PKK-Hükümet: Savaşa mı devam, konuşmaya mı?

Ocak-Şubat ayları, Kürt çözüm sürecinde belirleyici olacak. Çözüm için iyi niyet taşıyan herkesin daha da dikkatli olması gerekecek.

Hükümet ve HDP son günlerde Kürt çözüm sürecinde yeni bir aşamaya dair iyimser açıklamalar yapıyor ancak, Güneydoğu'da gerilimin arttığına dair yeni haberler de devam ediyor.

Dün Uludere’de HDP öncülüğünde toplanan binlerce kişi üç sene önce kaçakçılıkla geçinen 34 köylünün PKK’lı sanılarak jetlerle vurulduğu “Roboski katliamı” sorumlularının hala yargı önüne çıkarılmamasını protesto etti.

Protstocular (dönemin başbakanı) Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ve Genelkurmay Başkanı Necdet Özel aleyhine sloganlar attı.

Ama önceki gün Cizre’den gelen haberler henüz PKK ile diyalog süreci 2012’de yeniden başlamadan önceki sürece dair değildi. Tersine, az önce değindiğimiz gibi sürecin son aşamasına gelindiği açıklamaları yapıldığı sırada patlamıştı.

***

Resmi açıklamalara göre, PKK ve Hizbullah geriliminde silahların konuşmaya başlaması sonucu 3 kişi öldürülmüş, en az altı kişi yaralanmıştı.

PKK ile benzer tabanı paylaşan HDP çatışmanın önce Hizbullah tarafından başlatıldığını, Hizbullah ile aynı tabanı paylaşan Hüda-Par ise PKK’nın saldırdığını öne sürüyordu.

Pazar günü hükümete yakın gazeteler, olayları PKK’nın “Müslümanları bastırma” çabası olarak gösterirken, eleştirel olanlar “Devlet güvenlik güçleri nerede?” diye sordu.

Başbakan Ahmet Davutoğlu, dün “Kışkırtıcılar yakalandı” diye açıkladı.

Cizre olayı Davutoğlu’nu herkesten fazla tedirgin etmiş olmalı; PKK ve Hizbullah arasındaki son gerilim 6-7 Ekim günlerinde 40’tan fazla cana mal olmuştu. Davutoğlu, bu olayların ardından “Süreç önemli ama kamu düzeni pahasına değil” diyerek istihbarat, polis ve askere sıkıyönetim dönemlerini andıran yetkiler öngören bir paketi Meclis’e getirmişti.

***

Aslında PKK’nın Kandil’deki karargahında hükümetin kendilerini 7 Haziran 2015 seçimlerine dek “havuç” siyasetiyle “oyalayıp”, seçimden sonra yeniden “sopa” siyasetine döneceği asabiyeti Hükümetin bu yeni “kamu düzen,” girişimi ardından artmıştı.

HDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş’ın Rusya’daki bir Amerikan kuruluşunda yaptığı “diyalogun” on gün içinde (yani 2015’in ilk iki haftasında) “müzakereye” dönüşebileceği açıklaması gerçekten de sürecin dışarıdan müdahalelere, kışkırtıcı eylemlere eskisinden de açık bir dönemine girildiğini gösteriyordu.

Yani, önümüzdeki haftalar, ya da aslında Ocak-Şubat ayları, Kürt çözüm sürecinde belirleyici olacak. Çözüm için iyi niyet taşıyan herkesin daha da dikkatli olması gerekecek.

***

Bugünlere bakarken geçmişte yaşananları unutmamak gerekiyor.

Bundan 21 yıl önce, 1993’de siyasi çözümün kıyısında dolaşırken 33 silahsız erin şehit edilmesiyle nasıl sürecin çöktüğünü mesela hep akılda tutmak gerekiyor.

O zaman Türkiye, Hazar petrolünü Rusya ve İran rotalarına alternatif olarak topraklarından geçirecek bir büyük proje üzerinde çalışıyordu. O saldırı ardından Azerbaycan’da darbe, proje iptali sözkonusu oldu ve Bakü-Tiflis-Ceyhan hattı, daha kuzeye çekilmiş bir rotadan, ancak Abdullah Öcalan’ın 1999’da yakalanması ardından ABD’nin bastırmasıyla mümkün olabildi.

Bugün de Türkiye yeni enerji rotaları üzerinde çalışıyor. Azerbaycan’dan Avrupa’ya gaz hattı (TANAP), Irak’tan (Kürdistan Bölgesel Yönetimi kaynakları dahil) gelecek yeni petrol ve gaz rotaları, Akdeniz’de İsrail ve Kıbrıs açıklarında en kolay yolu Türkiye’den çıkış olan, ama siyasi tıkanıklık yaşayan gaz yatakları, şimdi Ukrayna nedeniyle Rusya ile düşünülen yeni projeler ve o arada kangren olmak üzere koca bir Suriye meselesi...

***

Kürt barış süreci işte bu birbirinin içine geçmiş siyasi çelişkiler yumağı içinde çözüme ulaşmayı bekliyor.

Bundan kârı ve zararı olan pek çok ülke, grup olabilir. Ortadoğu’nun bir ateş çemberine dönüştüğü şu günlerde herhalde kimse elini kolunu bağlayıp gelişmeleri seyretmiyordur, değil mi?

O nedenle PKK ve hükümet arasındaki ilişkinin “savaşa devam” yönünde mi, “konuşmaya devam” yönünde mi olacağı, sadece Türkiye’nin barış ve kalkınması bakımından değil, bölgenin geleceği bakımından da önem taşıyor