Nereden mi çıktı şimdi Musul?

Bağdat zaten onay ve bilgisi içinde yapılan Musul'a birlik takviyesi operasyonuna neden ilk defa duyuyormuş gibi tepki verdi?

Başbakan Ahmet Davutoğlu Bakü’ye giderken Türkiye’nin sıcak gündemi Suriye üzerine Rusya ile yaşanan krizdi.

Hâlâ da öyle.

Daha dün İstanbul Boğazı'ndan geçen Rus savaş gemisinin güvertesinde bir askere sanki Türk uçağı saldıracak, o da vurmak için nöbet bekliyor pozu verdirilişine tanık olduk. Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu “Kışkırtma” diyerek kınadı bu manzarayı.

Ama Davutoğlu’nun 4 Kasım’da Bakü’den dönüşü ardından bu ağır gündeme bir askeri gerilim konusu da eklendi.

Irak’taki Türk askeri varlığı.

***

Türk Özel Kuvvetleri Musul’un Başika kasabası yakınlarında askeri eğitim veriyordu ve yeni birlikler ve tanklarla bu birlikler takviye ediliyordu.

Kamuoyu bir anda dalgalandı: Acaba Suriye’den sonra Irak’ta da savaşın içine mi çekiliyorduk?

Çünkü Irak Cumhurbaşkanı Fuad Masum şiddetle protesto ederek birliklerin hemen çekilmesini istiyor, ABD bu operasyonun IŞİD karşıtı koalisyonun parçası olmadığını söylüyordu.

***

Aradan iki gün geçtikten sonra haberlerin ilk anda verildiği şekildeki kadar “Savaşa giriyoruz” boyutunda olmadığı anlaşıldı.

Bugün tabloyu daha rahat görebilecek durumdayız.

O nedenle önce Ankara’daki üst düzey yetkililerden alabildiğimiz kadarıyla tabloyu paylaşalım.

***

1-      Türkiye’nin Irak’ta birinci Körfez Savaşı’ndan bu yana bir askeri gözlem gücü bulunuyor. Bu Türk sınırı yakınlarında Bamerne denilen (Uludere ve Çukurca arasında sınırı oluşturan dağların Irak tarafındaki eteklerinde kalan) bölgede. Burada tanklar da var. Ayrıca Başika’ya gittiği bildirilen 25 tankın ciddi bir bölümünün Türkiye sınırları içinde hazır tutulduğu bilgisi verildi.

2-      İkincisi, Başika kampının bir harekat üssü değil, hem Irak hükümeti hem de Kürdistan Bölgesel Yönetimi’nin (KBY) bilgi ve onayı içinde bir eğitim üssü ya da eğitim kampı olduğu vurgulanıyor. Takviye birliklerin Özel Kuvvetlerden değil, kampın güvenliğini artırmak üzere komando birliklerinden seçilmiş olduğuna dikkat çekiliyor.

3-      Başika Türk askerinin Irak’taki tek eğitim merkezi de değil verilen bilgiye göre. Özel Kuvvetler iki küsur KBY’nin merkezi Erbil’e yakın Diana kasabası yakınlarında Peşmergelere verilen eğitim programına katılıyormuş. Gerek Diana’da, gerekse son yıl içinde Başika’da verilen eğitimden geçen bin kadar peşmergenin Sincar’ın 12 Kasım’da IŞİD’in elinden kurtarılmasında önemli başarı sağladığını söylüyor resmi kaynaklar.

4-      Başika kampının Irak hükümetinden gizli kurulduğu, Cumhurbaşkanının söylediği gibi egemenlik haklarının ihlali olduğu suçlamasını sorduğumda aldığım cevap şu: Kampın kuruluşu teklifi ilk olarak (11 Haziran 2014’te IŞİD’in eline düşen) Musul Valisi Usel Nuceyfi’den geldi. Nuceyfi, asıl çekirdeğini Sunni Araplardan oluşan “Haştî Vatanî” grubunun meydana getirdiği ama Kürtler ile IŞİD’in işgal ettiği bölgelerden gelen Türkmen, Hristiyan, Yezidilerin de katıldığı grupların savaşçılarına “Musul’un kurtarılması” amaçlı eğitim verilmesini istedi.

5-      Özetle Başika kampındaki askeri eğitim programının hedefi, Musul’u IŞİD’in elinden kurtarmak için milis güçlerine temel askerilik eğitimi, asıl olarak şehir gerillası eğitimi vermek. Tabii Musul’un Türkiye için (tarihi boyutu bir yana) güncel önemi var. Nüfusu neredeyse tamamen Sünnilerden oluşan Musul’da konuşlu neredeyse tamamen Şiilerden oluşan 70 bin kişilik Irak ordusu bir gecede silah ve cephanelerini de terk edip kaçınca, Musul 11 Haziran 2014’te IŞİD’in eline geçmişti. O arada, boşaltılması uyarılarına rağmen Türk Başkonsolosluğu da IŞİD'in eline düşmüş, Başkonsolos Öztürk Yılmaz dahil 49 kişi esir alınmıştı. Türk esirler IŞİD’in elinden MİT’in bölgedeki Sünni Arap aşiretleriyle temaslarını da içeren çabasıyla 20 Eylül 2014’te kurtarılabilmişti.  

6-      Yetkililerin ifadesine devam ediyoruz: “Teklif hem Musul’u, hem bu bölgede kontrolü elinde tutan Erbil’i, hem de Irak merkezi hükümetini, Bağdat’ı ilgilendiriyordu. Konu Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun  20 Aralık 2014’te Bağdat’ı ziyareti sırasında Irak Başbakanı Haydar İbadi ile ele alındı. Hazırlıklar yapıldı ve Mart 2015’te faliyete başladı.”

