Necdet Özel'in istirahati, IŞİD'in ilerleyişi ve ABD'nin ataleti

Seçimlere daldık ve etrafımızdaki tehlikeli askeri gelişmeleri görmez olduk. İşte Irak ve Suriye'deki IŞİD ilerleyişinden, İran'ın artan rolüne, Rusya ve Çin'in Akdeniz tatbikatına dek önemli gelişmelerden bir kesit.

Önce fikri takibimizi yapalım, bu da eski Türkiye gazeteciliğimiz olsun.

13 Mayıs’ta Genelkurmay Başkanı Orgeneral Necdet Özel’in 9 Mayıs itibarıyla sağlık iznine ayrılışını yazarken, istirahatin kısa sürebileceğini, muhtemelen 21-22 Mayıs’ta Brüksel’deki NATO askeri komite toplantılarına katılacağını resmi kaynaklara dayanarak yazmıştım.

Olmadı; Türkiye’yi Korgeneral Ferit Güler temsil etti. Yine resmi kaynakların bildirdiğine göre, “doktorları seyahat izni vermedi” Özel’e; muhtemelen hafta başı işinin başında olacak.

***

Özel’in yokluğunda ilginç gelişmeler yaşandı güvenlik planında.

Örneğin; Başbakan Ahmet Davutoğlu 10 Mayıs’ta hâlâ resmen Suriye olan topraklara geçerek, eski statüsüne göre Türk toprağı sayılan Süleyman Şah türbesini ziyaret etti; Özel’in bu ziyarette mevcut bulunmaktan rahatsız olacağını daha önce duyurmuştuk.

Tam bir hafta sonra 17 Mayıs’ta, yine bir Pazar günü üç ilginç gelişme oldu.

***

Önce bir Türk F-16 uçağının Suriye’ye ait insansız hava aracını Türkiye sınırını ihlal ettiği için düşürdüğü duyuruldu. Türkiye Suriye sınırı boyunca devriye uçuşlarını artırdı.

Aynı gün Amerikan Delta Force komandolarının Suriye’nin Irak sınırına yakın Deir ez Zor bölgesinde IŞİD’in “iki numarasını” öldürdükleri Amerikan kaynaklarınca duyuruldu; komandoların Türkiye’den Suriye’ye girdiği iddialarını sordum, doğru olmadığı söylendi, “muhtemelen Ürdün’den” gitmişlerdi.

Yine aynı gün, Rusya (ve sıkı durun) Çin, Akdeniz’de tarihlerinin ilk ortak deniz tatbikatına başladı.

21 Mayıs’ta tamamlanan tatbikat önceden planlanmıştı ancak, NATO’nun 4-5 Mayıs’ta (Türkiye’nin de katılımıyla) Baltık Denizi’nde Rusya’ya karşı icra ettiği tarihinin en büyük denizaltı harekâtının sonrasında başlamasıyla dikkat çekti.

***

Bunlar Özel istirahatteyken olanlar, acaba olmayanlar neler?

Bilgiler yavaş yavaş gelmeye başladı gerçi, yine de tamamını görmek için bilgi eksiğimiz var.

Ama muhtemelen ileride bu dönemi yazarken Necdet Özel’in istirahati sırasında nelerin olduğunu değil, olmadığına, ya da nelerin olmasının bu sağlık istirahati dolayısıyla önlenebildiğine bakacağız.

***

Gelelim IŞİD’in ilerleyişine.

ABD önderliğindeki “koalisyon”, Irak’ın Musul şehrini (Türk konsolosluğunun basılıp görevlilerin rehin alınmasından hatırlayacaksınız) geri almak için plan yapadursun, IŞİD hem Irak, hem Suriye’de yeni şehirler alıyor, ilerliyor.

En son Irak’ta, Bağdat’ın 100 küsur kilometre batısında kalan önemli bir merkezi, Ramadi’yi işgal etti. Suriye’de ise, oradaki merkezleri Rakka ile Şam arasında, dünya kültürel mirası sayılan Palmira’nın bir kısmını kontrolü altına aldı.

Bu arada Ankara “muhaliflerin eline geçti” makamından duyuruyor ama İdlib el-Kaide bağlantılı el-Nusra önderliğindeki grupların elinde ve “koalisyon” uçakları bunları da bombalıyor.

Dün ajanslar Irak ve Suriye arasındaki son sınır kapısının da IŞİD’in eline geçtiğini bildirdi.

***

ABD yönetimi Ramadi’nin IŞİD tarafından alınmasını “olur böyle şeyler” diye karşıladı.

