Nevruz'a dört davetiye

Masamda dört ayrı Nevruz davetiyesi var... Yarın bayram, gölge düşmesin, kutlu olsun.

Masamın üzerinde dört davetiye duruyor. Dördü de Nevruz kutlamalarına çağırıyor. Sizinle paylaşmak istememin bir nedeni var ama, ona gelmeden önce davet sahiplerinden söz etmek istiyorum; davetiyeyi alış sırasına göre.
İlk gelen davetiye, Kazakistan'ın Ankara Büyükelçisi Beibit İssabayev'den.
'Nevruz bayramını' büyükelçilikte öğle saatinde verilecek bir davetle kutluyor Kazaklar. İkinci davetiye, Kültür ve Turizm Bakanı Atilla Koç'un Türksoy adına, Keçiören Belediye Başkanı Turgut Altınok ile birlikte düzenlediği 'Nevruz Buluşması'; ateş yakma, demir dövmeden, yumurta tokuşturma ve konserlere dek etkinlikler sıralanıyor. Üçüncü davet, Demokratik Toplum Partisi 'eşbaşkanları' Ahmet Türk ve Aysel Tuğluk'tan. Diyarbakır'daki 'Newroz' kutlamalarına, 'Barış ve demokratik birlik umutlarıyla' çağırıyorlar. Dördüncüsü, Türkiye Bahai toplumundan. 'Nevruz (Bahai Yılbaşı) münasebetiyle' verecekleri akşam yemeğine davet ediyorlar.
Sadece Bahailer, Kazaklar değil, örneğin İranlılar da, Azeriler de Nevruz'u yeni yıl olarak kutluyorlar. Azteklerin, Mısırlıların da kutladığı biliniyor. Dünyanın hâlâ kutlanan en eski bayramı.
21 Mart, kuzey yarıkürede gece ile gündüzün eşitlendiği, kışın bitip yazın uyanmaya başladığı tarih.
Nevruz adı duyulunca bugünlerde çoğu kişinin çehresinden endişeli bir gölgenin geçmesinin nedeni ise başka. PKK, geleneksel olarak Kürtler tarafından da yeni yılın başlangıcı olarak kutlanan Nevruz'u, sanki sadece Kürtlere özgü bir günmüş gibi öne çıkardı. Orta Asya'dan Ortadoğu'ya bütün kadim uygarlık bölgesindeki anlamını bir yana atıp, demirci Kava'nın zalim Dehhak'a karşı özgürlük ateşi yakması efsanesini (Kültür Bakanlığı'nın, demir dağı eritip Ergenekon'dan çıkış efsanesini öne çıkarması gibi) öne çıkardı. Bu efsane ile her Nevruz'u bazıları kanlı olaylara sahne olan bir kavga gününe dönüştürdü. Bu yıl da Nevruz denince alınların kırışması bu yüzden. DTP'nin yarın düzenleyeceği kutlamaların PKK'nın propagandasına dönüşmesi ihtimaline karşı geniş güvenlik önlemleri bu yüzden.
Burada güvenlik güçlerine de, kutlama gösterilerini düzenleyen DTP'ye de sorumluluk düşüyor. Yetkililerin şiddet içermeyen gösterilere, ifade özgürlüğü çerçevesinde bakması beklenir. DTP'den de, asli işinin Öcalan'ın sağlığıyla uğraşmak ve 'Barışta kararlıyız' türünden basmakalıp demeçlerle sınırlı olmadığını anlaması beklenir. Yarın Nevruz.
Umalım bayrama gölge düşmesin, kutlu olsun.
Zapsu'ya ödül töreni
Başbakan Erdoğan'ın danışmanı Cüneyd Zapsu, önceki akşam Ankara'da Almanya Büyükelçisi Eckart Kuntz'un düzenlediği bir törenle 'Federal Liyakat Nişanı' aldı. Zapsu'nun 'Türkiye ve Almanya ilişkilerinin geliştirilmesine katkısı' nedeniyle verilen nişanı takmak üzere Bavyera eyaletinin başbakan yardımcısı Günther Beckstein gelmişti. Hükümet cephesinden Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, İçişleri Bakanı Abdülkadir Aksu, Tarım Bakanı Mehdi Eker ve eski Devlet Bakanı Güldal Akşit, AK Parti Genel Başkan Yardımcıları Şaban Dişli ve Edibe Sözen oradaydı. Profesyonel danışman Erhan Göksel ve eşi de davetteydi. Davet eşli olduğu halde başı örtülü hiçbir eş gelmemişti. AK Parti ile seçim kampanyası pazarlığı başarısızlıkla sonuçlandığı konuşulan reklamcı Ali Taran'ın iri kıyım çiçeği göz alıyordu. Pazar akşamı olmasına karşın, İstanbul'dan önemli işadamları, yalnız bu tören için Ankara'ya taşınmıştı. Tuncay Özilhan ve Hüsnü Özyeğin dikkat çekiyordu. Can Paker, Gül'ün yanına gidip konuştuktan sonra Özilhan ve Özyeğin'le birlikte durduğumuz grubun yanına gelerek 'Gelmeyecekmiş' dedi. Erdoğan'dan söz ediyordu. Erdoğan'ın beli için dinlenmesi gerekiyordu. Zapsu altın çerçeveli siyah
kırmızı işli gösterişli haçı sol göğsüne takmadan önce yaptığı konuşmasında, "Yine birileri, 'yabancıların hizmetinde' diyecekler. Oysa
ben çabaların Türkiye için olduğuna inanıyorum". İlginç bir davetti, aktarmak istedim.