Nevruz nasıl Kürt milli kimliğinin parçası haline geldi?

Bugün Öcalan'ın PKK'ya mesajının Türk hükümeti gözetiminde, ağırlığını PKK'ya sempati duyan seçmenin oy verdiği HDP milletvekilleri tarafından Diyarbakır'da Nevruz ya da Newroz meydanında okunacak olması, Türk devletinin inkar siyasetinin iflası, itirafı ve özeleştirisi gibidir.

Bugün Türkiye'de milyonlarca kişinin dikkati Diyarbakır'da olacak.

Kürt sorununa siyasi çözümün Türkiye'de demokrasi ve birlik ruhunu geliştireceğine inananlar da, PKK ile konuşmanın terörizme taviz ve bölünme anlamına geldiğine inananlar da, hatta bütün bu olan biteni kuşkuyla uzaktan seyredenler de Diyarbakır'dan gelecek sese bakacak ister istemez.

Abdullah Öcalan'ın İmralı'dan gelen mesajı bugün Diyarbakır'da toplanması beklenen yüz binlere iletilecek.

***

Bundan çok değil, mesela beş yıl önce birisi çıkıp da yasadışı PKK'nın müebbet hapse çarptırılmış liderinin PKK'ya ve taraftarlarına mesajının Türk hükümetinin gözetiminde, MİT gibi derin devlet kuruluşları aracılığıyla dışarı çıkarılıp, bütün bu sürece aracılık eden milletvekilleri eliyle halka açıklanacağını söylese, ya deli gözüyle bakar, ya içeri tıkarlardı.

Hayaldi, gerçek oldu; nereden nereye, değil mi?

Gerçek olan bir başka şey de 1999'dan bu yana tek başına 12 metrekarelik hapishane odasında yaşayan Öcalan'ın bugün Türkiye'de siyasetin akışına fiilen yön veren en önemli aktörlerden biri haline gelmiş olmasıdır.

***

AK Parti hükümetinin beklentisini Başbakan Yardımcısı Yalçın Akdoğan defalarca dile getirdi.

HDP'li vekillerle birlikte 28 Şubat'ta yapılan açıklamaların ardından Öcalan'ın Nevruz günü PKK'ya silah bırakma, silahlı mücadeleye son vermeye çağırmasını bekliyor hükümet.

Bana kalırsa, Öcalan'ın PKK'yı "Tahkim edilmiş ateşkes" ya da başka deyimle "Etkin eylemsizlik" amacıyla Kongre'ye çağırmasını da ister istemez kabul edecektir.

***

Çünkü tıpkı nasıl bu saatten sonra PKK'nın "Madem öyle" diyerek eylemlere başlaması, aletsiz yüzde 10 barajını aşmayı kafaya koymuş HDP'ye zarar verirse, yeniden çatışma ortamına dönülmesi de AK Parti'ye zarar verir.

Siyasi görüşü ne olursa olsun, Türkiye'de insanlar artık şehit cenazesi ardından yürümek, çatışmalarda öldürülmüş gencecik insanların cenazesinde ağıt yakmak istemiyorlar.

Hükümet de, PKK da, en azından 7 Haziran seçimlerine kadar birbirlerinin dediğini hoşlarına fazla gitmese de kabul etmeye adeta mahkum görünüyorlar.

***

"Kürt sorunu vardır, çözmek de boynumun borcu olsun" diyerek bu süreci başbakan iken başlatan Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'ın bugünlerde "Artık yoktur" demesi, Akdoğan'ın Başbakan Ahmet Davutoğlu'nun onayıyla kesinleşeceğini söylediği İzleme Grubu oluşumunu beğenmediğini ilan etmesi türünden tutum alması Öcalan'ı son dakikada mesajına Erdoğan'a göre ince ayar yapmaya zorluyor gibi.

***

Bir yandan İmralı-Kandil arasındaki iyi polis-kötü polis oyununun Erdoğan-Davutoğlu izdüşümü olabileceği akla geliyor, diğer yandan işler olur da ters giderse "Ben demiştim" söylemiyle bunun asıl hedefi olan Başkanlığı etkilememesi için ihtiyat payı.
Bu da işin 7 Haziran seçimlerine gözünü dikmiş, tribünlere oynayan yanı.

Ne de olsa AK Parti'nin Kuzey, Orta ve Batı Anadolu'daki milliyetçi/muhafazakar seçmeni süreci fazla öne çıkararak mesela MHP'ye kaptırma endişesine kapılması doğal karşılanmalı.

***

Tabii bütün sürecin kritik bir aşamasında yapılması beklenen açıklamanın, adına ister Nevruz, ister Novruz, isterseniz Newroz deyin, baharın müjdecisi bugün yapılmasında ayrı bir anlam var.

İran'de resmi yılbaşı olarak kutlanmasının yanısıra dünyadaki pek çok halk tarafından binlerce yıldır kutlanan Nevruz, son 20 küsur yıldır, Kürt milli kimliğinin unsurlarından biri haline geldi.
Nasıl mı oldu?
***
Bu Öcalan'ın Türk devletinin açıklarını çok iyi yakalamış siyasi manevra kabiliyeinin bir ürünüdür. Nevruz'un da, Nevruz'un Türkçe Latin alfabesinde olmayan "w" -yumuşak v diyebiliriz- harfiyle yazılmaya başlamasının da Öcalan'ın Türkiye Kürtlerine bir milli kimlik oluşturma projesinin parçasıdır.

Ve tutmuş, PKK açısından başarıyla sonuçlanmıştır.

***

Çünkü 1980 askeri darbesi ardından resmi hale gelen "Kürt yoktur, Kürtçe Farsçadan uydurmadır" diye özetlenebilecek inkar siyaseti, tuttu Nevruz'un sadece Orta Asya kökenli bir Türk bayramı olduğu propagandasına başladı.

Bu söylem PKK'nın Fars-Kürt mitolojisinden kaynaklanan ve halkın binlerce yıldır masal olarak anlattığı demirci Kawa, ya da Kâve'nin zalim Dehak'a karşı dağ başlarında ateşler yakarak ayaklanışına yeniden hayat veren söylemi karşısında pek zavallı kaldı.

Devlet Nevruz ateşleri yakanları, halay ve zılgıt çekenleri şiddetle dağıttıkça, aslında PKK'nın eline oynadı, PKK kazandı.

***

Bir başka açıdan bakarsak, bugün Öcalan'ın PKK'ya mesajının Türk hükümeti gözetiminde, ağırlığını PKK'ya sempati duyan seçmenin oy verdiği HDP milletvekilleri tarafından Diyarbakır'da Nevruz, ya da Newroz meydanına toplanmış kitleye okunacak olması, Türk devletinin yakın zamana dek izlediği inkar siyasetinin iflası, itirafı ve özeleştirisi gibidir.

Türkiye'nin iç barışa, demokrasi ve birlik durumunu güçlendirmeye ihtiyacı var. Şimdiye dek neden olmadığının sorgulamasını aşmak için "Zararın neresinden dönülse kârdır" diye güzel bir deyimimiz var.

İç barış, demokrasi ve eşitlikçi birliğin güçlendirilmesi için baharı karşıladığımız bu güzel Nevruz gününde her kes üzerine düşeni yapmalı.

Nevruz'unuz kutlu olsun.