PKK'ya nokta harekât seçeneği

Kuzey Irak'a topyekün bir askeri harekat ihtimaline tepkiyle yaklaşacak olan Avrupa ve ABD; PKK saldırılarına sınırlı yanıta fazla tepki vermeyebilir.

Martin Schulz, Avrupa Parlamentosu Sosyalist Grup Başkanı. Alman siyasetçi, hafta başından bu yana Ankara'da temaslarda bulunuyor. Pek çok konuyu anlamaya çalışıyorlar, ama en çok da Türkiye'nin Irak'a bir sınır ötesi harekâta kalkışıp kalkışmayacağını, hal böyle ise kapsam ve muhtemel sonuçlarını kestirmeye gayret ediyorlar.
Dün Schulz ve (aralarında deneyimli Avusturyalı siyasetçi Hans Swoboda'nın da bulunduğu) heyetiyle kahvaltıda görüşme imkânı bulduk.
Türkiye'ye gelmeden önce Türk Silahlı Kuvvetleri'nin Meclis'ten çıkacak tezkere ile birlikte Irak topraklarına topyekûn gireceği ve orada belli bir alan tutacağı (askeri deyimle işgal harekâtına gireceği) varsayımında bulunan Schulz, dün ikili ihtimal hesabı yapıyordu. Birinci senaryo, yine Türkiye'nin topyekûn harekâtı. İkinci senaryo ise, bugün Meclis'te görüşülecek hükümet tezkeresinde de açıkça yazıldığı üzere, PKK'nın saldırması durumunda, PKK'ya yanıt vermek üzere ve PKK üsleri ve çevresine düzenlenecek nokta cezalandırma harekâtı.
Sosyalist siyasetçi bu ihtimal üzerine, ilgi çekici bir yorumda bulundu: "Terörist saldırıya cevap niteliğinde nokta harekâta da tepki gösteren olur, ama bu Türkiye-AB ilişkilerinde ciddi soruna yol açmaz. Makul sınırlar içinde anlayışla karşılayan dahi çıkar. Ama topyekûn bir harekât, Türkiye-AB görüşmelerini kopma noktasına götürebilir."
Aslında hükümet tezkeresi gerek iç, gerek dış dengeler bakımından dengeli bir çerçeve çiziyor denebilir.
Böyle bile olsa, PKK saldırılarına yanıt verme niyeti de taşısa, PKK'nın artık bu operasyonlara karşı her türlü psikiolojik hazırlığa giriştiği, örneğin kamplarında sadece kadın, çocuk ve fotoğrafçıları bırakarak, işte Türkiye sivilleri vuruyor kampanyasını yürütmek isteyeceği mutlaka hesaba katılıyordur.
Dün Ankara'ya gelen Irak Başbakan Yardımcısı Tarık El Haşimi, PKK'ya cevap niteliğinde de olsa sınır ötesi harekât istemediklerini, diplomasiyle çözüm istediklerini söyledi. Türkiye bu sözleri son iki yıldır duyuyor ve değişen bir şey olmuyor. Avrupalı Sosyalist Schulz dahi, dünyada hiçbir hükümetin halkına karşı işlenen bu terörist saldırılara seyirci kalamayacağı görüşüne katılıyor. Madalyonun diğer yüzünde ise, Türkiye'nin PKK ve Barzani tarafından Irak tuzağına çekilmesi ve ABD ve AB ile zaten kötü giden ilişkileri daha da kötüleştirmesi ihtimali var.
Neyse ki, şu sıra Ankara'da esen rüzgârlar, gerek askeri, gerek sivil kanatta, hükümetin temkinle hareket ettiği, kışkırtmanın farkında olunduğu izlenimi veriyor.
Muhtemelen bu akşam saatlerinden itibaren hükümetin elinde PKK yeniden saldırdığı an askeri Irak'a nokta operasyona sevk edecek Meclis yetkisi olacak. Türkiye'nin de sahneye çıkacağı yeni perde asıl o zaman açılacak.

* * * * *
Sosyalistler CHP ile görüşemedi
Ankara'da önemli temaslarda bulunan Avrupa Parlamentosu sosyalist grup heyeti, Başbakan Tayyip Erdoğan başta olmak üzere hükümet üyeleriyle, Meclis Başkanı Köksal Toptan ile, Meclis'te AK Partili Dış İlişkiler Komisyonu Başkanı Murat Mercan ile ve AK Parti'nin dış işişkilerden sorumlu genel başkan yardımcısı Egemen Bağış ile görüştüler.
Schulz'a "Peki CHP ile görüştünüz mü?" diye sordum. Öyle ya CHP, Sosyalist Enternasyonal üyesi idi ve Avrupalı sosyalistlerin Türkiye'deki doğal muhataplarının da CHP olması düşünülürdü.
"Görüşmek istedik" dedi Schulz; "Hem Deniz Baykal, hem de Onur Öymen ile görüşme başvurusu yaptık. Ancak Baykal'ın Ankara dışında, Öymen'in ise ülke dışında olduğu söylendi. Ama yine de sosyal demokrat bir görüş aldık. Haluk Koç ile görüştük. Ama anladık ki, o da parti içi muhalefet yürütüyormuş."
Haluk Koç kısmı dışında, Schulz'un söylediklerini dün CHP kaynaklarından da doğruladım. Gerçekten de 15 ya da 16 tarihleri için istenen randevulara, aynen Schulz'un gerekçeleriyle yanıt verilmemiş.
Bildiğimiz kadarıyla Baykal önceki gün Ankara'daydı. Dün de Anayasa oylamaları bitene dek Ankara'daydı. Bu önemli heyete, tıpkı Başbakan Erdoğan'ın ayırdığı gibi kısa da olsa zaman ayırabilecek durumdaydı.
Bilmiyorum Baykal bu randevu talebinden ve bu randevunun öneminden gereğince haberdar edildi mi? Çünkü bunlar önemli görüşmeler ve bu görüşmeleri yapmamakla kaçan fırsatlar, yalnız CHP için değil, Türkiye için de kaçan fırsatlar.