Süleymani karargahını Bağdat’tan Şam’a taşımıştı. Devrim Muhafızları Lübnan Hizbullahı ile birlikte Suriye’de Esad’ın yanında kara gücü rolü oynuyordu, şimdiye dek en az üç generalleri Esad muhalifleriyle savaşırken öldürülmüştü.

Yani Türkiye sınır ihlali gerekçesiyle Rus uçağını düşürmeden de NATO’da Rusya’nın Suriye varlığına karşı önlem alma planları başlatılmıştı.

***

Sonra bir haber daha geldi, Hürriyet’ten Uğur Ergan’ın haberi.

Fransa ve Almanya, IŞİD’e karşı savaşta İncirlik Üssü'nün kullanılması için Ankara’ya niyet mektubu iletmişlerdi.

Bu önemliydi. Demek ki Rus uçağının düşürülmesi NATO’nun AB üyesi güçlerini Suriye’deki IŞİD’e karşı mücadeleyi yükseltmekten caydırmamış, belki de süreci hızlandırmıştı.

***

İncirlik zaten Temmuz’dan bu yana ABD öncülüğündeki IŞİD’e karşı koalisyon güçlerinin kulanımına açılmış, daha sonra Diyarbakır da bu çerçeveye alınmıştı.

İncirlik’te halen ABD’nin F-15, F-16 tipi avcı-bombardıman ve A-10 tipi bombardıman ve yer destek uçakları bulunuyor.

Almanya’nın ise İncirlik’e Tornado tipi savaş uçakları ve toplam 1200 askeri personel getirebileceği henüz resmen doğrulanmasa da basında yazılıyor.

Ayrıca İngiltere, geçen hafta Kıbrıs’taki Agratur ve Dikelya üslerini Fransa’nın kullanımına açtığını ilan etmiş bulunuyor.

Bütün bunların Suriyeli mülteciler üzerinden AB ile ilişkilerde canlanma eğilimi ile eş zamanlı gerçekleştiğine de dikkat çekmekte yarar var.

***

Tabii bu işler karşılıklı. Türkiye’nin Rusya tehdidine karşı F-16’larını Estonya hava sahası savunmasına göndermesinin, NATO’nun Baltık denizinde yaptığı tarihin en büyük denizaltı tatbikatına denizaltı ve savaş gemileriyle katılmasının karşılığı belki de şimdi İncirlik ve Doğu Akdeniz sularındaki müttefik desteğiyle alınıyor.

Sadece coğrafyamızı tazelemek için vurgulayalım: Türk jetinin Rus jetini düşürdüğü nokta İncirlik’e 150, Kıbrıs’a 225 km kadar mesafede, yani oldukça yakın.

Rus uçaklarının konuşlandığı Hmeymim Üssü İncirlik’e de Kıbrıs’a da yaklaşık 170-180 km mesafede. Tartus ise Kıbrıs’a 150, İncirlik’e 225 km kadar mesafede.

***

Bu durumun hem Türkiye, hem Rusya, hem de ABD ve NATO açısından sonuçları var.

Türkiye açısından, artık Suriye coğrafyasında Batı ittifakının ortak planlaması dışında, bazı (Davutoğlu’nun deyişiyle) “aşırılıkçı” gruplarla Esad’a karşı işbirliği devri kapanmış olabilir; Rusya orada yaralı bir kaplan hırsıyla bekliyor..

ABD ve NATO açısından Rusya’nın işbirliği olmadan Suriye coğrafyasında istendiği gibi at oynatmanın mümkün olmadığının anlaşılmış olması gerekir.

Rusya açısından, Putin açısından uçak olayı büyük bir itibar kaybıdır. Ukrayna parlamentosunda “Biz neden düşürmüyoruz” diyen vekiller dahi çıkmıştır. Rusya, İran’ın ısrarıyla girdiği Suriye coğrafyasının kendisi için yeni bir Afganistan’a dönüşmesini istemeyecek, belki bir vadede ABD ve NATO ile anlaşarak Esad sonrası Suriye’de askeri üslerini koruma pazarlığına girecektir.

***

Bütün bunları söylemekle birlikte Türkiye’nin Rusya ile bir an önce, bir şekilde arayı düzeltmesi bir ihtiyaçtan öte bir zorunluluktur.

Rusya’nın yaptırım kararını 1 Ocak’ta yürürlüğü koyacağını açıklaması, aslında kendisinin de makul bir çıkış yolu aradığına, bu nedenle diplomatik girişimlere izin verecek bir ay gibi makul bir süre bırakmak istediğini gösterir.

Bu süre iyi değerlendirilmelidir. Çünkü Rusya’nın Türkiye ve NATO ile gerginliğinin devamı, en çok Suriye ve Irak coğrafyasında bir karanlığı büyütmekte olan IŞİD, El Kaide gibi “aşırılıkçıların” işine yaramaktadır.