Ölüm haberleri arasında hızla seçim kararı

Erdoğan, CHP'li Koç'un dediği gibi "Seçimle geldi, seçimle gitmemek için her yolu" deniyor mu? Tırmanan terör haberleri arasında "hızla" yeniden seçim kararı ne anlama geliyor?

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan “Seçime doğru hızla gidiyoruz” açıklamasını az önce yapmıştı.

Ardından Meclis Başkanı İsmet Yılmaz’ın Ak Saray’a çağırıldığı haberi geldi; demek ki Erdoğan Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun Meclis’ten erken seçim kararını çıkartamayacağını kabullenmiş, hiç istemediği geçici seçim hükümeti kuruluşuna mecbur kalmıştı.

İşte Siirt yakınlarında PKK militanlarının bombalı tuzak saldırısı sonucu 8 askerin katledildiği, şehit olduğu haberi o sırada geldi.

***

Siirt saldırısı, 20 Temmuz’da Ceylanpınar’da iki polisin PKK militanlarınca yataklarında katledilmesiyle AK Parti hükümeti ve PKK arasındaki “çatışmasızlığın” fiilen sona ermesinden bu yana sürekli tırmanan terör ortamındaki son saldırıydı; ne yazık ki sonuncu olacağa da benzemiyordu.

Meğer ne kadar ince bir buz tabakası üzerinde yürüyormuşuz?

Aradan bir ay geçmeden 1990’lardaki karanlık günlere döndü Türkiye. PKK’nın saldırıları, güvenlik güçlerinin şiddetle karşılık vermesi, ona karşı PKK’nın yeni saldırıları, özerklik ilanları, yol kesmeler, yakalanan zanlıların, militanların işkenceden geçirildiği, sorguda öldürüldüğü iddiaları kara bulut gibi üzerimize çöktü.

***

O kadar ki, MHP kaynaklarının Hürriyet’e verdiği bilgiye göre, daha birkaç hafta öncesine dek, erken seçim isteyen Devlet Bahçeli, Başbakan Ahmet Davutoğlu ile son görüşmesinde “Bu ortamda nasıl seçime gideceksiniz?” diye sormuş.

Doğu ve Güneydoğu'da bir şehirden diğerine seyahat imkânsız hale gelmiş durumdayken yapılacak seçimin güvenilirliğine seçmeni inandırmak nasıl mümkün olacak.

“AK Partili seçmen sandığa gidemedi, oylar HDP’ye çıktı” söyleminin altında şimdi bu resmi tersine çevirmek niyeti mi yatıyor?

***

MHP bir erken seçim hükümetine üye vermeyeceğini zaten söylemişti.

Davutoğlu’nun 18 akşamı iade etmesi ardından göreve talip olan CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu, ancak bu koşulla Saray’a gidebileceği işaretini vermişti.

Ancak dün –yine- muhtarlara hitabında Erdoğan CHP ile vakit kaybetmeyeceğini söyleyince, CHP’de de sigortalar attı.

***

Haluk Koç, CHP’nin AK Parti ile erken seçim amaçlı bir hükümet, ya da herhangi bir ortaklık içinde olmayacağını kesin bir dille tekrarladı.

Erdoğan’ı “yetki gaspı” yapmakla ve ülkeyi şu terör ortamında seçime “sürüklemek” amacıyla hükümet çalışmalarını baltalamakla suçladı.

Bir şey daha söyledi. Erdoğan için “Seçimle gelmiş, ama seçimle gitmemek için he54r yolu deneyecektir” suçlamasında bulundu.

***

Ortaya çıkan tablo şu: Erdoğan’ın geçici seçim hükümetine ne CHP, ne de MHP üye vermeyecek.

Bir tek HDP bu kapıyı açık tutuyor, onu da ne Erdoğan, ne Davutoğlu istiyor; Erdoğan’a göre HDP “bölücü terör örgütünün siyasi uzantısı”.

