Parti değil, cephe seçimi

22 Temmuz'da seçilecek Meclis, yenilenme değil, çatışma, hesaplaşma Meclis'i olacak. Yenilenme, erken seçimle oluşacak sonraki Meclis'e kalacak.

22Temmuz seçimleri için aday listeleri belli oldu. Öyle anlaşılıyor ki, AK Parti dindar ve muhafazakâr oylarla laik, (ekonomide) liberal ve soldan isimleri, CHP'de laik ve cumhuriyetçi oylara yine ekonomide liberal, gelenekçi ve sağdan isimleri Meclis'e taşımayı hedefliyor.
Bu duruma bakınca ilk saptamayı şöyle yapmak mümkün: 22 Temmuz seçimlerinde sağdan ve soldan merkeze doğru bir hareketlilik, yığılma var.
Bu durumu yığınak olarak da adlandırmak mümkün.
Çünkü gerek AK Parti, gerek CHP siyasetin merkezinde bir çatışma için adeta yığınak yapmış görünüyorlar. Bunda Mehmet Ağar ve Erkan Mumcu'nun eşine az rastlanır bir hatalar zinciriyle merkezin sağındaki meydanı boşaltmış olmalarının da payı var.
Ancak boşa çıkan DYP-Anavatan girişimi olmasaydı da, gerek Tayyip Erdoğan, gerek Deniz Baykal, neredeyse bir yıla yakın bir süredir, genel seçimlerde izleyecekleri siyasetin partizan siyaset olmayacağının işaretini her fırsatta vermişlerdi.
Şimdi, hâlâ sosyal demokrat olduğunu vurgulayarak AK Parti'de liste yıldızı olan Ertuğrul Günay ve hâlâ merkez sağcı olduğunu vurgulayarak CHP'de liste yıldızı olan İlhan Kesici olgularıyla karşı karşıyayız.
Bu durumda ikinci saptamayı yapabiliriz: Gerek AK Parti, gerek CHP, 22 Temmuz seçimlerine bildik anlamda parti değil, cephe olarak hazırlanıyorlar. Siyasette cephe örgütlenmeleri; 1- Geçicidir, 2- İttifakları zorunlu kılar, 3- İttifak için yüzde 100 uyum değil, geçici hedefte amaç birliği yeterlidir, 4- Amaca ulaşmak için (siyaseten) yırtıcılığı esas alır.
Bu açıdan bakıldığında AK Parti ve CHP listelerinin parti değil, cephe mantığıyla hazırlandığı görülebilir.
Listeler partizan değil, pragmatist. Birkaç gün önce Yeni Şafak'ta Yasin Doğan'ın bir başka açıdan yansıttığı gibi, her iki parti de bu seçimi parti programları, aday listeleri ve seçim vaatleriyle değil, ideolojik tercihler zemininde karşılamaya, ya da karşılaşmaya hazırlanıyor.
Çünkü listelerin icraat mantığıyla değil, çatışma (eski dille, müsademe) mantığıyla oluşturulduğu görülüyor. Her bir ismin bu müsademede bir işlevi var, tıpkı bir satranç oyunu gibi.
Örneğin CHP'den yeniden aday gösterilen Şükrü Elekdağ'ın işlevinin Meclis'i açılış gününde en yaşlı üye sıfatıyla yönetmek ve cumhurbaşkanlığı seçimi konusunda 1- AK Parti'nin bir oldubittisine izin vermemek, 2- Fırsat düşerse bir oldubittiye zemin vermek olduğu yorumu yapılabilir.
Cumhurbaşkanlığı seçimi 22 Temmuz'da oluşacak Meclis'in içerideki ve en büyük çatışma alanı ve amacı olacak denebilir.
22 Temmuz Meclisi'nin dışarıda ve ikinci büyük çatışma alanının ise PKK-Irak-ABD üçgeninde yaşanacağı şimdiden söylenebilir.
Dün Ankara'da üst düzey bir toplantıya sahne olan Avrupa Birliği ile ilişkilerin 22 Temmuz Meclis'inin yakıcı öncelikleri arasında olmadığı da anlaşılıyor.
Burada önemli olan, bu iki çatışma konusunu, muhtemelen sancılarla geride bırakabilirse, 22 Temmuz Meclisi'nin ilşlevini tamamlamış olacağı ve yine muhtemelen erken seçime gideceği beklentisidir. Yakın zamanda daha Meclis oluşmadan erken seçim beklentisine yol açan bir seçim görülmemiştir.
Sürprizlere ve hayal kırıklıklarına gebe 22 Temmuz seçimi, temel olarak AK Parti ve CHP arasında geçecek. Seçimlerde MHP'nin de yüzde 10 barajını aşarak Meclis'e girme ihtimali var. Ancak bu asıl çarpışmanın iki parti arasında geçeceği tahminini etkilemez. Meclis'in iki buçuk ya da üç buçuk (buçuk derken, yüzde 10 barajını aşamasa da bağımsızlardan grup kurma ihtimali bulunan DTP kastedilir oldu siyaset lisanında) partiden kurulması arasında ciddi farklılıklar da yabana atılmamalı.
Bu noktada üçüncü saptama yapılabilir:
22 Temmuz Meclisi'nin Türk siyaseti açısından bir yenilenme Meclis'i olması beklenemez. Ne partilerin hazırlığı, yığınağı açısından, ne ülkenin ve bölgenin içinde bulunduğu genel siyasi durum açısından bunu söylemek mümkün. 22 Temmuz Meclisi çatışma, daha doğrusu hesaplaşma Meclis'i olacak. Bildik siyasi yapıların çözülüşüne de bu Meclis'te tanık olabiliriz. Hesaplaşma kazasız belasız yaşanır ve işlevsiz kalan siyasi yapıların çöküşü gerçekleşirse, muhtemelen bir erken seçimle oluşacak bir sonraki Meclis'te siyasetin yenilenmesi, restorasyonu fırsatı yakalanabilir.