Öcalan'ın savcısı Şalk, Hurşit Tolon ve Patalya toplantılarını anlatıyor

Öcalan'ı sorgulayan savcı Şalk'ın kitabında, Tolon'un hem İmralı hem de Patalya Oteli süreci üzerine tanıklıklar var

Talat Şalk, PKK’nın kurucu lideri Abdullah Öcalan’ı 16 Şubat 1999’da Kenya’da yakalanması ardından tutulduğu İmralı Adası’nda sorgulayan savcılar ekibinin başındaydı.
Anılarını geçenlerde ‘İmralı’da Öcalan’a Soruldu’ başlığı altında Cumhuriyet Kitapları’ndan yayımladı.
Öcalan’ın ifadeleri ve PKK’nın PKK olma süreci üzerine özellikle genç bir savcı olarak Mardin’de görev yaptığı dönemlere ilişkin anlatıları gerçekten ilgi çekici; bugünü daha iyi anlamak isteyenler için iyi bir başvuru kaynağı.
Bir de bugüne bambaşka açıdan ışık tutabilecek bölümler var kitapta. Ergenekon davasında darbe girişimi ve silahlı terör örgütü kurup yönetme suçlamasıyla tutuksuz yargılanan emekli Orgeneral Hurşit Tolon’a ilişkin olanlar örneğin.
Daha önce yazılan ve o dönem Kolordu Komutanı olan Tolon’un İmralı’ya geçmek
üzere Bursa’ya helikopterle inişinde askerlerin perdeleme amacıyla sis bombası kullanacaklarına göz yaşartıcı bomba kullanıp herkesi ağlatmalarından söz etmiyorum; o kısmı zaten gazetelerde çıktı.
Tolon’un İmralı’da Öcalan’la görüşerek çözüm pazarlığı yaptığının öne sürülmesi, iddia edilen Ergenekon örgütünün PKK ile bağlantılı olduğu, hatta bizzat kurmuş olduğunun öne sürülmesine dayanak yapılmasına ait kısmı bizi daha çok ilgilendiriyor Şalk’ın anılarında.
Bir de yine aynı davayla bağlantılı olarak Tolon’un emekli olduktan sonra (yine aynı dava tutuklusu, Başkent Üniversitesi Rektörü Profesör Doktor Mehmet Haberal’a ait) Patalya Oteli’ndeki toplantılarına katılımı üzerine tanıklığı önemli. Şöyle yazmış Şalk:

* “Hurşit Tolon Paşa’yı işinde titiz, asabi mizaçlı ama kadir bilir bir komutan olarak tanıdım ve sevdim. Ülkenin iyi idare edilmediğini düşündüğü kesindi. Tutuklanmadan önceki
son günlerde iktidara alternatif olacak yeni bir siyasi oluşum üzerinde çalışıyordu. Bu amaçla Kâmran İnan’ın başkanlığında Ankara’nın Gölbaşı ilçesindeki Patalya Oteli’nde yapılan toplantılara da katılmıştı. Bütün bunlar bir siyasi partinin kurulması için yapılan legal ön çalışmalardı. Hiçbir şekilde suç teslim etmiyordu. Ama Paşa tutuklanmıştı. Bu satırların kaleme alındığı tarihte, Tolon Paşa’ya ilişkin iddianame henüz tamamlanmadığı için neyle suçlandığını ve bu suçlamaya ilişkin delillerin neler olduğunu bilmiyorum...” (Az önce yazdığımız gibi, Tolon 8 Mart 2009’da açıklanan İkinci İddianame ile suçlandı-MY)
* “Son günlerde Paşa’ya ilişkin bir başka iddia daha gündeme getirildi. Tolon Paşa’nın görevde bulunduğu süreçte, terör sorununu çözmek için Abdullah Öcalan ile görüştüğüne dair haberler yayımlandı. Paşa, İmralı Cezaevi’nde tutulan Abdullah Öcalan’ın hayatının korunması için fevkalade titiz davranmıştı. Ama Paşa’nın bu titiz davranışı tümüyle Türk devletinin itibarını korumaya yönelikti. Türkiye, Öcalan’ı bütün dünyanın gözü önünde yargılamak ve cezasını hukuka uygun şekilde vermek istiyordu. Aksi
düşünülseydi Öcalan’ı yargılamadan öldürmek hiç de zor değildi. Ama bir hukuk devleti olan Türkiye’ye bu yakışmazdı.
* “Tolon Paşa işte bu sebeple Öcalan’ın korunmasına büyük özen gösteriyordu. Paşa’nın Öcalan ile görüştüğü ise tamamen uydurmaydı. (..) İmralı Adası’na Öcalan’ı sorgulamak için gittiğimiz sırada ve yargı sürecinde böyle bir görüşmenin gerçekleşmediğinin de tanığıyım.”
Talat Şalk ciddi bir hukukçu olarak tanındı, tanıklığını da ciddiye almak gerekiyor.
Şalk, Tolon’un Öcalan ile görüşmediğine tanıklık ediyor. Dünkü telefon görüşmemizde, kitabında yer almayan başka bir tanıklığını daha anlattı. O da, halen iddia edilen Ergenekon davasından tutuklu olan emekli Albay Atila Uğur’un “İstihbarat subayı olmasından dolayı” Öcalan’la çok sık görüştüğü.
Şalk kitabında Tolon ile Ege Ordu Komutanlığı yaptığı 2002 yılında ‘DYP İzmir milletvekili adayı’ sıfatıyla nezaket ziyaretinde bulunduğunu da anlatıyor. Şalk’a hazır Patalya toplantılarına da değinmişken, Hüsamettin Cindoruk tarafından başlatılan ve 16 Mayıs’taki Kongre ile DYP’nin devamı mahiyetinde yeni bir anlayış amaçlayan DP çatısı altında siyaset yapıp yapmayacağını sordum. “Hayır” dedi; “Hiç düşünmüyorum. O dönem ikna etmişlerdi, şimdi ilgilenmiyorum.”