Oysa pek normal değil olanlar; İran alttan alta kendi oyununu oynuyor ve ağırlığını artırıyor.

Irak’ta IŞİD’e karşı savaşan güçler asıl olarak İran Devrim Muhafızlarını kontrolündeki Şii milisler. Kürt güçler Irak ordusuna destek olmak üzere “koalisyon” tarafından eğitiliyor, silah veriliyor, Türkiye de bu programa dâhil.

***

Şii milisler hatırlayacaksınız bir süre önce Tikrit şehrini IŞİD’den geri alınca, “koalisyonda” bir rahatsızlık başladı.

İran’ın ve Şiilerin artan etkisinin Sünni Arap aşiretlerini iyice yabancılaştırıp IŞİD’in kucağına atacağından endişe etmeye başladılar.

O nedenle Irak ordusundan Şii milislerin yerini alıp, en azından kameralar karşısında görünür olmasını istediler.

***

İran milisleri geri çeker gibi yaptı.

Ama mevcut Irak ordusu neredeyse tamamen Şiilerden oluşuyor ve ABD önderliğindeki “koalisyonu” yeniden İran etkisindeki milislere muhtaç etmek için Ramadi manevrası yapıldı.

Dün Iraklı bir yetkili, ordu birliklerinin Bağdat’tan emir gelmemiş olduğu halde Ramadi’den çekilip şehri IŞİD’e bıraktığını kabul etti; olacak iş değildi, ama oldu.

***

Tabii Irak’ta, Suriye’de Akdeniz, Karadeniz ve Ukrayna’da, yani Türkiye’nin çevresinde olup biten ne varsa şu anda ABD’nin üst denklemi altında, onun ataletinde eziliyor.

O üst denklem, İran ile süren nükleer müzakerelerdir.

O müzakerelere BM Güvenlik Konseyi’nin 5 daimi üyesi (ABD, İngiltere, Fransa, Rusya ve Çin) ile Avrupa Birliği, yani P5+1 grubu dahildir.

***

ABD Başkanı Barack Obama, 2008’de seçilmeden önce Irak’tan asker çekeceğine ve bir daha hiçbir çatışmaya ABD kara birliklerini göndermeyeceğine söz verdi.

Bu sözünü şimdiye dek tuttu. 2016 seçimlerinde Demokrat aday Hillary Clinton’u Başkan seçtirmenin bir parçası bu siyaseti sürdürmek.

Obama sadece İran değil, Küba örneğinde de hasımlarla barışma siyaseti izliyor.

***

Ama İran üç nedenle özellikle önemli...

Birincisi, Ortadoğu’daki en önemli çatışma ihtimalini azaltmak istiyor.

İkincisi, İsrail üzerindeki uzun vadeli riskleri düşürmek istiyor.

Üçüncüsü, asıl stratejik olanı, Ortadoğu’daki fiziki varlığını böylelikle azaltarak ağırlığını Pasifik’te Çin (ve stratejik ortağı) Rusya ile tırmanan rekabetine kaydırmak istiyor.

***

Özeti şu: ABD tıpkı Ukrayna nedeniyle Rusya ile bir savaşa girmeyeceği gibi, Rusya ve özellikle İran Beşar Esad’ın arkasında oldukça Suriye yönetimiyle savaşa girmeyecektir.

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın ve Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun “Hem IŞİD, hem ESAD” ısrarı ne yazık ki pek yankı ve taraftar bulmamaktadır.

Öte yandan, “koalisyonun” muhalif güçleri eğitip silahlandırma çalışmaları IŞİD’in yayılması karşısında pek yavaş ve zavallı kalmaktadır; bunların biraz olsun sonuç alması için Türkiye ve Ürdün’den ikmal yolları açılması, en azından bu yollar ve Suriye içindeki toplanma/harekât merkezlerinin havadan korunması zorunlu görünmektedir.

***

Ama burada başa dönüyor ve ABD’nin büyük ölçüde İran müzakerelerinden kaynaklanan ataletini görüyoruz.

IŞİD ise işte ABD’nin bu ataletini, biraz Türkiye’nin Esad ısrarını, ama en çok da İran’ın ABD’ye karşı elinde tuttuğu müzakere kozunu kullanmasının oluşturduğu iktidar boşluğundan yararlanarak ilerliyor, akıl almaz terörünü kendisiyle birlikte büyütüyor.

Seçimlere daha iki hafta varken, Genelkurmay Başkanı Özel görevine dönmeden önce Türkiye’nin etrafındaki güvenlik manzarasından bir kesit vermek, hatırlatmak istedim sizlere.