Nokta operasyonlar gündemde

Erdoğan ve Bush, PKK ile ortak mücadele kararı aldı. Askerlere eyleme geçme yetkisi...

İki soru vardı, ikisinin yanıtını da ABD Başkanı George Bush verdi. Birincisi, Türkiye'nin Irak'a sınır aşan bir operasyon yapıp yapmayacağıydı. Başbakan Tayyip Erdoğan ile bir saati aşkın görüşmesinin ardından Bush bu soruya sinirlendi. "Varsayımsal soruları yanıtlamam" dedi. Ama sonra şöyle sürdürdü: Önce istihbarat paylaşımı yapılacaktı, operasyon sonraki işti.
Bu sözler ilk bakışta Bush'un Erdoğan'ı sınır ötesi operasyon yapmamaya ikna ettiği şeklinde algılanabilirdi. Oysa ABD Başkanı, Türkiye'nin Irak'taki PKK varlığına karşı operasyon yapması fikrine karşı çıkmıyordu.
İkinci soru, operasyonu yürütmenin nasıl mümkün olacağı idi. Bush buna da yanıt verdi: Türk ve Amerikan Genelkurmay ikinci başkanları ile Irak'taki ABD kuvvetleri komutanı bu kararın yürütmesinden sorumlu olacaktı. Bunun anlamı, daha sonra Erdoğan tarafından açıklandığı üzere, somut, harekâta yönelik ve anlık istihbarat alındığında Türkiye'nin harekâta geçebileceği ve bunun ABD uçakları, ya da birlikleri tarafından engellenmeyeceği idi. Böyle bir istihbaratı, Amerikan uydu ve casus uçakları sağlayabilirdi.
Yani ortada tek bir harekât olmayabilir. Yerine, anlık istihbaratla eyleme geçilen tek tek ya da seri halinde harekâtlar olabilir. Yaygın ve kitlesel bir işgal harekâtından değil, nokta operasyonlardan söz ediliyor.
Beyaz Saray'dan çıktıktan az sonra Erdoğan basın toplantısında hem Meclis'ten tezkere yoluyla alınan yetkiyi uluslararası hukuk çerçevesinde kullanacağını, hem de PKK'ya karşı Türkiye'nin ABD ile birlikte mücadele edeceğini söyledi.
Generaller arasında kurulan irtibatın ise, önceki temsilcilik mekanizmasıyla aynı olmadığını, Türkiye'nin artık buna tahammülü kalmadığını vurguladı.
Bunlar Türkiye'de bir kesim tarafından Erdoğan'ın yeniden Bush tarafından oyalandığı şeklinde, bir kesim tarafından ise istediğini aldığı şeklinde yorumlanmaya müsait sözler.

Hangi kesim haklı çıkacak?
Üstelik bu defa, askerler de sorumluluk paylaşıyor. Erdoğan, önce heyetine Genelkurmay temsilcisini davet ederek (ve böylece Amerikalıları da aynısına zorlayarak), şimdi de yürütmeyi askere havale ederek üzerindeki baskıyı azaltmayı hedefliyor. Ama artık kısa sürede sonuç alınmaya başlanmaz ise, oyalama tezi ağırlık kazanabilir. O nedenle hükümet de, Genelkurmay da, ABD ile ilişkiden çabuk ve somut sonuç almak için çabalamak zorunda.
Görüşmede Pakistan'a bu kadar ağırlık verilmesi de, Afganistan ve Medeniyetler İttifakı vurgusunun yapılması da boşuna değildi. ABD, Türkiye'ye PKK konusunda yardım etmediği takdirde, Türkiye'nin örneğin Afganistan operasyonundan çekileceği ihtimali türünden adımların
ne gibi sonuçlara yol açacağını da hesaplamış olmalı.
ABD durduramayacağı noktada saf tuttu
Irak 2003'den bu yana ABD'nin bir nevi yarı-eyaleti durumunda. Hava sahası ABD kontrolünde. Şu anda kuzeyde fazla askeri olmasa da, Barzani'nin peşmerge güçleri, şimdiki adıyla Kürdistan Bölgesel Yönetim askerleri, ABD egemenliği altında hareket edebilmekte. Yani onlara yapılan hareketi ABD'nin kendisine yapılmış sayması mümkün.
Barzani PKK'ya âşık değil; siyasi hasımlar.
Ama Türkiye'nin kendi otonomisini tanıması karşılığında PKK'yı pazarlık malzemesi olarak kullanmayı, satmayı planlıyor. Buna gücü yetip yetmeyeceği ayrı konu, ama Barzani bu nedenle PKK'lıların iadesi ve onların terörist ilan edilmesi konularında Türkiye ile böyle zıtlaşabiliyor.
PKK bu güç ve pervasızlıkla, ABD egemenliğindeki topraktan, Türkiye egemenliğindeki toprağa sınır ötesi operasyonlar düzenliyor. Ama iş Türkiye'nin cevap vermesine gelince ABD durdurmak istiyor. Neden PKK değil. Neden, fiilen bu sınır ötesi operasyonun ABD egemenliğindeki toprağa, bir nevi ABD yarı-eyaletine, bir nevi ABD toprağına ve üstelik bir müttefik, hatta bir stratejik ortak tarafından yapılacak olması. Bu durum, ABD'nin yalnız egemenliğini değil, itibarını ve ona güvenenlerin güvenlerini de zedeler.
ABD yönetimi, Türkiye'yi engellemesinin ancak zor kullanarak mümkün olduğuna inandığı noktada, hiç değilse birlikte hareket ederek 'müttefiki ile çatışma' tablosunu ortadan kaldırdı.