scorecardresearch.com

Onlar başları dik çıktılar

Can Dündar ve Erdem Gül'ün 92 gündür uğradıkları haksızlık, Anayasa Mahkemesi'nin kararıyla tescil edildikten bir kaç saat sonra tutuklulukları sona erdi.

Bundan üç ay kadar önce haber yazdıkları için casusluk, terör örgütü üyeliği gibi ağır suçlamalarla içeri alındığında 'Başları dik çıkacaklar' demiştik, bundan emindik.

İki meslektaşımız gerçekten başları dik çıktılar Silivri Cezaevi'nden.

Peki onlara binbir suçlamayla, daha düne kadar olmadık iftira atanlar ne yapacak?

Tıpkı bir süre önce başka davalarda bu iftiraları atanların şimdi yargılanmaları, kaçacak delik aramaları gibi, yarın da bu davaları siyasi intikam aracı olarak görenler kaçacak delik arayacak mı?

Daha dün Anayasa Mahkemesi kararı çıktıktan sonra AK Parti sözcüleri arasında "Bizim ne ilgimiz var?" diye soranlar çıkmaya başladı.

Peki, kimdi meydanlarda, televizyon ekranlarında, manşetlerde; Can Dündar'ın ve Erdem Gül'ün; Cemaat'in uzantısı olduğundan tutun, askeri casusluğa, oradan, "Suriye'deki Türkmenlerin uğradığı saldırıdan sorumlu olduklarına" dair iddiaları ileri sürenler?

Kimdi "Böyle gazetecilik olmaz" diye ahkam kesenler?

Anayasa Mahkemesi'nin 25 Şubat'ta oy çokluğuyla aldığı karar, Anayasa'nın 26 ve 28'inci maddelerine atıfta bulunuyor.

Bu maddeler, basın özgürlüğüne ve devletin haber alma ve verme hakkı için gerekli ortamı sağlamasına -kaldırmasına değil sağlamasına- dairdir.

Mahkeme, hem Cumhuriyet gazetesinde Suriye'ye giden MİT kamyonlarının savcılık kararıyla jandarma tarafından durdurulması üzerine yapılan yayının -tutuklamaya gerekçe yapıldığı üzere- casusluk falan değil gazetecilik olduğunu saptadı; hem de yargılamanın tutuklu sürmesinin hak ihlali olduğuna karar verdi.

Tahliyeler böylece gerçekleşti.

Türkiye'de yargının hala siyasi irade dışında karar almaya takati kaldığını gösteren bu karar, bundan böyle basına karşı açılacak davalara örnek oluşturacak nitelikte.

Mahkemenin kararı bir yönüyle AK Parti'yi de rahatlattı. Çünkü Başbakan Ahmet Davutoğlu, Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ve AB İşleri Bakanı Volkan Bozkır dışarıdaki bütün temaslarında karşılarına bu haksız uygulamaya dair soruların çıktığını gördüler. Aslında kendileri de pişman oldular. Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'ın tutumundan geri adım atmamasına karşın AK Partililerin içten içe Anayasa Mahkemesi'nin kendilerini bu dertten kurtarması için dua ettikleri biliniyordu.

Bu karar hem siyasi, hem hukuki bakımdan, hem de basın özgürlüğünün kullanımı bakımından bir eşik olacaktır.

http://www.radikal.com.tr/151788015178801

YORUMLAR
(1 Yorum Yapıldı)
Tüm Yorumları Gör

İFTİRA - m.rozbilen

Yanlış düşünüyorsam lütfen düzeltiniz. İslam dinine göre iftira atmak; Karşıdakinin günahlarını alıp eğer varsa sevaplarını da ona vermektir. Bir müslüman'a hele kendisine mü'min diyen birine yakışır mı? Elbetteki yakışmaz. Şimdi sayın Dündar ve Gül'ü içeri atmak ve "en ağır cezaya çarptırılacaklar" deyip akıl almaz iftiralar atarak şikayetçi olanlar, daha düne kadar camide içki içtiler ve bacımı çocuğu ile birlikte üstleri çıplak grup tarafından darp edilip üzerlerine işediler (Kabataş yalanı) diyenler neyi amaçlıyordu acaba? Eğer niyet halkı birbirine kırdırmak değil idiyse bu iftiralar neyin nesi idi? Allahtan sağduyulu halkımız bu sözlere itibar etmedi. Bir de ettiğini düşünün, vahamet ortaya çıkar. Ülkeyi karıştırmak isteyenleri uzakta aramaya gerek yok. En yakınımızda hatta böğrümüzde. Sayın Dündar ve Gül'e geçmiş olsun dileklerimi ve selamlarımı sunuyorum. Onları zevkle izlemeye devam edeceğiz.