Papa'nın yumruğu yersin dediği yerde...

Papa'nın Hazreti İsa gibi diğer yanağı yerine yumruğunu gösterdiği, Papa'nın sözlerine Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın imzasını atabileceği bir dünyadan söz ediyoruz. Ama dahası da var...

Papa Francis’e Charlie Hebdo saldırısını sordular.

Ve Charlie Hebdo çizerlerinin El Kaide’nin 7 Ocak saldırısından kurtulanlarının çıkardığı ilk sayısının kapağını.

Kapakta geleneksel kıyafetleri içinde bir Arap karikatürü vardı. Gözlerinde yaşlarla elinde “Ben Charlie’yim” yazılı bir kağıt tutuyor; saldırının ardından basına saldırılara karşı çıkanların benimsediği bu slogana Müslümanlar dâhil herkesin katıldığını gösteriyordu.

Aslında sempatik bir karikatürdü. Ancak bu karikatürle Hazreti Muhammed’in resmedildiği iması işi değiştiriyordu. Çünkü sempatik olup olmadığına bakılmaksızın, İslam’da Hazreti Muhammed’in resmedilmesi yasaktı, hakaret sayılıyordu.

El Kaideciler, mizah dergisindeki katliamı buna bağlamışlardı.

***

Burada geniş bir parantez açalım:

Dün Fatih Camii’ndeki Cuma namazından çıkan bir grup ellerinde El Kaide’nin ABD komandolarınca öldürülen lideri Usame bin Ladin ve Paris saldırısını yapan Kuaşi kardeşlerin resmi bulunan pankart ve “Ben Kuaşiyim” yazılı kâğıtlarla gösteri yaptılar.

Aynı gün Hürriyet’ten Fevzi Kızılkoyun devletin istihbarat raporlarına dayanarak Irak ve Şam İslam Devleti (IŞİD) örgütü sempatizanı 3,000 kadar Türk vatandaşının listesinin hükümetin elinde olduğu bilgisine ulaştı.

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun hafta içinde duyurduğu ve hükümetin Suriye’den Türkiye’ye dönerek eylem yapmasından korktuğu 500 ila 700 mücahit bu sayıya dâhil değildi; bu nedenle güvenlik güçleri “uyuyan hücrelerin” Paris’teki gibi “uyandırılması” ihtimaline karşı “kırmızı alarma” geçirilmişti.

Suriye iç savaşına fazla dâhil olmanın yan etkileri olup olmadığı sorusunu başka yazıya bırakarak parantezi kapatıp devam ediyoruz.

***

Bir kısmı El Kaide tarafından katledilen dergi çizerleri Hazreti Musa’yı, Hazreti İsa’yı, hatta yaşayan papaları da mizah konusu yaptıklarını söylüyor, bunu ifade özgürlüğü sayıyorlardı; ama Hazreti Muhammed’in çizilmesi Müslümanlık'ta istenmiyordu, Hristiyanlık ya da Musevilik'te değil.

Charlie Hebdo’nun Hazreti Muhammed imasıyla yayınladığı kapağa tepkiler, katledilen karikatüristlere ve basın özgürlüğüne saygı adına fazla köpürmese de söz konusu oldu.

Türkiye’de Cumhuriyet gazetesinin, Charlie seçkisine o kapağı basmamış olsa da iki yazarının, Hikmet Çetinkaya ve Ceyda Karan’ın, köşelerine almış olmaları hem muhafazakâr, dinci ve milliyetçi çevrelerden hem de hükümet çevrelerinden tepki aldı.

Başbakan Ahmet Davutoğlu memleketimizde “Peygambere hakarete izin vermeyiz” diye çıkıştı. (Bu arada Davutoğlu’nun Paris’teki protesto yürüyüşüne katılmasının hem Türkiye içinde, hem de dışındaki dengelerin keskinleşmemesi açısından önemi de sonraki gelişmelerle görüldü, bu da işin diğer yanı.)

O gün, Filipinler’de de Charlie Hebdo protestosu vardı. Malum koyu Katolikler de Papa’nın ve Hazreti İsa’nın hicvedilmesine karşıydı; Latin Amerika’da “Ben Charlie değilim” gösterileri yapılmıştı.

***

Papa’ya işte o sorular Sri Lanka’dan Filipinler'e geçerken uçaktaki gazeteciler tarafından soruldu.

Francis sözlerine “Tepkilerin şiddetle gösterilmemesi gereği doğrudur” diyerek başladı ama tamamlaması pek ilahi değil, dünyevi şekilde oldu.

“Eğer sevgili arkadaşım Dr Gasparri” diye devam etti Papa, hemen yanında duran ve gezilerinin organizasyonunu üstlenen Alberto Gasparri’yi göstererek, “Anneme hakaret edecek olsa, (karşılığında) bir yumruk yiyeceğini de beklemeli.”

Papa, yani Hazreti İsa’nın tokat yediğinde diğer yanağını uzatmasını örnek olarak Hristiyanlara öğretmekle görevli bir numaralı rahip, bunları söylerken yanındaki Gaspari’ye yumruk atıyormuş gibi yapıyordu.

Sözlerin devamı da geliyordu bu arada: “Bu doğaldır. İnsanları kışkırtamazsınız. Başkalarının inancına hakaret edemezsiniz. İfade özgürlüğü ve inanç özgürlüğünün temel haklardan olduğuna inanıyorum. Bu özgürlüklere başkalarınınkini ihlal etmeden sahip olmalıyız.”

***

Kendisine sormuş değilim, ancak sanıyorum Papa’yı 2014 sonlarında Ak Saray’da ağırlayan Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan da karşı çıkmaz, belki altına imzasını dahi atar.
Dahası var. Papa’nın bu sözleri ettiği 15 Ocak günü, Fransa Cumhurbaşkanı François Hollande, “Müslümanlara karşı eylemlerin de Musevilere karşı eylemler gibi” cezalandırılması için çalıştıklarını açıkladı.

Vladimir Putin’in Rusya’sı ise dün çıtayı bir adım yükselterek Hazreti Muhammed karikatürlerinin basılmasını yasakladı.

Şuraya geliyorum: Dünya çağında öyle bir gerilim yükseliyor ki, Papa dahi Hazreti İsa gibi diğer yanağını çevirmek yerine sıkılı yumruğuyla karşılık vereceğini söylüyor.

İfade özgürlüğü ile inanca saygının sınırları üzerine gayet netameli bir tartışma, sınır tanımayan bir terör dalgasının gölgesinde devam ediyor.

Gayet siyasi bir tartışmanın dünyevî değil, dinî temelde yürütüldüğü bu ortamda gelişmelerin ifade özgürlüğünün, hatta inanca saygının genişlemesi yönünde olacağını beklemek fazla iyimserlik olur.

Çünkü herkes kendisine daha geniş açma mücadelesini dinsel aidiyeti ve haklılığı temelinde yürütme eğiliminde.

Dolayısıyla ne yazık ki, hem ulusal düzeylerde, hem de küresel düzeyde siyasetin daha yapıcı ve barışçı bir yöne ilerlediğini söylemek imkânı, en azından mevcut koşullarda bulunmamakta.