Pişmanlık yasası çözüm getirir mi?

Çözüm yalnızca pişmanlık yasasında aranıyorsa, bu askerlerin de kabul ettiği başarısızlıktan ders alınmadığını gösterir.

Başbakan Tayyip Erdoğan PKK'lıları nasıl dağdan indirmeyi düşündüğüne ilişkin dün biraz daha ipucu verdi. Konuyu hafta başında pazartesi Bakanlar Kurulu'nda, salı akşamı da AK Parti Merkez Yürütme Kurulu'nda karar alıcı ekibiyle tartışan Başbakan, anlaşılan yeni bir yasa yapmaktan yana değil. Ama kamuoyunda pişmanlık yasası olarak da bilinen Türk Ceza Yasası'nın 221'inci maddesinde bazı 'esneklikler' yapılabileceğine inanıyor. Esnekliklerin yasada değişiklik yoluyla mı olacağı, yönetmelikle mi düzenleneceği, ya da uygulamaya dönük mü olacağı (eğer öyleyse kimi, neye, nasıl ikna edeceği) belli değil. Başbakan bu konuda Genelkurmay'la birlikte çalışacaklarını söylüyor, aynı zamanda muhalefetten katkı bekliyor.
Muhalefetin tutumu kısmen belli. CHP lideri Deniz Baykal, bu hazırlıklara karşı olduğu gibi, 'ABD'nin planı' olarak niteleyerek, Genelkurmay'ı da buna ortak olmamaya, yani hükümete karşı durmaya çağırıyor. MHP'nin tutumunu bugün Devlet Bahçeli'nin ağzından duyacağız, ama onun da Baykal kadar sert bir karşı çıkış sergilemesi sürpriz olmaz.
Baykal'ın hükümete 'ortak olmamaya' çağırdığı Genelkurmay pek kolay bir durumda değil.
Bunu önceki gün Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt'ın ve İkinci Başkan Orgeneral Ergin Saygun'un terörizm sempozyumundaki sözlerinden çıkarmak mümkün.
Bahar aylarından itibaren PKK ile askeri mücadele için tam yetkili olmadığından yakınan Genelkurmay, şu anda Meclis yetkisine de, hükümet direktifine de, ne kadar etkin olduğunu bilemediğimiz ABD istihbarat desteğine de sahip. Dolayısıyla muhalefetin 'Neden bir şey yapılmıyor' sorusunun muhatabı giderek hükümet olmaktan çıktı. Zaten Baykal, CHP'nin son zamanlarda askere yönelttiği ilk eleştirisinde, dolaylı ve usturuplu biçimde bu duruma dikkat çekti.
Askerlerin bu hâl ve şart altında önceki gün çizdikleri tablo ise parlak değildi. İnsan hakları gibi kavramlara, siyaset ve terörle mücadelede kullanım değeri açısından bakışları bir yana, mücadelede psikolojik üstünlüğü yer yer kaptırdıklarını söylemeleri aslında ciddi bir özeleştiri sayılmalı. Bu en az Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral İlker Başbuğ'un '23 yıldır dağa çıkışları durduramadık' demesi kadar ciddi bir özeleştiri. Zaten Başbuğ daha sonraki bir açıklamasında bu konuda topyekün devlet çalışması gerektiğini söylemişti.
Bu gelişmeler Başbakan'ın dünkü demeciyle aynı doğrultuda görünüyor.
Ancak sorumuzu sormamıza engel değil: PKK ile mücadelenin çözümü, esnekleştirilmiş bir pişmanlık yasasıyla şu anda dağda olanları şehire indirmek midir? Bunu yapabilmek az bir başarı olmayacaktır kendi içinde; bir insanın daha ölmemesi için dahi harcanan çaba değerlidir. Ancak bu çaba Türkiye'nin PKK ve terör eylemlerini kontrol altında tutulabilir düzeye indirmesine yetecek mi?
Soru şu nedenle gerekli: Kürt sorunu, Kürt ayrılıkçılığı ve terörle mücadele bağlamında PKK birbiri içine geçmiş sorunlar olsa da aynı sorun değildir.
Örneğin, Türkiye'de hâlâ bir Kürt sorunu olduğuna inanan çok kişi var; ben de onlardan biriyim. Buna inanmak için ne Kürt, ne Kürtçü olmak gerekiyor. Yani çözüm için yeni adımlar bekleyen bir Kürt sorunu olduğuna inanan herkes Kürtçü değil. Keza, Kürt ayrılıkçısı olan herkes de terörist değil. Diyelim Şerafettin Elçi gibi, ya da Abdülmelik Fırat gibi, Kemal Burkay gibi federatif yapıdan yana olan, ama şiddet eylemlerine karşı duran, açıkça kınayan ve aralarına mesafe koyan Kürt siyasetçiler var. Halkanın sonunda terör eylemlerine, PKK'ya ve PKK'nın terör eylemlerini kınamayı kendilerini inkâr sayan DTP'ye geliyoruz.
Dolayısıyla çözümü yalnızca PKK'yı dağdan indirmekte ve belki yenilerini oraya çıkarmamakta aramak, en son askerlerin de kabul ettiği çeyrek asırlık başarısızlıktan yeterince ders alınmadığını gösterecektir. Şu an böyledir demiyorum. Çünkü hükümetin ve askerlerin elindeki kartların tamamını göremiyoruz. Eğer sorun kapsamlı bir şekilde kademelendiriliyor ve her kademe kendi sınırları içinde değerlendirilmek üzere, pişmanlık yasası bunun yalnızca terörle mücadele bağlamı içinde alınacak bir önlem olarak görülüyorsa, o zaman daha ciddi bir tartışma ve çözüm ihtimalinden söz edilebilir. Aksi takdirde, çabalar ne yazık ki boşa çıkacaktır. Hükümetin de, askerin de bu konuda azami dikkati göstermesi bu nedenle de önemlidir.