Operasyonu ne önler?

22 Temmuz'dan önce Irak'a bir harekâtı önleyici tek hamle, PKK'ya ABD tarafından indirilecek bir darbe olabilir mi?..

Son üç günün gelişmelerini hatırlamakta yarar var. Bu gelişmeler, Türkiye'nin Irak'taki PKK varlığına karşı askeri bir harekâtın ne kadar yakın olduğunu, önlenip önlenemeyeceğini anlamaya yardımcı olur.
27 Haziran: Isparta, Eğirdir'de bir önceki gün komando eğitimini izleyen gazetecilerin karşısına (muhtemelen ek bir kararlılık işareti olmak üzere) birlikte çıkan Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt ve Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral İlker Başbuğ, Irak'taki PKK varlığı konusunda daha önceki açıklamalarından farklı sözler söylediler. Bunlar, 1- Büyükanıt, sınır ötesi harekâtın PKK'yı bitirmeyeceğini, ancak darbe vuracağını söyledi. Bu, düşünülen harekâtın kalıcı değil, geçici, cezalandırma amaçlı olduğunu ilan gibiydi. 2- Yine Büyükanıt, son dönemde Başbakan Tayyip Erdoğan ve Dışişleri Bakanı Abdullah Gül ile üç toplantıda Irak konusunu görüştüklerini ve siyasi direktif konusunda 'çalışıldığını' söyledi. Büyükanıt'ın ısrarlı sorulara rağmen hükümetle asker arasında yeni bir sıkıntıya yol açabilecek ifadelerden kaçındığı gözlendi. 3- Başbuğ, siyasi direktifin alınması halinde ordunun çok kısa süre içinde harekete geçmeye hazır bulunduğunu söyledi. Yani, bazı yorumculara göre aylar alabilecek hazırlıklar bitirilmişti. 4- Bu demeçler dünya basınında anında yankılandı. ABD yönetimi, PKK'ya karşı Türkiye'nin yanında olduğunu, ancak sınır ötesi harekâtı istemediklerini açıkladı.
28 Haziran: İzmir'de Ticaret ve Sanayi odalarına hitap eden ABD'nin Ankara Büyükelçisi Ross Wilson, PKK'yı önlemek için mutlaka harekete geçilmesi gerektiğini söyledi. Adeta ABD'nin yetersizliğinden şikâyet eden bir Türk yetkilisi gibi konuşan Wilson'a göre, PKK'nın Irak topraklarından Türkiye'ye eylemleri önlenmeli, mali kaynakları kesilmeliydi.
Aynı gün Radikal'e konuşan (dün okuduğunuz) Dışişleri Bakanı Gül, aylardır gündemde olan sınır ötesi harekât tartışmalaında bir hükümet yetkilisi ağzından ilk kez çıkan sözler söylüyordu. Buna göre, 1- Sınır ötesi harekâta karar verildiği takdirde uygulanacak askeri planlar ayrıntılarıyla hazırdı. Hükümet asker tarafından bilgilendirilmişti ve mutabıktı. Muhtemelen 20 Haziran'daki MGK toplantısında ve ertesi gün Erdoğan ve Gül'ün Genelkurmay karargâhında Büyükanıt ile yaptıkları toplantıda bunlar konuşulmuştu. 2- Böylelikle Gül ilk kez, işin siyasi karar aşamasına geldiğini ve topun hükümette olduğunu söylüyordu. Bir gün önce Başbuğ'un ne demek istediği böylece daha iyi anlaşılıyordu. 3- Sorun, netice alıcı zamanlamadaydı. Gül, Irak hükümeti ya da ABD hükümeti çözemezse, biz Irak'a girer çözeriz diyordu. Hükümet, Büyükanıt'ın daha önce 'Orada ABD askeri de var' diyerek işaret etmesine karşın, ABD'nin PKK nedeniyle Türk ordusuna kurşun sıkacağına ihtimal vermiyordu.
29 Haziran: Gül, CNN Türk canlı yayınında bir gün önce söylediklerini bir adım daha ilerletti ve sınır ötesi harekat için gerekirse 22 Temmuz seçimleri öncesinde de Meclis toplayabileceklerini, ama bunun da gerekmeyebileceğini söyledi. Böylece iki gün önce Büyükanıt'ın ima ettiği sınırlı ve geçici harekât çerçevesini sağlamlaştırmış oluyordu.
Bu gelişmelerin Irak Kürtlerini ne kadar rahatsız ettiği, İsviçre'nin Cenevre kentinde dün başlayan Sosyalist Enternasyonal toplantılarında görüldü. Toplantılara gözlemci olarak çağrılan Irak Cumhurbaşkanı ve KYB lideri Celal Talabani, ama daha çok Kürdistan Bölgesel Yönetimi Başkanı ve KDP lideri Mesud Barzani, sınırdaki yığınağı dünyaya şikâyet ettiler ve Türkiye'nin durdurulmasını istediler. Buna yanıt, konuşmasını neredeyse tamamen Irak'tan Türkiye'ye yönelen PKK kaynaklı terör eylemlerine ayıran CHP lideri Deniz Baykal'dan geldi. Baykal da dünya sosyalist ve sosyal demokratlarından Irak Kürtlerini PKK'ya yataklık ederek Türkiye'ye düşmanca davranışa son vermeye ikna etmelerini istiyordu.
Görüldüğü gibi işler son birkaç günde farklı bir yere tırmanmaya başladı. 22 Temmuz seçiminin Türkiye'yi gerekirse sınır ötesi harekâttan geri bırakmayacağı anlaşıldı.
Daha önceki kararlılık gösterilerinden (örneğin Abdullah Öcalan'ın yakalanışı olayından) çıkan dersler, Türkiye'nin hareketini önlemek için, ABD'nin ya kendisi ya da Irak kürtleri veya sözüm ona Irak güvenlik güçleri vasıtasıyla PKK'ya bir darbe vurmasının, sınır ötesi harekatı durdurabileceğini gösteriyor. Bakalım öyle olacak mı?