Otelde aile saadeti

<br><arabaslik>Erdoğan </arabaslik>ve eşi Emine hanım, 19 Eylül'ü 20 Eylül'e bağlayan gece yarısı Washington'daki Willard Oteli'ne ulaştı. Oğul Bilal, gelin Reyhan ve 10 günlük torun Ömer Tayyip oradaydı. Kızı Esra ve damadı Berat Albayrak da torun Ahmet Akif'le geldi. </br><arabaslik>Aile </arabaslik>saadetinin ardından Erdoğan'ı önemli sorunlar bekliyordu: Willard'ın lobisi 'lobicilik' kavramının doğduğu yer. Ermeni ve Rum lobileriyle sorun giderek büyüyor, lobisi olmayan Türkiye ise Musevi lobisine güveniyor.

VAŞİNGTON- Başbakan Tayyip Erdoğan'ı Ankara'dan taşıyan uçak ABD'nin Atlantik kıyısı saatiyle 21.00 sularında Nev York'a indi, sonra başkent Vaşington'a yöneldi.
Başbakan ve eşi Emine hanım Willard oteline vardıklarında saat gece yarısını geçmiş, gün 21 Eylül olmuştu. ABD Gizli Servisi, muhabirleri sokağın karşı kaldırımında deyim yerindeyse 'etkisiz hale getirdiği' için rahatsızlık duymadan 6. kattaki odalarına çıktılar. Erdoğan'ın düşünce kuruluşu Brookings Enstitüsü'nde araştırma görevlisi olarak iş bulan oğlu Bilal ve gelini Reyyan, 20 günlük bebekleri Ömer Tayyip ile onları bekliyordu; peşlerinden kızı Esra ve damadı Berat Albayrak, aralıkta doğan ilk torun Ahmet Akif ile birlikte aile meclisine katıldılar. (Başbakan için otelde 10 oda ayrılmış.
Parayı ödeyen Türk Dışişleri değil. Para, Erdoğan'ın cebinden mi çıkıyor? Öğrenmek mümkün olmadı.)
Erdoğan, hafta başında Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'na katılmak üzere Nev York'a geçene dek Vaşington'da kalacak. ABD Başkanı George Bush'tan istediği randevuyu alamadığı için de Willard otelinde çocukları ve torunlarıyla birlikte olmanın saadetini yaşayacak. Türkiye'de bıraktığı anayasa tartışmalarından sonra büyük rahatlama olmalı. (Bu arada, Başbakanlık Sözcüsü Akif Beki, Bush'un Erdoğan'la görüşmeyi kabul etmemesinin söz konusu olmadığını, her iki tarafın da en kısa zamanda Beyaz Saray'da görüşmek üzerinde mutabık kaldığını söylüyor. Erdoğan'a yakında yeniden Vaşington yolu görünecek gibi.)
Vaşington'un bu tarihi oteliyle ilgili bir ayrıntı, Erdoğan'ı bu keyifli bir iki gün ardından içine çekecek sıkıntıyla ilgili. Bu otel, 'lobicilik' kavramının doğduğu yer. ABD'nin İç Savaş sonrası başkanlarından Ulysses Grant, iş saatlerinden sonra Beyaz Saray'a yürüme mesafesindeki bu otelin lobisine gelip bir kadeh konyak eşliğinde purosunu tüttürürmüş. Bu alışkanlık kısa sürede önce Kongre üyeleri, sonra da onlarla ilişkide olan işadamı ve yerel siyasetçilerce fark edilmiş. İşini Başkan, ya da ona yakın kişilerle kestirmeden çözmek isteyenler, akşam saatlerinde 'tesadüfen' Willard oteli lobisinde toplanır olmuşlar. Bunlara 'lobiciler' denirmiş.
Ermeni soykırımı karar tasarısının Temsilciler Meclisi'nde oylanması ve oylandığı takdirde kabul edilmesi gün meselesi. Bu konuda daha önce söz vermiş olan Meclis Başkanı Nancy Pelosi, Ermeni seçmenlerin ağır baskısı altında; "Türkiye'deki seçimleri bekleyin dediniz, bekledik, artık sırası" diyorlar. Onu durdurma ihtimali olan tek kişi Bush.
O da Erdoğan'la şimdi görüşmek istemedi ama, Ankara'ya gönderdiği Dışişleri Bakan Yardımcısı Burns aracılığıyla Erdoğan'dan birkaç talepte bulundu. Bunlar arasında İran ile gaz anlaşmasını sonuçlandırmaması da var. İsrail de Türkiye'nin İran'la bu kadar yakınlaşmasını istemiyor. Türkiye'nin Vaşington'da bir lobisi yok; Amerika'da yeterince yoğunlaşmış ve yeterince bilinçli Türk nüfus bulunmuyor. Bu durumda Türkiye ABD'de Musevi lobisine güveniyor, bir de ABD Başkanı'na. Ve Türk dış politikası Ermeni meselesinde sürekli zaman çalmayı çözüm bellediği için kendisini aslında bu iki unsura teslim etmiş bulunuyor.
Başkanın devreye girmesiyle oylama bu yıl da yapılmazsa, bunu başarı diye sunmak isteyenlere itibar edilmemesi için bunları söylemek şart. Artık deniz bitiyor.

* * * * *
Mutafyan baskı altında
Önceki sabah Türkiye Ermenileri Patriği Mesrob Mutafyan, Vaşington'da kaldığı Hyatt otelinde ABD Başkan Yardımcısı Dick Cheney'in yardımcılarından biri tarafından ziyaret edildi. Ziyaret basına duyurulmadı.
Bu ziyaret talebinin Mesrob Mutafyan'ın, Vaşington'daki Georgetown Üniversitesi'nde Rumi Forumu çerçevesinde yapacağı bir konuşmanın militan Ermeni grupların baskısıyla engellenmesi ardından gelmesi anlamlı. ABD yönetimi, Mutafyan'ın Türkiye'deki militan gruplardan sonra, ABD'deki Ermeni grupların baskı ve tehditlerine maruz kaldığının farkında. Militan Ermeniler, Mutafyan'ın Türkiye'nin talimatlarıyla hareket ederek soykırım davasına ihanet ettiği iddiasındalar. Türk hükümeti de muhtemelen Mutafyan'ın Kongre'deki tasarıyı engellemek için çalışmasını istiyor. Oysa Ermeni din adamının Kongre'den gececek bir soykırım yasasının Türkiye Ermenilerine zarar vereceğine inandığını söylediği biliniyor.
Mutafyan'ı önceki akşam (arkasında Fethullah Gülen grubunun bulunduğu) ve Mevlana Celaleddin Rumi adına kurulan Rumi Forumu'nun Kongre'de verdiği (ve gazeteci olarak katıldığım) iftar yemeğinde gözleme imkânım oldu. Diğer din adamları uzunca konuşmalarını hoş örneklerle, fıkralarla süslerken, Mutafyan her bir kelimeyi tartarak, kısa ve kuru bir konuşmayla yetindi; kimseye yeni eleştiri malzemesi vermek istemiyordu. Mutafyan, üzerindeki baskıları Ankara'da görüştüğü Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt ve Başbakan Tayyip Erdoğan'a aktarmış olmalı. Daha önce Türk kamuoyu ile paylaştığını önceki akşam ABD başkentinde iyice açığa döktü. Sıkıntı arttıkça, yetkililerin sorumlulukları da artıyor.