PKK'ya karşı ABD desteği sürüyor

Öyle anlaşılıyor ki, görüşmek isteyen ABD Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice değil, Dışişleri Bakanı Ali Babacan olmuştu. Babacan'ın çarşamba...

Öyle anlaşılıyor ki, görüşmek isteyen ABD Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice değil, Dışişleri Bakanı Ali Babacan olmuştu. Babacan'ın çarşamba akşam saatlerinde yaptığı görüşme talebinin yanıtı geç saatlerde, Babacan konutuna çekildikten sonra geldi.
Görüşmenin birkaç amacı vardı. Öncelikle, Türkiye geçtiğimiz hafta Irak içlerindeki Kandil ve diğer bölgelerdeki PKK kamplarına yönelik askeri operasyonu, ABD'nin işbirliği konusunda verdiği sözleri tutması sayesinde icra edilebilmişti. Bundan duyulan memnuniyetin söylenmesi ve devamının beklendiğinin bildirilmesi yerinde olacaktı.
İkincisi, hava harekâtında sivillerin hedef alındığı doğrultusunda hem PKK'dan, hem de Irak Kürt liderliğinden, özellikle de Mesud Barzani'den kaynaklanan kampanyaya resmi ağızdan karşılık vermek, ABD'nin desteğini
etkileyip etkilemediğini anlamak gerekiyordu. Gerçi ABD yan çizmemişti. Hava harekâtının ertesi günü Vaşington'dan gelen açıklamalarda, sivil kayıpların bir trajedi olduğu, ancak Türk harekâtının sivil yerleşimleri hedeflemediği açık bir dille ifade edilmişti.
Ne de olsa uydu istihbaratının tamamını ve uçak istihbaratının bir kısmını veren ABD idi ve kendilerine Ankara tarafından haber verildiği andan
itibaren muhtemelen Genelkurmay Başkanı Yaşar Büyükanıt gibi, hatta ondan daha geniş imkânlarla bütün operasyonu yukarıdan 'canlı yayından' izlemişlerdi. Yani neyin ne olduğunun Amerikalılar farkındaydı. Kaldı ki Rice, Irak'tan dönüşünde salı gecesini İncirlik'te geçirmiş ve harekât konusunda daha ayrıntılı bilgiler almıştı. İncirlik Irak harekâtında kullanılan Türk tanker uçaklarının üssüydü, aynı zamanda ABD'nin
Irak'a ve Afganistan'a lojistik desteğinin yüzde 60'ından fazlasının geçtiği ana istasyondu.
Ayrıca, Barzani'nin, harekâtın ABD izni olmaksızın gerçekleşmesinin mümkün olmadığını söyleyerek Bağdat ve Kerkük'ü ziyaret eden Rice ile görüşmeyi reddetmesine rağmen, Rice Irak'tan ayrılmadan önce düzenlediği basın toplantısında PKK'nın Türkiye'nin olduğu kadar ABD ve aslında Irak'ın da düşmanı olduğunu bir kez daha vurgulamıştı. Öyle ki, basın toplantısını birlikte yaptığı Barzani'nin sağ kolu ve şimdi Irak Dışişleri Bakanı Hoşyar Zabari dahi Türkiye'yi protesto söylemini yumuşatmıştı. Ancak Rice bu basın toplantısında Türkiye'nin PKK'ya karşı mücadelesinde sivil kayıplar konusunda daha dikkatli olmasının beklendiğini vurgulamıştı. Mücadele ve işbirliği devam edeceğine göre, bu kayıt ciddiye alınmalıydı.
Nitekim Babacan'ın Rice ile görüşmesinin bu iki konu üzerinde yoğunlaştığı anlaşılıyor. Babacan'ın Türkiye'nin işbirliğinden memnuniyetini ve devamı beklentisini ifade etmek dışında bir konuyu daha gündeme getirdiği anlaşılıyor. O da Irak Kürt liderliğinin PKK ile mücadele konusunda beklentileri karşılamadığı, tersine PKK propagandasına yardımcı olmayı sürdürdüğü konusu. Bu arada Babacan'ın Türkiye'nin harekâtta sivil kayıplar konusuna bakışını da anlattığını anlıyoruz. Zaten dünden beri Türkiye Kurban Bayramını yaşıyor ama, Türkiye'nin özellikle Batı dünyasında görevli diplomatları birkaç gündür, Barzani kanalıyla yürütülen propagandaya karşı kampanya yürütüyorlar; amacın bu olmadığını, Barzani'nin daha düne kadar harekâta hedef olan bölgeyi 'No man's land', yani insansız bölge olarak tanımladığını anlatmaya çalışıyorlar.
Babacan'ın Rice ile görüşmesinin neticesi şu: ABD'nin PKK'ya karşı son operasyonda verdiği destek, harekât sonrası tepkilere rağmen aynen devam ediyor. Dün görüştüğüm yetkili bir Amerikan kaynağından aldığım bilgi bu.
Bir bilgi daha var: ABD Dışişleri Bakanı, Türkiye'nin bu kapsamda harekatlara bir daha kalkışmasının pek hoş karşılanmayacağı konusunda bir uyarı, bir telkin, bir imada bulunmuş muydu? Öğrenebildiğimiz kadarıyla, hayır. Ancak şöyle bir açı da var: PKK'ya karşı operasyonlar, üstelik etkili sonuçları ortaya çıktıkça, Başbakan Tayyip Erdoğan'ın üzerindeki kamuoyu baskısını hafifletecek gelişmeler. Bu gelişmeler Erdoğan'ın (dağdan indirme planı dahil) sözünü ettiği siyasi, sosyal, ekonomik ve diğer alanlardaki adımlarını atmaya başlamasını sağlayacak mı? Türkiye'deki pek çok kişi gibi, ABD yönetimi de bunu gözetiyor.