Paris'te cinayet senaryoları

Bölgede PKK içinde Kürt kökenli ajanları uzun dönem uykuya yatırma imkânına sahip ülkeler var.
Paris'te cinayet senaryoları

Paris’in şehir merkezinde, Kuzey Garı yakınlarındaki Kürdistan Bilgilendirme Bürosu’nda PKK’nın 3 kadın üyesinin 9 Ocak’ta öldürülmüş olarak (10 Ocak’ta erken saatlerde) bulunmasının yankıları genişleyerek devam ediyor.

Henüz bu doğrultuda açıklanmış bir kanıt olmamasına rağmen şüpheler Başbakan Tayyip Erdoğan’ın özetlediği şekilde PKK içi kavga veya Abdullah Öcalan ile görüşmeleri baltalamak amaçlı provokasyon arasında gidip geliyor.

Aslına bakarsanız, Paris cinayetlerinde, siyasi komplo temalı bir polisiyenin bütün unsurları, hatta fazlası var.

Siyasi tema belli; otuz küsur yıl önce NATO üyesi ülkenin (Türkiye) bir parçasını da koparıp henüz olmayan bağımsız bir ülke (Kürdistan) ilan etme hedefiyle kurulmuş gizli örgütün (PKK) bu amaçla gözünü kırpmadan terör yöntemlerini de kullanması ve hükümetlerin de aynı sertlikte karşılık vermesi sonucu bugüne dek kırk binden fazla insan öldürülmüştür. Hükümet, bu işe son vermek amacıyla bir başka NATO üyesinin (ABD) gizli servisi (CIA) desteğiyle 1999’da yakalanıp ömür boyu hapse çarptırılan lideriyle (Abdullah Öcalan) gizli servisi (MİT) aracılığıyla görüşmeler yapmaktadır. Bu görüşmelere, daha önce çöken ilk turdaki gibi olmaması için örgütün yasal zemindeki uzantısı partinin (BDP) katılması da mümkün kılınmıştır.

Tam parti örgütün Irak’taki ve Avrupa’daki varlığını ikna turlarına başlayacağı sırada, Fransa’daki cinayetler işlenmiştir. Öldürülenlerden birisi örgütün kurucu kadrosundan bir kadındır. Sakine Cansız, daha önce örgüt içinde Vejin diye bilinen bir muhalefet hareketine katılmış, kaybetmişti. Yine PKK’nın ağır toplarından nişanlısı Mehmet Şener, o dönem Öcalan ve PKK’ya ev sahipliği yapan Suriye istihbaratının da yardımıyla 1991’de bir örgüt içi infaza kurban gitmiştir. Cansız daha sonra PKK’nın Stalinist ritüellerine göre ‘özeleştirisini vermiş’, örgütün Avrupa kanadında, Almanya, Fransa gibi önemli ülkelerde sorumluluk üstlenmiştir. Örgütün yılda 10 milyon euro civarında ve Türk istihbaratı ve ABD Hazinesi’ne göre uyuşturucu ticareti bağlantılı Avrupa bütçesinin kontrolünde payı vardır. Ama örgütün uzlaşma karşıtı kanadının başında bulunan Suriye Kürdü, Bahoz Erdal takma isimli Fehman Hüseyin ile daha yakın zamanda takıştığı da bilinmektedir.

Bir diğer kurban, üçü arasında poliste sabıkası bulunmayan Fidan Doğan’ın, PKK yönlendirmesindeki Kürdistan Ulusal Kongresi adına NATO üyesi Fransız Cumhurbaşkanı François Hollande dahil üst düzey Fransız isimlerle görüştüğünü, bizzat Hollande tarafından yapılan açıklamayla öğrendik.


