Obama?nın Türkiye tercihi üzerine

Bush, Irak krizi sırasında Türkiye?yi hafife aldı, bakan göndermedi, ilişkiler dibe vurdu. Obama kendisi geliyor

Barack Obama’nın ABD Başkanı seçildikten sonra çıktığı ilk kapsamlı dış politika
turuna Türkiye’yi dahil etmesi uluslararası medyada yankı bulan ve doğrusu bu yankıyı hak eden önemli bir gelişme oldu.
Bu gelişme Türkiye’nin bölgesinde tuttuğu stratejik konumla ilgili görünüyor. Dışişleri Bakanı Ali Babacan’nın ifadesine göre, ABD Dışişleri Bakanı Hillary Clinton’ın 7 Mart’taki Ankara ziyaretinden bir gece önce Obama’nın Ulusal Güvenlik Danışmanı James Jones Ankara’yı arayarak bu kararı iletmiş. Bu kararda şimdiye dek Türkiye’ye gönderildiği sırada en yüksek ve en etkili mevkide bulunan ABD Ankara Büyükelçisi James Jeffrey’nin ikna payını da görmekte fayda var.
Kararı tahlil ettiğimizde durumun ne ‘Ermeni soykırımı karar tasarısı’, ya da ‘Irak’taki Amerikan askerlerinin Türkiye üzerinden geri çekilmesi’ kadar güncel, ne de ‘İslam dünyasına mesaj verecek’ kadar ideolojik olduğunu görebiliyoruz.
Bunun için Türkiye’nin son durak olarak eklendiği Obama turuna bir bakalım:

  •  1-2 Nisan, Londra G-20 zirvesi: İlki 15 Kasım 2008’de, Obama’nın seçildiği ancak görevin hâlâ George Bush’ta olduğu Vaşington’da yapılan zirvenin devamında küresel ekonomik krize karşı önlemler tartışılmaya devam edecek. Bu önemli zirveye Türkiye adına Başbakan Tayyip Erdoğan katılacak. Erdoğan Londra’ya 29 Mart yerel seçimleri sonrasında gidecek ve seçimler nedeniyle açıklamadığı bir dizi önlemi ya Londra’ya gitmeden, ya da o vesileyle açıklayacak. Her halükârda Türkiye yeni dünya ekonomik düzeninin şekillenmesinde söz sahibi ülkelerden biri olacak.
  •  3-4 Nisan, Strasbourg-Fransa NATO Zirvesi: NATO’nun 60’ıncı kuruluş yıldönümünü Fransa’daki zirvede kutlamayacak olması anlamlı. Öncelikle Fransa NATO’nun askeri kanadına tam dönüş yapmak istiyor. İkincisi, Rusya-NATO ilişkilerinin yeni bir dengeye kavuşturulması büyük önem taşıyor. Üçüncüsü, Gürcistan ve Ukrayna gibi Rus dış politikası açısından kritik iki ülkeyle NATO’nun yakınlaşması gündemde. Dördüncüsü, (en ciddi engelin Kıbrıs sonuru nedeniyle Türkiye’nin itirazı olduğu) NATO-AB ilişkilerinin uyumu gündemde. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül bu zirvede Türkiye’yi temsil edecek.
  •  5 Nisan, Prag AB devlet başkanları toplantısı: Küresel kriz, Rusya ile ilişkiler, NATO ile uyum bu toplantının gündeminde. Türkiye AB üyesi olmadığı için yok, ama ABD Başkanı onur konuğu. AB liderleri dünyanın merak ettiği yeni Amerikan başkanıyla resmen tanışmış olacak.

Görülebileceği gibi bu temasların hiçbiri ikili ziyaret kapsamında değil. Hepsi tematik ve kurumsal ziyaretler. Çerçevesi ABD-Avrupa (başka tanımla Trans-Atlantik) ilişkilerinin (coğrafi, siyasi, ekonomik ve güvenlik boyutlarıyla) stratejik planda yeniden tanımlanışı olarak çizildiği Obama turunun Türkiye durağında birden bire ikili nitelik kazanması  düşük bir ihtimal.
Öte yandan (muhtemelen) 6-7 Nisan’da İstanbul’da Başbakan Erdoğan ve İspanyol Başbakanı Jose Louis Zapatero’nun eş başkanlığını yaptığı Medeniyetler İttifakı toplantısı var.
Bu noktada işi ‘Obama Türkiye’ye İslam dünyasına mesaj vermeye gelecek’ sığ tartışmasından çıkarmak lazım. Öncelikle ABD’nin Avrupa, Asya ve geniş Ortadoğu coğrafyasına ilişkin gündeminde olan pek çok sorunun aynı zamanda Türkiye’nin de gündeminde olduğu görülmeli.
Obama’nın Bush’tan farkı bunu görmesi ve kabul etmesi oldu. Bush, Irak krizi sırasında Türkiye’ye dışişleri bakanını, savunma bakanını dahi göndermedi; Türkiye’ye çantada keklik muamelesi yaptı. Meclis de ABD’nin Irak planını kolaylaştıracak tezkereyi reddetti. İlişkiler dibe vurdu. Obama, kendisi geliyor. Bu büyük bir fark. Obama’nın bölgeyi ve Türkiye’yi çok daha iyi tanıyan bir ekiple çalıştığını ve onları dinlediğini gösteriyor.  
Ama görüldüğü gibi, bu ziyaretin kapsamı ikili ziyaret olmayı çok aşıyor. Obama Türkiye’nin Müslüman nüfusu ve laik demokrasisini övücü bir konuşma yaptığında bunu ‘bu konuşmayı yapmaya geldi’ diye algılamak da doğru değil. Hepsini bir bütün olarak ve bir bütünleştirme-köprüleme bakışının parçası olarak görmek belki daha doğru.
Obama, Türkiye’nin kültürel bağları sayesinde bölgesinde oynayacağı rolün siyasi, ekonomik ve güvenlik mekanizmalarıyla Batı’nın daha çok parçası olmasından geçtiği saptamasını yapmış görünüyor. Bush’un maceracı politikalarına eklemlediği ılımlı İslam bakışına göre çok daha sağlıklı olur, böyleyse eğer.