Bu durumda geçici hükümet de 7 Haziran seçimi hiç yapılmamış, AK Parti Meclis çoğunluğunu hiç kaybetmemiş gibi, yalnızca AK Partililerden oluşabilir –mecburi birkaç “bağımsız” dışında.

***

Peki, o seçim hükümetinin başında kim olacak?

Başbakan Ahmet Davutoğlu mu? Yoksa bir başka AK Partili mi?

Öyle olacaksa, bu Erdoğan’ın 12 Eylül’deki AK Parti kongresine bir işareti mi sayılacak?

***

Davutoğlu dün gazetelerin Ankara temsilcilerine, seçimlere kongre desteğine sahip olarak gitmesinin “doğru olacağını” söyledi.

Gideceğini değil, gitmesinin doğru olacağını. Acaba Davutoğlu alacağı kararı kesin sözlerle açıklarsa daha sonra Erdoğan’ın etkisiyle değiştirmek zorunda kalmak mı istemiyor?

Üstelik siyaset kulisleri Erdoğan’ın AK Parti Genel Başkanlığı ile bir AK Parti hükümetinin başbakanını da ayırarak, cumhurbaşkanıyla yürütme yetkisi paylaşacak başbakanın gücünü daha da azaltmayı da hesaplarına kattığı sözleriyle çalkalanırken…

***

Tabii her hesap çarşıya uyacak diye bir kural yok.

Tıpkı 7 Haziran’da görüldüğü gibi.

Erdoğan 7 Haziran’dan kendisine güçlü başkanlık sistemine geçiş getirecek bir AK Parti çoğunluğu umarken, tek başına hükümet çoğunluğu dahi çıkmadı.

***

Dolayısıyla daha ilk günden 7 Haziran seçimlerinin bir koalisyon hükümetine yol açmamasını, böylelikle 13 yılda ördüğü iktidar surlarında gedik açılmamasını diledi, bunun için çalıştı.

Bundan HDP’nin yüzde 10 barajını aşmasını sorumlu tuttu.

Bu söylemin Davutoğlu’na da sirayet ettiği dünkü basınla buluşmasında görüldü.

***

Şimdi Türkiye altı ay içinde ikinci seçimine gidiyor; Erdoğan şansını bir daha denemek istiyor.

Artık anketlere değil, ona “Seçmen 7 Haziran’da ders verdi, şimdi pişman olup bize koşacak” diyen danışmanlarına kulak veriyor.

Tabii bütün anketlerde yüzde 10’un üzerinde görülen HDP’yi baraj altına itip yeniden hükümet çoğunluğunu almak için başka çalışmalar yoksa Ankara’da.

***

Ortaya çıkan bu tabloda PKK’nın ağır suçu vardır. Bir biri ardında gelen saldırılar terör sarmalının tırmanmasına, ağır can kayıplarına, yalnızca AK Parti hükümetinin aynı şiddetle karşılık vermesine değil, demokratik kazanımların birer birer kaybedilmeye başlamasına da neden olmuştur.

Ekonomi kötü durumdadır. ABD doları 3 TL sınırına gelmiş, sokaktaki adamın alım gücü düşmüş, şirketler ödeme güçlüğüne girip turizm darbe almış vaziyetteyken Erdoğan’ın ekonomi danışmanı ortada endişe edilecek bir durum olmadığı açıklaması yapmaktadır.

Ancak öyle anlaşılıyor ki Erdoğan şu anda kendi bekasını, ülkenin ve demokrasinin bekasıyla eşit görmekte, dolayısıyla birinci önceliği kendi gücünün korunmasına, halel gelmemesine vermektedir.

***

Peki ya anketler haklı çıkar, yeni seçimde de sonuç değişmezse?

O zaman Koç’un öngörüsü doğru mu çıkacak?

Erdoğan seçimle geldiği iktidarı seçimle bırakmamak için sistemi gerçekten zorlayacak başka yollara mı başvuracak?