Kampta dün itibarıyla 2044 kişiye askeri eğitim verilmiş. Bunların yarısı kadarı Sincar’ın kurtarılmasında görev almış. Basında yer alan sayıları değerlendiren yetkililer, şu anda 600 kadar askeri personelin Başika eğitim kampı ve etrafında olduğunu, sayısının artırılmasının şu anda düşünülmediğini, ilerde ihtiyaç duyulsa dahi basında yer alan 5-6 bin gibi değil, en fazla 1,200 birlik üzerine planlama yapılmış olduğunu vurguluyorlar.

Yetkililerin ifadesiyle devam ediyoruz:

7-      Mart 2015’te kurulan kampın güvenliğinin yeni önlemlerle takviye edilmesi gereği, IŞİD’in 20 Temmuz Suruç ve 10 Ekim Ankara saldırılarıyla Türkiye’yi hedefe koyduğunun kesinleşmesiyle ortaya çıkmış. Planlamalar yapılmış. Son durum ABD Başkanı Barack Obama’nın yeni IŞİD ile mücadele koordinatörü Brett McGurk’un 5-6 Kasım’da (o dönem Dışişleri Bakanı olan Dışişleri Müsreşarı Feridun Sinirlioğlu’nun 4 Kasım Erbil temasları ardından) Ankara’daki temaslarında ABD ile görüşülmüş.

8-      Aslında takviye harekatının biraz daha geç, mesela Irak Savunma Bakanı Halid el Ubeydi’nin 10 Aralık civarında yapılması planlanan Ankara ziyaretiyle irtibatlı yapılması planlanıyormuş. Ama 24 Kasım’da Türkiye’nin Suriye sınırını ihlal eden Rus uçağının düşürülmesi sonrasında Başika eğitim kampının hem IŞİD, hem de (Rus ve İran yanlısı unsurların teşvikiyle) PKK tarafından tehditlere daha açık hale geldiği düşüncesiyle takviye hareketi hızlandırılmış, öne alınmış.

9-      Bir yetkili dün “ABD’liler bilgimiz vardı, ama koalisyon operasyonunun bir parçası değildi” derken doğruyu söylüyorlar” dedi; her türlü bilgi paylaşılmış, ama koalisyon operasyonundan ayrıymış.

10-   Irak hükümetinin tepkisine gelince... Irak Savunma Bakanı Ubeydi Sincar şehir merkezinin IŞİD’den alınması üzerine 12 Kasım’da buraya teftişe gitmiş. Nuceyfi ile birlikte “Sıra Musul’da” mealinde demeçler vermişler. Ubeydi 27 Kasım’da, yani Rus uçağının düşürülmesinden üç gün sonra, Türk Özel Kuvvetlerinin görev yaptığı Başika eğitim kampını helikopterle ziyaret etmiş, burada “Musul’u kurtarma operasyonunun yakında başlayacağı” müjdesini basınla paylaşmış. Milli Savunma Bakanı İsmet Yılmaz, 5 Aralık’ta Ubeydi’yi telefonla arayıp, birlik takviyesinin kamp koruması amaçlı olduğunu teyit etmiş. Aynı gün Başbakan Davutoğlu’nun konuşmasında konunun Irak’ın egemenlik ve toprak bütünlüğünü korunması ve terörizmle mücadeleyi amaçladığını biliyoruz zaten.

11-   Kürdistan Bölgesel Yönetimi sözcüsü Sefin Dizâyi de önceki gün Twitter hesabından Türk askerinin bir süredir hem KBY, hem de Irak güvenlik güçlerine eğitim vermekte olduğunu ve takviyenin bu eğitim programı çerçevesinde yapıldığını duyurdu.

Peki, o zaman Bağdat zaten onay ve bilgisi içinde yapılan bu birlik takviyesi operasyonuna neden ilk defa duyuyormuş gibi tepki verdi?

Bunun bir nedeni Rusya ile Türkiye arasında yaşanan kriz olabilir. Aynı şekilde İran’ın Bağdat üzerindeki etkisi ağır. Iraklı yetkililer İran’ın IŞİD’le mücadelede Şii Araplardan oluşan “Haştî Şaabi” yerine Sünnilerden oluşan Haştî Vatanî ile hem de Türkiye’yle bu kadar yakınlaşmanın açığa dökülmesine tepkisini önlemek istiyor olabilirler. Akla gelen bir neden de Irak yönetimindeki koordinasyonsuzluk, ayrı etnik ve mezhebi aidiyeti olan bakanlıkların birbirine haber vermediği örnekler geçmişte yaşandı.

Türkiye açısından “Musul’un kurtarılması hedefine destek vermenin ayrı bir anlamı var.

Bütün bunları aktarmakla birlikte, Irak’taki Türk askeri varlığının hem IŞİD, hem PKK boyutuyla yeni bir güvenlik riski boyutu oluşturduğunu söylemek gerekiyor.

Irak’ın yeniden kaynayan bir kazana dönüşmesi, temel olarak Suriye iç savaşı ve o savaş içinden doğan (ve kökleri asılda Irak’ın ABD tarafından işgalin dek giden) IŞİD nedeniyledir. Suriye krizine bir an önce yaşayabilir bir çözüm bulunması elzemdir.

Bölgede daha yaygın bir savaş tehdidinden kaçınmak için siyasi ve diplomatik yöntemlerin öne çıkarılması zorunlu görünüyor.