Susturuculu bir silah

Tahminlere göre, katil ya da katiller, 7.65 mm. çapında tabanca ya da tabancalar ile 10 el ateş etmişler ve kimse atış sesi duymadığına göre susturucu kullanmışlar. Sonra da kapıyı arkalarından çekip gitmişler. Büroya zorla girildiğine dair bir işaret yok. Burada ilginç bir ayrıntı var. Güvenlik analistlerine göre, geride mermi kovanı bırakmaları ya geride iz bıraktıklarına aldırmayan amatör olduk(lar)ını; ya da tam tersine, geride bıraktıkları balistik izlerle soruşturmacıları o silah(lar)la yapılan başka saldırılara yönlendirmek isteyen tam profesyonel(ler) olduğunu gösteriyor.

Burada, cinayetin işlenme yöntemine dair bir aykırı senaryo söz konusu olabilir. Tabii gerçek kamera kayıtlarından daha iyi anlaşılacak ama örneğin Ankara’daki bir analiste göre, saldırganlar belki de dışarıdan gelmediler, içerideydiler. Cansız ve Doğan’ı, belki de üçüncü kurban Leyla Söylemez aracılığıyla, ‘Başkanlıktan mesaj var’ gibi bir çağrı ile büroya çektiler, öldürüp gittiler.

Bu senaryonun ilk akla getirdiği, PKK içi kavga; bu mümkün. Ama öyleyse bu kavga artık örgütü bölüp içinden belki daha şiddet yanlısı bir yenisini çıkaracak boyuta gelmiş demektir. Türk güvenlik birimlerinin PKK içine zamanında yerleştirdiği ve belki son süreçte kontrol dışına çıkmış ya da çıkmamış ajanlarının bunu yapma ihtimali kâğıt üzerinde mümkündür ama görüşme sürecinin tıkanmasında Erdoğan hükümetinin çıkarı yoktur, zararı vardır; düşük bir ihtimaldir. MİT, Başbakan’ın talimatıyla şimdiden cinayetler üzerine Fransız istihbaratı DGSE ile irtibat içinde çalışmaya başlamıştır. Bir başka ülke ya da grubun PKK içinde uykuya yatırılmış ajanları bunu yapmış olabilir mi? Bu da mümkün. Peki kimin?


Batı ihtimali

Bir NATO üyesi ülkenin, özellikle de ABD ya da Batı Avrupa ülkesinin bu işin arkasında bulunması gerçekten çok şaşırtıcı olur. Çünkü ne Fransa ne müttefikleri Ortadoğu’daki şiddetin sokaklarına sıçramasını istemez; geçmişte yine Fransa’daki ASALA örneği var. Yakın zamana dek Rus gizli servisi akla gelebilirdi ama Irak’ta Gazprom ve diğer Rus enerji yatırımlarının artmasıyla onlar da artık bölgede istikrar arayışında olabilir.

Türkiye’deki pek çok çevre için İsrail olağan şüphelidir; öte yandan MOSSAD’ın PKK içinde böylesine derin sızma ile uykuya yatıracağı ajan yerleştirme imkânı yok denecek kadar azdır. Ayrıca şu sıra, Irak iç savaşın eşiğindeyken bu adımın ne kadar İsrail yararına olacağı su götürür.

Oysa bölgede Türkiye’nin Kürt sorununu halledip iç barışı düzelterek ekonomisini daha da ileri götürmesinden çok memnun olmayacak ve PKK içinde Kürt kökenli ajanları uzun dönem uykuya yatırma imkânına sahip ülkeler vardır. İran ilk akla gelenlerdendir; ama şu sıra ABD, Avrupa ve İsrail’le başı bu kadar beladayken yeni sorunlar ithal etmek istemeyebilir. İran’ın kendi Kürt sorunu da vardır.

Suriye hükümeti ise boğazına dek iç savaşa batmıştır. Yıllarca Suriye’den büyük destek görmüş PKK çizgisindeki PYD militanları, muhalif güçlere karşı Beşar Esed saflarında savaşmaktadır. Muhalif güçlere en büyük destek verenler arasında Türkiye ile birlikte Fransa vardır.
Yine de şüpheyi belli bir aktör üzerine yoğunlaştıracak kanıtlar henüz ortaya çıkmamıştır. Bu esrarengiz hikâyenin sonunu getirecek olan, eğer bir sonu varsa, Fransız polisi olacaktır.