Nihayet seçim konuşmaya başladık

Erdoğan'ın DTP'ye göz kırpması, CHP-MHP koalisyonu, Zeki Sezer'in "Bakan olurum" demesi... Nihayet seçim konuşmaya başladık

Başbakan Tayyip Erdoğan'ın önceki akşam CNN Türk yayınında AK Parti-DTP koalisyonu ihtimali sorusuna "Erken konuşup kilitlemek yanlış olur" diyerek kapı açması belki çoğu kişiye sürpriz oldu. Aslına bakarsanız, birkaç ay önce konuşulan senaryolar arasında, AK Parti'nin, 22 Temmuz'da tek başına hükümet kurma çoğunluğuna ulaşabilse bile, DTP'lilerin Meclis'e bağımsız girerek grup oluşturmaları halinde, sembolik anlamda bir koalsiyona gidebileceği vardı. Ancak buna ihtimal veren fazla kimse yoktu. Zaten daha sonra, Ankara'da patlayan bomba ile başlayan PKK eylemleri zincirinde bu senaryo sönüp gitti.
Daha doğrusu, ülkedeki güvenlik konularına kayınca, söndüğü sanıldı. Böyle olmadığını üç gün önce ABD'den gelen bir e-posta ile ve şaşırarak fark ettik. Türkiye'deki gelişmeleri Vaşington'dan dikkatle ve yakından izleyen Amerikalı bir kaynağım, şu sıralar Vaşington'da bulunan AK Parti heyetinin temaslarından böyle bir izlenim aldığını, böyle bir ihtimalin gerçekten olup olmadığını soruyordu. Bizler Ankara'da bu bilgiyi değerlendirmeye çalışırken, önceki akşam Başbakan'ın sözleri geldi.
Dün ABD'deki AK Parti heyetinin bir üyesiyle yaptığın telefon görüşmesinde, bir toplantıda cumhurbaşkanı seçimi konusu sorulduğunda, 'CHP-dışı tüm partilerden, o arada DTP'den de destek beklendiği' gibi bir yanıt verildiğini öğrendim. Muhtemelen Vaşington'un Ankara'yı aratmayan siyasi komplo atmosferinde kartopu gibi yuvarlanıp büyümüştü laf.
Ama o zaman Başbakan'ın DTP'ye göz kırpan yanıtını nasıl değerlendirmek lazım? Bu göz kırpış, gerçek bir karşılığı olmasa bile sınırın Türkiye ve Irak tarafındaki Kürtçü oylarda bir rahatlamaya yol açmış olabilir mi? Ya da belki ileride muhtemel bir cumhurbaşkanlığı referandumuna yönelik yatırım sayılmalı mı? Yanıt bulmak için erken, ama sormak için erken değil.
Tabii Başbakan Erdoğan'ın önceki gece CNN Türk'te yaptığı belki daha önemli açıklama, cumhurbaşkanını halkın seçmesi referandumunu
22 Temmuz'da yapma ısrarını artık bıraktığını gösteren sözleriydi. Erdoğan'ın yeniden Meclis toplayıp AK Parti küskünlerine 22 Temmuz'da referandum için oy verdirtmesi ne kadar mümkünse, 22 Temmuz'da iki sandık da artık o kadar mümkün.
Başbakan, AK Parti'nin oyunu artırarak Meclis'e gireceğinden ve cumhurbaşkanını gerekirse meclis'te seçeceğinden emin. Acaba 367 barajını aşıp aşmayacağından emin olmadığı için mi DTP kartını elde tutmak istiyor? Yalnız CHP değil, Meclis'e girdiği takdirde MHP'yi de AK Parti'ye karşı safta saymak gerçekçi olacak. Erdoğan'ın DTP sorusuna yanıtını 'Sabredip tabloyu görelim' diye bitirmesini belki de böyle yorumlamak lazım.
Zamanı gelmişken, özellikle AK Parti ile bağlantılı çevrelerde son haftalarda yoğunlukla alternatiflerinin CHP-MHP koalsiyonu olacağı tezi işlenmeye başlandı. Bu tez, 'Reformlar durur, ekonomi geriler, bize muhtaç kalırsınız' motifiyle aynı paket içinde geliyor. Tabii bunda, Türkiye'nin seçim öncesinde veya sonrasında Irak'taki PKK varlığına müdahale etmesi gündeme geldiğinde yaşanması muhtemel ekonomik sıkıntının faturasından yaşanan endişenin de payı var.
Bu tezden, görebildiğimiz kadarıyla hem CHP'liler, hem MHP'liler fazla hoşnut görünmüyor. Dün milletvekili adaylarını tanıtan CHP lideri Deniz Baykal, hedefinin iktidar olduğunu yineledi. MHP lideri Devlet Bahçeli de seçimlere girerken koalisyon gibi bir ihtimali önlerine koymadıklarını ifade etti.
Ancak Erdoğan'ın da dediği gibi, siyaset bu.
İş parlamento aritmetiğine kaldığı zaman, sokak deyimiyle kavgada yumruk sayılmaz. Kimlerin kimlerle ne ittifaklar, ne koalisyonlar kurduğuna tanık oldu Türkiye.
Bu arada, DSP Genel Başkanı Zeki Sezer, CHP ile işbirliği sonrası yaptığı ilk siyasi çıkışla, CHP'nin hükümet olması halinde Bakanlar Kurulu'nda yer alabileceğini söyledi. Bu, CHP-DSP işbirliği açısından önemli bir gelişme. Çünkü Sezer'in sessiz tutumu, Anadolu'da bazı DSP örgütlerinin CHP'ye oy vermeyeceği, hatta bazılarının MHP'ye oy verebileceği söylentisine yol açıyordu. Sezer'in bu açıklaması, tabana 'Ciddiyiz ve oyuna gelmiş değiliz' mesajı gönderiyor.
Gördüğünüz gibi artık seçim konuşmaya başladık, nihayet seçim havasına giriyoruz.