Papatya falı

Kabine üyeleri arasında Başbakan'ın bu hafta bakanları değiştireceği inancı yaygınlaşıyor

Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay dün Bakanlar Kurulu toplantısı devam ederken dışarı çıkınca seçimden bu yana hareket arayan siyaset muhabirleri birden heyecanlandı.
Günay son günlerde Erenekon operasyonuna yöntem eleştirilerinde bulunmuş, 12 Mart’a benzetmiş, daha sonra bu açıklamasına bir açıklama daha getirmişti. Acaba Günay, Başbakan Tayyip Erdoğan ile bu yüzden tartışmış ve koltuğunu kaybetmiş olabilir miydi? Ama Günay bir süre sonra Bakanlar Kurulu’na döndü; görüş-mesi gereken bir heyetle toplantı yapıp geri gelmişti.
Günay’ın koltuğunu koruyup koruyamayacağı Başbakan Erdoğan’ın vereceği bir karar.
Erdoğan’ın vereceği kabinede değişiklik kararı, doğal olarak en çok Bakanlar Kurulu üyelerini ve onlardan değişenler olursa yerine geçme ihtimali olan AK Partili milletvekillerini ilgilendiriyor.
Böyle bir değişikliğin bu hafta yapılabileceği yolunda da, gerekçesi tam belli olmayan bir inanç yaygınlaşıyor.
Kimi bu kanıyı 29 Mart seçim sonuçlarını geride bırakıp yeni bir sayfa açmaya hazırlanan Başbakan’ın, IMF ile muhtemel anlaşmaya paralel olarak yeni bir ekip kurma isteğine bağlıyor. Kimi bir dizi reforma odaklanan yeni bir siyasi çizgiyi yeni bir ekiple kurma isteğine. Kimi yedi yıla yakın süredir birlikte çalıştığı ekibinde yorulduğuna inananları kenara alıp kan değişimine gitme niyetine. Kimiyse hafta sonu yapılacak MGK’ya -ki bir gün sonra da Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ’un basın toplantısı var- yeni bir bakanlar listesiyle gitme kararlılığına.
Gerçi Başbakan’ı yakından tanıyanlar, bu tür önemli kararları dış etkilerle değil, kendi ölçüleriyle alacağını vurguluyorlar.
Yine de ismi bizde gizli bir bakan, “Bunları yazanlar Başbakan’ı tanımıyorlar” diyor; “Filan bakan değişecek diye yazılınca onun gideceği varsa da gitmez. Şu karar alınacak diye yazılması o kararın alınmasını bir ay erteler.”
Başbakan’a atfedilen dışarıdan birisi söylediğinde yapacağı varsa da yapmama tutumu, diğer bakanları da etkilemiş olabilir. Bazı önemli üst düzey bürokrat atamalarının aylardır yazıldığı ve aylardır ertelendiğine bakarak bu yoruma varmak mümkün.
Tabii bu tutumu sonsuza dek sürdürmek de mümkün değil. 29 Mart yerel seçimleri, seçmenin taleplerinin bir kısmını dikkate almadan desteği sürekli kılmanın mümkün olmadığını gösterdi.
Aslında yurtdışından Türkiye’ye bakıldığında 29 Mart seçimleri sonrası en çok sorulan sorunun ‘Erdoğan bir daha yüzde 47 desteğe ulaşabilir mi?’ olması bile bir yenilenme ihtiyacına işaret ediyor. Yüzde 47’de Cumhurbaşkanı seçimi tartışması ve e-muhtıra zorlamasının payı vardı. Genelkurmay’ın Başbuğ döneminde siyasete müdahil olmadığı koşullarda ve üstelik ekonomik krzi baskısıyla aynı yüzdenin bir daha yakalanması zor görünüyor.
Erdoğan için şu anda bir sonraki seçimlere kadar mevcut desteği korumak birinci öncelik sayılmalı. Bunun için dahi yeni bir çizgiye ihtiyacı olacak.
O yeni çizgi için yeni ekibe, ya da ekibinde kan değişimine ihtiyacı olacak mı? Olacaksa, bunun için ne gibi ölçüler işleyecek? Bunlara ancak Erdoğan karar verebilir. Ancak Ankara siyaset kulisleri bir değişim beklemekte o kadar da haksız değil.

Kıbrıs’ta dengeler değişti
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde 19 Nisan’da yapılan seçimlerden Derviş Eroğlu’nun Ulusal Birlik Partisi, iktidardaki Cumhuriyetçi Türk Partisi’ne karşı açık bir galibiyetle çıktı.
Ankara’dan yapılan son dakika takviyeleri (bir yandan siyasi destek gösterileri, diğer yandan Ergenekon odaklı yayınlar) Eroğlu’nun kazanmasını engelleyemedi. Taşıma suyla değirmen dönmüyor. Benzeri tertipleri alt ederek iktidara gelen CTP, şimdi muhalefette; demokrasi iktidara seçimle gelmek kadar, seçimle de gitmek galiba.
Şimdi ortada ilginç bir tablo var. Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, şimdiye dek Rum hükümetiyle yaptığı görüşmelerde CTP hükümetinin desteğine güveniyordu. Ona rağmen fazla ilerleme sağlanamıyordu. Cumhurbaşkanı ile Başbakanın ayrı siyasi çizgileri tercih ettiği ortamda Kıbrıs görüşmelerinde ilerleme sağlaması için Kıbrıs Rum Hükümetine, daha doğrusu Rum hükümetinin daha uzlaşmacı davranmasını sağlayacak uluslararası güçlere daha çok iş düşecek.