Neyse ki savaş yok ama barış sallantıda

Dün Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov'un bu yüzden Türkiye'ye savaş açmayacakları sözüyle savaş endişesi duyanlar rahatladı, ama içinde bulunduğumuz halin barış hali olduğunu söylemek mümkün değil; barış sallantıda.

Rus savaş uçağının Türk jetleri tarafından sınır ihlali nedeniyle düşürülmesiyle herkesin yüreği ağzına gelmişti.

Rusya misilleme yapar mıydı, savaş çıkar mıydı?

Dün Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov'un bu yüzden Türkiye'ye savaş açmayacakları sözüyle savaş endişesi duyanlar rahatladı ama içinde bulunduğumuz halin barış hali olduğunu söylemek mümkün değil; barış sallantıda.

***

Neden mi?

Düne dönelim.

***

Malum, dün Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in "arkamızdan hançerlendik" demesi Lavrov'un da Türkiye seyahatini iptal etmesi ardından gözler Türkiye'nin acil toplantıya çağırdığı NATO ve NATO'nun lokomotifi ABD'ye çevrilmişti.

ABD Başkanı Barack Obama'nın ve NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg'in Rusya'nın ihlalini ve Türkiye'nin sınırlarını koruma hakkını teyit etmesi, üstelik Rusya'yı Beşar Esad'ı desteklemeyi bırakıp gücünü IŞİD'e karşı kullanmaya çağırması belli ki Moskova'yı fena kızdırdı.

***

Ama yapacak bir şey yoktu; Türkiye NATO üyesi olmasa olurdu ama yoktu.

Nasıl NATO bu hadise nedeniyle Rusya'ya savaş açmayacaksa, Rusya'da bu nedenle NATO üyesi Türkiye ve NATO'ya saldırmayacaktı.

Saldırmayacaktı ama bu işi Ankara'nın burnundan getirmek için elinden geleni ardına koymayacaktı.

***

Bütün bunlar gece saatlerinde Obama'nın Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ile yaptığı telefon görüşmesinde konuşuldu.

Erdoğan zaten o saate kadar Türkiye'nin uçağı ihlal nedeniyle düşürdüğünü, düşürdüğü sırada Rus uçağı olduğunu bilmediğini söylemiş ve bunu alkışlayan öğretmen topluluğuna da çıkışmıştı; bu hoş bir durum değildi.

Dün sabah yaptığı ilk açıklamada da "Tırmandırmak istemiyoruz" dedi.

***

Erdoğan bunu söylerken bir gün önce Rus uçağının düşürüldüğü yere yakın, Suriye sınırındaki Türkmendağı bölgesine Rus uçakları takviyeli Suriye ordusu ateş yağdırıyordu.

Dövülen Türkmen mevzileri televizyon kameraları tarafından canlı yayında yayınlanıyordu.

Paraşütle atlayan Rus pilotlardan birisinin öldürülmüş olması Rusya için ayrı bir öfke nedeniydi.

***

Erdoğan'ın Rusya'ya basın üzerinden tırmandırmak istemediğini söylemesiyle Başbakan Ahmet Davutoğlu'nun "Rusya bizim dostumuz" diye gerilimi yumuşatma çabası arasında CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu'nun uzunca "Ben söylemiştim böyle olacağını" çıkışı var.

Kılıçdaroğlu, sınırların korunması için yapılanın arkasında duruyordu doğrusu.

Öte yandan işlerin bu duruma gelmesinden Erdoğan-Davutoğlu ikilisinin izlediği yanlış Suriye politikasını sorumlu tutuyor, bunun Türkiye'ye ağır sonuçları olacağı endişesini dile getiriyordu.

***

Rusya'nın tepkisini tırmandıracağına dair ilk işaretler o sıralarda gelmeye başladı.

Suriye'ye son teknoloji S-400 füzeleri gönderilecekti. (Aslında gideceği daha önce açıklanan) füze kruvazörü "Moskova" Lazkiye açıklarına demirleyecekti. Türkiye ile askeri iletişim kanalları kapatılmıştı. Rusya Meclisi'ne "Ermeni soykırımını tanıma" tasarısı verildi. Antalya'da kamp yapacak Rus futbol takımları, bazı tur operatörleri bağlantılarını iptal ettiler.

Putin Türkiye'deki liderliğin Orta Doğu'nun "İslamizasyonu" için uğraştığını, Türkiye'nin Ruslar için güvenli bir ülke olmadığını öne sürdü.

İşte Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu'nun, Lavrov'la telefon görüşmesi yaptığı haberi o sırada düştü haber merkezlerine.

***

Ankara görüşmede bilgi verildiğini ve iki bakanın en kısa sürede görüşmekte mutabık kaldığını açıkladı.

Mesela 3 Aralık'ta Belgrad'daki Balkan zirvesinde görüşebilirlerdi.

Bunun üzerine Moskova,  Ankara'nın üzüntü ve öldürülen pilot için başsağlığı dilediğini, görüşme teklif ettiğini ancak Lavrov'un mutabakat vermediğini söyledi.

Hatta Lavrov, Türkiye'nin uçağı provokasyon amacıyla kasten düşürmüş olabileceğini de iddia etti.

***

Bunu Türkiye'den Suriye'ye giden 7 kamyonluk bir konvoyun Kilis'ten sınırı geçer geçmez uçaklar tarafından vurulduğu haberi izledi; 7 kamyon şoförünün öldürüldüğü, 10'unun yaralandığını bildirdi ajanslar.

Rusya, belli ki Türkiye'den Suriye'ye geçen konvoyları hedef listesine almıştı.

Akşam saatlerinde Genelkurmay'ın Ankara'daki Rus savunma ve kara ateşelerinin davet edilerek bilgi verildiği açıklamasının son paragrafında ilginç bir ayrıntı vardı.

Ankara, Moskova'daki askeri kaynakları telefonla aramış, istedikleri zaman bilgi verebilecekleri notunu bırakmıştı; telefona kimse çıkmıyor demenin diplomatik ifadesi miydi bu?

***

Gün nihayet Lavrov'un ABD Dışişleri Bakanı John Kerry ile görüştüğü haberiyle bitti.

Lavrov açıkça şikâyet etmişti Türkiye'yi müttefiki ABD'ye.

Uçağın düşürülmesinin Rusya'nın ABD ile Suriye hava sahasında bir kaza yapmamak için vardıkları mutabakatı da tehlikeye attığını söyledi.

Diyebilirsiniz ki, yapacak tabii, uçağın düşürülmesi Suriye'de güç gösterisi yaptığı sırada Rusya'nın karizmasını fena çizdi, o da tepkisini gösteriyor, kendi kamuoyunu rahatlatıyor.

Bence o kadar basit olmayabilir.

Neyse ki savaş çıkmadı, ama barışın sallantıda olduğu aşikar, zor günler.