Orduda yenilik

Dışişleri'nin İstanbul bölgesinde görevli şube müdürlerinden Elif Ülgen, bir süredir, </br>3. Kolordu'nun siyasi danışmanı sıfatını taşıyor.

Türk Silahlı Kuvvetleri'nin sessiz sedasız başlattığı askeri birliklerde siyasi danışman bulundurma uygulaması, geçtiğimiz hafta meydana gelen önemli bir gelişme ile ortaya çıktı.
Bu gelişme, ABD'nin NATO bünyesinde kurulacak yeni acil müdahale gücü karargâhı için Türkiye'nin İstanbul önerisine destek vermesiydi. Destek açıklaması, Genelkurmay
İkinci Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt ile Maslak'taki 3'üncü Kolordu karargâhında gerçekleştirdiği incelemelerin ardından, 17 Nisan'da ABD Savunma Bakan Yardımcısı Jack Crouch tarafından yapıldı. Bu gelişme, Türk ordusunda reform niteliğinde bazı yeni uygulamaları da ortaya çıkardı.
Bunların arasında, Türk ordusunun ilk kez siyasi danışman uygulamasına geçmesi bulunuyor. TSK'nın ilk resmi danışmanı genç bir diplomat. Bir kadın diplomat: Dışişleri'nin İstanbul bölgesinde görevli şube müdürlerinden Elif Ülgen. Bir süredir, 3'üncü Kolordu'nun siyasi danışmanı sıfatını da taşıyor. Askeri tatbikatlara katılıyor. Dışişleri Bakanlığı ile irtibatı sağlıyor. Mesleki düzeyi henüz, örneğin bir büyükelçi gibi inisiyatif geliştirmesine, kararlar üzerinde doğrudan etkisi olmasına imkân tanımıyor. Ancak kriz yönetimi kavramının gerektirdiği, zaten yıllardır en üst düzeyde
süren Dışişleri-Genelkurmay dayanışmasında
da görülen sivil-asker koordinasyonunun birlik düzeyine inmiş olmasını simgeliyor.
Peki Genelkurmay buna neden gerek duyuyor?
Uluslararası entegrasyon
Türkiye bir süredir NATO bünyesinde süregiden
bir yeniden yapılandırma projesinde aktif yer alıyor.
Bu projenin kökleri, Sovyetler Birliği'nin çözülüşüyle birlikte NATO'nun 1990 Roma zirvesinden itibaren değiştirdiği politikalarda yatıyor. NATO'daki değişim süreci, iki kutuplu dünya sonrasındaki koşullara 'iç uyum' ve 'dış uyum' olmak üzere iki başlık altında geliştiriliyor.
Dış uyum başlığı altında, NATO'nun Doğu Avrupa ülkelerini de içerecek şekilde genişlemesi ve Rusya ile yakın ilişki kurulması öne çıkıyor.
İç uyum da kendi içinde üç başlığa ayrılıyor:

  • Avrupa Güvenlik ve Savunma
    Politikası'nın oluşturularak, Avrupa'nın kendi savunma yeteneğini geliştirmesi. AGSP, NATO'nun AB ile de bağını oluşturuyor.
  • Birleşik Müşterek Görev Gücü'nün oluşturulması. Burada 'birleşik' ve
    'müşterek' sözcükleri ile, kara, deniz ve hava kuvvetlerinin birlikte planlanarak modüler güç haline getirilmesi ve çokulusluluk anlatılıyor.
  • Yeni Komuta Yapısı. NATO'nun 1990'da 60 küsur olan komuta karargâhı, şu anda 20'lere
    düşürülmüş bulunuyor. NATO'nun kendi sınırlarına gelecek tecavüz üzerine kurulu kriz politikası, artık sınırları dışındaki krizlere ağırlık veriyor. Bu komuta yapısına bağlı olarak güç yapısı da değişiyor.
    Yeni Güç Yapısı
    NATO'nun Yeni Güç Yapısı'nda iki düzey var:
  • Yüksek Hazırlık Düzeyli Güçler (High Readiness Forces-HRF). Bunlar kriz bölgelerine ilk müdahaleyi yapmak üzere örgütleniyorlar.
  • İkincil Hazırlık Düzeyli Güçler (Forces at Lower Readiness-FLR). Bunlar da yaklaşık 90'ıncı günden itibaren operasyonun yaygınlaşmasında görev üstleniyorlar.
    NATO'da halen bir HRF var. O da Almanya Rheindalen'deki ACR, acil müdahale gücü.
    Şu anda yürüyen çalışma, NATO güçlerine iki HRF, iki de FLR katmayı amaçlıyor.
    Yüksek Düzeyli Kara Gücü olarak ACR'nin yanı sıra tescil edilecek iki yer için beş aday arasında ciddi bir rekabet var.
    Adaylar şunlar:
  • Fransa'nın Strasbourg merkezli ve Fransız, Alman, Hollanda, Belçika ve Lüksemburg askerlerinden oluşan Avrupa Kolordusu, Eruocorps,
  • Almanya Münster merkezli ortak
    Alman-Hollanda Kolordusu,
  • Valencia'daki İspanyol Kolordusu,
  • Milano merkezli İtalyan Kolordusu,
  • İstanbul'daki 3'üncü Türk Kolordusu.
    ABD henüz bu adaylardan yalnızca 3'üncü Kolordu'ya destek verdi.
    Destek nedenleri
    Destekte pek çok unsur rol oynadı. Türkiye'nin son yıllarda kazandığı muharebe yeteneği (bunda PKK ile mücadelenin rolü olup olmadığı sorularına yetkililer pek yanıt vermek istemiyorlar), kanıtlanmış birlik intikal yeteneği, Somali'den Balkanlar'a dek kanıtlanan uluslararası ortamda uyumlu çalışma yeteneği ve Genelkurmay'ın siyasi danışman uygulamasına ihtiyaç duyduğu kriz yönetiminde asker-sivil koordinasyonu yeteneği bunlar arasında. Zaten ABD Türkiye'ye desteğini açıklarken, 19 askeri personeli, uyum çalışmalarına katkıda bulunmak üzere 3'üncü Kolordu emrine vereceğini de bildirdi.
    Zaten 3'üncü Kolordu, NATO HRF karargâhı olarak tescil edilirse, uluslararası bir karargâh haline gelecek. Komuta yapısı tamamen değişecek. Tescil edilmesi halinde merkez üssü burada olacak birlikler arasında bazı Amerikan, Alman ve Macar birliklerinin adı geçiyor.
    NATO'nun FLR adayları arasında ise Selanik'teki Yunan C Kolordusu ve Polonya'nın
    Szczcin (Seçin) kentinde kurulu Polonya, Almanya, Danimarka ortak kolordusu öne çıkıyor.
    Bütün bunlar dünya çapında güç yapısının yeniden örgütlenişinin artık siyasi yapıya bağımlı geliştiğini ve Türk ordusunun da bu uyum çalışmalarının tam ortasında olduğunu gösteriyor.